Ana içeriğe geç

Rus bilim insanları eski Arapça el yazmalarını okuyup çevirebilen yapay zekâ geliştirdi

Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü, tarihî Arapça el yazmalarını dijitalleştiren, metinleri tanıyarak okuyan ve Rusçaya çevrilmesine yardımcı olan yapay zekâ tabanlı programlar geliştirdi. Araştırmacılar, sistemin rutin teknik işlerin süresini yüzde 90’a kadar azaltabileceğini belirtiyor.

Rus bilim insanları eski Arapça el yazmalarını okuyup çevirebilen yapay zekâ geliştirdi
Karar
16

Yapay zekânın kullanım alanlarına bir yenisi daha eklendi. Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü’ndeki bilim insanları, eski Arapça el yazmalarının okunması, dijital ortama aktarılması ve çevrilmesi amacıyla yapay zekâ destekli bir sistem geliştirdi.

Enstitünün Dijital Araştırmalar Laboratuvarı ile İslami El Yazmaları Merkezi uzmanlarının geliştirdiği programların gerçek araştırma çalışmalarında test edilmeye başlandığı açıklandı. Projenin, bilim insanlarının metinleri hazırlamak için harcadığı rutin çalışma süresini yüzde 90’a kadar azaltması hedefleniyor.

YÜZ BİNLERCE BELGE İNCELENMEYİ BEKLİYOR

Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü Geçici Müdürü Alikber Alikberov, Rusya’nın dünyanın en önemli Doğu yazmaları koleksiyonlarından bazılarına sahip olduğunu belirtti.

Alikberov’un verdiği bilgiye göre, yalnızca St. Petersburg’daki Rusya Bilimler Akademisi Doğu El Yazmaları Enstitüsü’nde el yazmalarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 200 bin Doğu belgesi bulunuyor.

Moskova, Kazan, Mahaçkala ve Ulan-Ude’de de önemli koleksiyonlar yer alırken çok sayıda üniversite, müze ve akademik kurumun daha küçük arşivlere sahip olduğu belirtiliyor. Buna karşılık, tarihî belgeleri gerekli dil ve alan bilgisiyle inceleyebilecek uzmanların sayısı oldukça sınırlı kalıyor.

ÖNCE GÖRÜNTÜYÜ TEMİZLİYOR, SONRA METNİ OKUYOR

Sistemin çalışma süreci, el yazmalarının yüksek çözünürlükle dijital ortama aktarılmasıyla başlıyor. Özel görüntü işleme programları, metnin netliğini artırırken belgedeki yıpranma, leke ve metinle ilgisi olmayan görsel kusurları azaltıyor.

Temizlenen görüntü daha sonra optik karakter tanıma sistemine aktarılıyor. Ancak Arapça el yazmalarını tanımak, basılı ve Latin harfli metinlere kıyasla daha karmaşık bir işlem gerektiriyor.

Arapçada harflerin birbirine bağlanması, her harfin kelimedeki konumuna göre farklı biçimlere girebilmesi, çeşitli hat ve kaligrafi stilleri ile kişisel yazı karakterleri yapay zekânın çözmesi gereken başlıca sorunlar arasında bulunuyor.

NOKTASIZ KELİMELERİ BAĞLAMINDAN ÇÖZÜYOR

Orta Çağ’a ait bazı Arapça belgelerde, harflerin birbirinden ayrılmasını sağlayan noktaların dahi bulunmadığına dikkat çekiliyor. Bu durum, aynı harf dizisinin birbirinden tamamen farklı kelimeler şeklinde okunabilmesine yol açabiliyor.

Geliştirilen program, kelimenin yer aldığı cümleyi ve metnin genel içeriğini analiz ederek en uygun okuma biçimini belirlemeye çalışıyor. Böylece özellikle noktalama ve seslendirme işaretleri eksik olan belgelerde görülen okuma hatalarının azaltılması amaçlanıyor.

Bununla birlikte sistemin oluşturduğu metin doğrudan nihai sonuç olarak kabul edilmiyor. Araştırmacı, dijital metni orijinal el yazmasıyla karşılaştırıyor ve gerekli düzeltmeleri yaptıktan sonra çeviri aşamasına geçiliyor.

KLASİK ARAPÇAYA ÖZEL ÇEVİRİ SİSTEMİ

Bilim insanları, metin tanıma programının yanı sıra klasik Arapça eserlerin çevrilmesine odaklanan özel bir sistem üzerinde de çalışıyor.

Çeviri programında Sovyet ve Rus doğu bilimcilerinin daha önce yaptığı çevirilerden yararlanılıyor. Sistem, kelimelerin sözlükteki ilk anlamını kullanmak yerine metnin tarihî, dinî ve kültürel bağlamına en uygun karşılığı seçmeye çalışıyor.

Araştırmacıların aktardığı bir örnekte, kelime anlamıyla bitki adı olarak çevrilebilecek bir ifade, metindeki mecazi anlam dikkate alınarak “koku” veya “güzel koku” karşılığıyla yorumlanıyor. Bu yöntemle özellikle klasik dinî ve tarihî metinlerde daha doğru çeviriler yapılması hedefleniyor.

“İNSANIN YERİNİ ALMAYACAK”

Projeyi geliştiren araştırmacılar, yapay zekâ sistemlerinin tarihçi, dil bilimci veya çevirmenlerin yerini almasının amaçlanmadığını vurguluyor.

Program tarafından okunan ve çevrilen metinlerin uzmanlar tarafından kontrol edilmesi gerekiyor. Yapay zekâ, daha çok belgelerin dijitalleştirilmesi, temizlenmesi, ilk okumasının yapılması ve olası çeviri seçeneklerinin sunulması gibi zaman alan işlemleri hızlandıran bir yardımcı olarak konumlandırılıyor.

Alikberov, bilim insanı, editör ve çevirmenin bilgi üretim sürecinin dışında bırakılamayacağını; ancak yeni araçların belgelerin işlenme süresini önemli ölçüde kısaltacağını ifade etti.

Araştırmacılara göre yapay zekâ destekli araçlar, önümüzdeki yıllarda doğu bilimleri, tarih, arkeoloji ve filoloji gibi alanlarda araştırmaların doğal ve vazgeçilmez bir parçası haline gelecek.

Kaynağa Git

İlgili Haberler