Ülkede vergi adaleti terazisi bir kez daha sarsıldı. Bir kefede yabancı sermayeye, kayıtdışı servete sağlanan sıfır vergi muafiyetleri, diğer kefede ise daha ücretleri cebine girmeden milyarlarca liralık vergi ve enflasyon kıskancında ezilen işçi sınıfı var.
4 Haziran’da yürürlüğe giren 7582 sayılı kanunla yurtdışından ülkeye sokulacak servetlere ve “nitelikli merkezlere” sıfır vergi kapısı açılırken DİSK-AR raporları işçinin daha yılın ilk aylarında milyarlarca liralık gelir vergisi faturasıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Ülkede vergi adaleti terazisi bir kez daha sarsıldı.
Sermayenin dostu tek adam rejiminin geçen hafta yasalaştırdığı yeni düzenleme, sermaye ve kayıt dışı varlıklar için adeta bir “vergi cenneti” konforu sunuyor. Yurtdışındaki para, altın ve dövizini Türkiye’ye getirenler için standart vergi yüzde 5 olarak belirlense de, bu varlıklerin 5 yıl boyunca Devlet İç Borçlanma senetlerinde (DİBS) tutulması taahhüt edilirse vergi oranı yüzde 0’a düşüyor. Üstelik bu kişilere 20 yıl boyunca yurtdışı kazançları için gelir vergisi istisnası tanınıyor ve hiçbir vergi incelemesi yapılmayacağı güvence altına alınıyor. dıșı kazançları için gelir vergisi istisnası tanınıyor ve hiçbir vergi incelemesi yapılmayacağı güvence altına alınıyor.
EMEĞİN PAYINA DÜŞEN
Bordrolu çalışan, emeğiyle geçinen milyonlarca emekçi ise daha cebe girmeden kesilen gelir ve damga vergilerinin en büyük mükellefi. DİSK-AR tarafından yayımlanan mayıs ayı Ücret Kayıpları İzleme Raporu, ülkedeki adaletsiz vergi dilimlerinin ve enflasyonun faturasını çarpıcı rakamlarla gözler önüne serdi. Emekçi beş ayda yarım trilyon liraya yakın gelir ve damga vergisi ödedi.
Rapora göre, 16,7 milyon sigortalı işçinin 5 aylık toplam vergi ve enflasyon kaybı 889 milyar 991 milyon lirayı buldu. Bu kaybın 431,2 milyar lirası doğrudan adaletsiz vergi ve kesintilerden kaynaklanıyor. Ortalama bir işçi, ayın en az 12 gününü hiç ücret almamış gibi sadece vergi, kesinti ve enflasyon erimesi için harcıyor.
BÜYÜK MÜKELLEF
Emeğiyle geçinen milyonların vergi yükü, dolaylı vergiler hesaba katıldığında daha belirgin hale geliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre bu yılın ilk dört ayında bütçenin toplam vergi gelirlerinin yüzde 44,77’si katma değer vergisi (KDV) ve özel tüketim vergisi (ÖTV) ile elde edildi. Yurttaşın tüketim kalemlerinden alınan dolaylı vergilerin toplam içindeki payı yüzde 61 seviyesindeyken sermayedarların ödediği kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 10,19’da kalıyor. Beyana esas kurumlar vergisinde beklenen tutarın yalnızca yüzde 7,42’si toplanabildi.
Emekçinin eline geçmeden bordrolarından kesilen vergiler de toplam gelir vergisinin yüzde 89,15’ini oluşturdu. Emeğiyle geçinen milyonlar, zengin azınlık için vergi cenneti haline getirilen ülkede bütçeyi vergileriyle besliyor. Saray rejiminin bütçe planlaması, ülkede servet yerine emeğin vergilendirildiğini açıkça itiraf ediyor. Her yıl hazırlanan bütçe tekliflerinde ile kurumlar vergisi adeta yarışıyor. 2026 yılı bütçe gerekçesinde de belirtildiği gibi iktidar, bu yıl 3 trilyon 517 milyar TL gelir vergisinin yanında sadece 1 trilyon 613,2 milyar TL kurumlar vergisi toplamayı hedefliyor.