Babası onun adına FC Barcelona ile sözleşme imzaladığında Messi 13 yaşındaydı. Peçete kağıdı üzerine yazılan bu anlaşmaya göre aile Arjantin’in Rosario kentinden İspanya’ya taşınacaktı. Kulüp ayrıca, 1.40 boyundaki yetenekli çocuğun normal bir boya ulaşabilmesi için hormon tedavisini de karşılayacaktı. Messi ailesi havaalanına giderken takside gözyaşlarına boğuldu. Onlar da Arjantin’in uzun süredir devam eden ekonomik çöküşünden kaçan göçmenler ordusuna katılıyorlardı.
Ya İspanya’yı seçseydi?
Şu anda 39 yaşında olan Messi, o günden beri ülkesinde hiç yaşamadı. Barcelona’da geçirdiği 20 yılın ardından şu anda Inter Miami’de forma giyiyor.
Ancak bu göçmen, futbol sahasının ötesinde bile ülkesinin simgesi haline geldi. Neredeyse tüm yaşıtlarının emekli olduğu bir yaşta, bu Dünya Kupası’nda şu ana kadar sekiz gol attı, Arjantin’in üst üste ikinci şampiyonluk mücadelesine öncülük ediyor. Bu pazar günü New Jersey’de üçüncü Dünya Kupası finaline çıkacak; üstelik bu kez hayatının yarısını geçirdiği ülke olan İspanya’ya karşı.
Birçok göçmen gibi Messi de geride bıraktığı yerle özdeşleşiyor. İspanya, onu kendi gençlik takımlarında oynaması için ikna etmeye çalışmıştı ki kabul etseydi pazar günkü finalin gidişatını değiştirebilirdi. Ancak o sadece Arjantin için oynamak istedi. İspanyolcasındaki Arjantin aksanını da hep korudu.
“Pibe”
Saçları saksı gibi tıraş edilmiş çocuk, 2005’teki ilk milli maçında 45 saniye içinde kırmızı kart görerek milli kariyerine hiyerarşinin en altından başladı. Basel’de Hırvatistan’a karşı oynadıkları hazırlık maçının ardından Arjantin Futbol Federasyonu, onu EasyJet ile Barselona’ya geri gönderdi. Ancak parlak yeteneği gözden kaçacak gibi değildi. Arjantinlilerin “pibe” dediği türden bir çocuktu; doğuştan gelen bir top sürme becerisi vardı. Ayrıca olağanüstü bir öngörüsü ve kısa adımları sayesinde rakiplerinden daha hızlı yön değiştirme yeteneği…
Hakkındaki en bariz karşılaştırma, 1986 Dünya Kupası’nı neredeyse tek başına Arjantin’e kazandıran bir başka “pibe” olan Diego Maradona ile yapılacaktı. Ancak Maradona’nın saha dışında çılgın bir şiirsel tarafı vardı. Tangolar söyler, ulusun duygularına tercüman olurdu. Eliyle attığı bir gol ve muhteşem bir slalom golle İngiltere’yi yendikten sonra, bu zaferin Falkland Savaşı’nın intikamı olduğunu söylemişti. Maradona, savaşta İngilizler, askere alınan Arjantinli gençleri “küçük kuşlar gibi öldürdü” diyecekti.
Messi’nin Arjantin klanı
Messi ise suskun ve içine kapanık biri. Maradona Buenos Aires’in dışındaki bir gecekondu mahallesinde büyürken Messi neredeyse toplumun dışında, bir aile klanının içinde, Barcelona futbol akademisinin bir ürünü olarak yetiştirildi. Ancak İspanya’da yaşamasına rağmen ebeveynleri, kardeşleri ve Rosario’daki çocukluk günlerinden tanıdığı eşi Antonela’dan oluşan Arjantinli bir klandı bu.
Messi ve Antonela, üç oğullarını Barcelona’nın dışındaki sakin Castelldefels kasabasında büyüttü. Messi, Camp Nou stadyumunda yıldız gibi parıldadıktan sonra, gece yarısı boş otoyoldan eve dönerdi. Üç gün sonra, aynı şeyi tekrar yapardı.
