Ana içeriğe geç

Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu: CHP tasfiye edilmiyor aksine rejimin butik ortağına dönüştürülmek isteniyor

Stanford Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu, Türkiye’deki siyasi tabloya dair çarpıcı bir analiz yaptı. Yaycıoğlu, CHP'deki Mutlak Butlan kararı ile ilgili, "CHP tasfiye edilmiyor; aksine rejimin butik ortaklarından birine dönüştürülmek isteniyor” dedi.

Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu: CHP tasfiye edilmiyor aksine rejimin butik ortağına dönüştürülmek isteniyor
Yeniçağ
16

Stanford Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu, CHP hakkında verilen Mutlak Butlan kararı ve Türk siyasetindeki gidişat ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

'CHP, REJİMİN BUTİK ORTAKLARINDAN BİTİNE DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENİYOR'

CHP içindeki Kılıçdaroğlu ve Butlan girişimine bir işlev yüklendiğinden bahseden Yaycıoğlu yaptığı analizde, kurucu parti CHP’nin tasfiye edilmediğini, aksine rejimin butik ortaklarından birine dönüştürülmek istendiğini belirtti.

Yaycıoğlu, “Bir tür müze, anıt ya da tarihî referans noktası gibi. Kılıçdaroğlu’na da kaybettiği itibarın bu yeni tasarım içinde iade edileceği ima ediliyor” yorumunda bulundu.

Yaycıoğlu’na göre, Saray ve Cumhur İttifakı çevrelerinde giderek belirginleşen hava, bir rejim değişiminin yaşandığı yönünde. Bu değişim, onlara göre jeopolitik bir zorunluluk olarak görülüyor. Yeni yapı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etrafında şekilleniyor; ancak mesele yalnızca Erdoğan’ın kişisel iktidarını sürdürmekten ibaret değil. Daha kalıcı, daha derin bir siyasal düzen ve güvenlik mimarisi tasarlanıyor.

'DEMOKRASİ ORTADAN KALKMIYOR, TİYATRAL BİR NİTELİĞE BÜRÜNÜYOR'

Bu yöntemle demokrasinin tamamen ortadan kalkmadığını belirten Yaycıoğlu, ancak demokrasinin giderek tiyatral bir niteliğe büründüğünü, seçimler, partiler ve muhalefet varlığını koruduğunu, ancak asıl işlevlerinin iktidarın el değiştirmesini sağlamak değil, rejimin meşruiyetini ve sürekliliğini üretmek haline geldiğini söyledi.

'MHP VE BAHÇELİ YENİ MİMARİNİN FİKRİ KURUCULARI OLARAK GÖRÜLÜYOR'

MHP ve Bahçeli’nin yeni mimarinin fikrî kurucuları olarak görüldüğünü söyleyen Yaycıoğlu, “Öcalan’a ve Kürt siyasetine ayrı bir rol biçiliyor; “bin yıllık kardeşlik”, “önderlik” ve yeni bir mutabakat dili etrafında konumlandırılıyorlar” sözlerini sarf etti.

'YARGI MÜDAHALELERİ VE SİYASİ OPERASYONLAR BU DÖNEMİN TEMEL ARAÇLARI OLACAK'

Saray çevrelerinde hâkim olan yaklaşımın seçimlere kadar olağanüstü yöntemlere başvurulacağı yönünde olduğunu belirten Yaycıoğlu, “Yargı müdahaleleri, siyasi operasyonlar ve yoğunlaştırılmış istisnai hâller, bu dönemin temel araçları olacak. Çünkü bu bir inşa süreci. Acılar, bedeller ve tatsızlıklar yaşanacak; ancak bunlar “büyük dönüşümün kaçınılmaz maliyetleri” olarak sunulacak. Amaç, seçimlerde herhangi bir “kaza” ihtimalini baştan ortadan kaldırmak” dedi.

'TÜRKİYE'DE DAHA KALICI, KAPSAMLI BİR SİYASAL DÜZEN TASARLANIYOR'

Yaycıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımın tamamında şunları söyledi,

“Sanırım bugün Saray/Cumhur çevrelerinin en azından bir kısmında belirginleşen hava şu:

Bir rejim değişimi yaşanıyor. Bu, onların gözünde jeopolitik bir zorunluluk. Ortaya çıkmakta olan yapı Erdoğan’ın etrafında örülüyor; fakat mesele yalnızca Erdoğan’ın kişisel iktidarı değil. Onun ötesine uzanan, daha kalıcı, daha kapsamlı bir siyasal düzen ve güvenlik mimarisi tasarlanıyor.