“Pecho frío”
Ancak yıllarca Arjantin için aynı performansı sergileyemedi. Bunun bir nedeni de Barcelona’nın onu hızlı, kolektif İspanyol pas futboluna alıştırmış olmasıydı. Büyük “pibe” zamanla büyük bir kolektif futbolcu haline geldi. Buna karşılık, Arjantin’in oyun tarzı kaotikti. Eski teknik direktörleri César Luis Menotti şöyle demişti: “Barcelona’da oynuyor, milli takımda ise koşuyor.”
Messi’nin sadece Barça’da başarılı olması Arjantinlileri hayal kırıklığına uğratıyordu. Bazıları ona “pecho frío” yani mavi-beyaz formanın sıcaklığını hissetmeyen “soğuk kalpli” biri diyordu. Bu suçlama onu öfkelendiriyordu: “Beni şu hayatta en çok sinirlendiren şey bana Arjantinli olmadığımı söylemeniz.”
Yine de Maradona’nın mirasının yükünü hissediyordu. Messi, vasat bir Arjantin takımını 2014 Dünya Kupası finaline taşıdı, ancak son şans olan serbest vuruşunu tribünlere gönderince Almanya’ya 1-0 yenildiler. 2016’da Copa América finalinde Şili’ye yenildikten sonra milli takımdan emekli oldu fakat hemen ardından geri döndü.
2018’den eski takım arkadaşı Lionel Scaloni, Arjantin’in teknik direktörlüğüne getirildi. Scaloni, Messi’nin Arjantin’in nasıl oynamasını istediğini anlamıştı: Avrupalılardan daha yavaş, kısa paslarla, Arjantinlilerin “la nuestra” yani “bizimki” dedikleri türden karmaşık bir oyun. Messi 34 yaşında nihayet Arjantin ile bir kupa kazandı: 2021 Copa América’sı. Bir yıl sonra da Dünya Kupası’nı kaldırdı. 35 yaşında, kariyeri tamamlanmış gibi görünüyordu.
Saatte 30.9 km’lik sprint
Ama işte yine karşımızda. Artık baskı hissetmeden oynuyor çünkü başarısını çoktan kanıtlamış durumda. Yeteneği, muhtemelen kendisini de şaşırtacak derecede taze. Beslenme uzmanı Ismael Galancho, Messi’nin saatte 30.9 km’lik oldukça etkileyici en yüksek sprint hızının 2022’dekinden daha yüksek olduğunu belirtiyor. Galancho “Onun biyolojisini tersine çevirmek için ne yaptık? Bunu tam olarak söyleyemem ama sonuçtan son derece memnunum” diyor.
Sahada hep gezerdi
Messi saha içinde her şeyi görüyor. Kariyeri boyunca ilk beş dakika topu görmezden geldi, bunun yerine sahada dolaşarak her rakibin pozisyonunu ve aralarındaki boşlukları ezberlerdi. Ancak artık maçın neredeyse tamamını dolaşarak ve sahayı tarayarak geçiriyor. Koşmaya başladığında takım arkadaşları, onun bir boşluk bulduğunu anlıyor. Ona hizmet etmek için oynuyorlar. Mısır maçında sağ kanada kayarak orada boşluk gördüğünde, takım etrafında yeniden şekillendi. 78. dakikada iki gol geride olan Arjantin, maçı 3-2 kazandı. Scaloni maçtan sonra şöyle dedi: “Ona sağa gitmesini söyleyen biz değildik.” Messi, İngiltere maçında da sağa kaydı ve Arjantin yine geri dönerek maçı kazandı.
Hakemler onu diğer oyunculardan daha fazla koruyor, ancak bunun nedeni (yaygın bir teoriye göre) FIFA’nın Messi’ye Dünya Kupası’nı kazandırmak için bir komplo kurması değil, muhtemelen parıltısına hayranlık duymaları.
Burada oynanan Arjantin maçlarında stadyumlar çoğu da yurt dışında yaşayan Arjantinlilerle dolup taştı. Çoğunun giydiği formanın sırtında onun adı yazıyor. Messi’nin ülkesinden geliyorlar. Belki de babasının hasta olması nedeniyle sahada ağladığında duygularını ifade etmeyi öğrendini de gördük ki oluşturduğu efsanenin bir yönü de bu. Messi futbolda ABD’nin ikinci planda kaldığı, Çin’in yer almadığı, Avrupalı güçlerin aşağılanıp Arjantin’in dünyanın zirvesinde olduğu alternatif bir küresel hiyerarşi yarattı.