Bu tasarımda demokrasi bütünüyle ortadan kalkmıyor; ancak giderek daha fazla tiyatral bir niteliğe bürünüyor. Seçimler, partiler ve muhalefet varlığını sürdürüyor; fakat bunların işlevi iktidarın gerçekten el değiştirmesini sağlamak değil, rejimin meşruiyetini ve sürekliliğini üretmek haline geliyor. En azından geçiş dönemi için öngörülen model bu.

'DEVLET AKLI SİYASETÇİNİN ÖNÜNE GEÇİRİLİYOR'

Devlet siyasetin, “devlet aklı” siyasetçinin önüne geçiriliyor. Siyasal aktörler kendilerine uygun görülen yerlere yerleştiriliyor.

Erdoğan’ın liderliğini yaptığı, Saray’ın merkeze oturduğu, AKP’nin becerebildiği ölçüde siyasal meşruiyet sağladığı bu kompozisyonda MHP ve Bahçeli, yeni mimarinin fikrî kurucuları olarak görülüyor. Öcalan’a ve Kürt siyasetine ayrı bir rol biçiliyor; “bin yıllık kardeşlik”, “önderlik” ve yeni bir mutabakat dili etrafında konumlandırılıyorlar.

'KILIÇDAROĞLU'NA KAYBETTİĞİ İTİBARINI YENİ TASARIM İÇİNDE İADE EDİLECEĞİ İMA EDİLİYOR'

CHP içindeki Kılıçdaroğlu ve Butlan girişimine de bir işlev yükleniyor. Kurucu CHP tasfiye edilmiyor; aksine rejimin butik ortaklarından birine dönüştürülmek isteniyor. Bir tür müze, anıt ya da tarihî referans noktası gibi. Kılıçdaroğlu’na da kaybettiği itibarın bu yeni tasarım içinde iade edileceği ima ediliyor.

Herkes için bir yer var; yeter ki oyunun kurallarını kabul etsin ve kendisine verilen rolü oynasın.

Fakat bu tasarımın ciddi çelişkileri ve kırılganlıkları var. Rejim içindeki herkes aynı pozisyonda değil. İktidar alanının kendi içinde farklı beklentiler, fanteziler ve tahayyüller mevcut.

Ama en önemlisi, siyasal aktörlüğünü ve iradesini terk etmesi beklenen toplumun büyük çoğunluğunun buna gönüllü olmaması. Ekonomik çöküntünün yükünü taşıyan geniş toplumsal kesimler değişim istiyor. Geleceksizlik duygusuyla kuşatılmış genç kuşakların önemli bir bölümü ise bu siyasal düzene karşı derin bir hoşnutsuzluk duyuyor.

'AMAÇ SEÇİMLERDE BİR "KAZA" İHTİMALİNİ ORTADAN KALDIRMAK'

Bu nedenle asıl mesele, halkın siyasal iradesinin nasıl yönetileceği, denetleneceği ve gerektiğinde nasıl etkisizleştirileceği.

Bu çevrelerde hâkim görünen düşünce şu sanki: Seçimlere kadar olağanüstü yöntemlere ihtiyaç duyulacak. Yargı müdahaleleri, siyasi operasyonlar ve yoğunlaşmış istisna hâlleri bu dönemin araçları olacak. Çünkü bu bir inşa süreci. Acılar yaşanacak, bedeller ödenecek, tatsızlıklar olacak; fakat bunlar daha büyük bir dönüşümün kaçınılmaz maliyetleri olarak sunulacak.

Amaç, seçimlerde bir “kaza” ihtimalini ortadan kaldırmak.

Bu perspektiften bakıldığında bugünkü sert müdahaleler kalıcı değil; yeni düzenin kuruluş sürecinin zorunlu araçları olarak görülüyor. Tasarım, seçimlerden sonra siyasetin yeni bir normale kavuşacağı, toplumun zamanla bu yeni durumu kanıksayacağı ve bugünün çalkantılarının unutulacağı varsayımına dayanıyor.

Ama asıl mesele burada başlıyor: Halkın iradesini askıya alarak kurulan bir düzen, zorla istikrar kurabilir mi? Yoksa “geçici” diye sunulan olağanüstü yöntemler, yeni rejimin kaçınılmaz olarak ve kalıcı (hatta artarak devam eden) işleyiş biçimine mi dönüşür? Ya da çok daha kötü ihtimallere mi gebe bu yorgun ülke.

Özgür Özel’in demokrasi ve güvenlik ilişkisinin altını çizdiği Newsweek’teki yazısındaki ifade bence önemli bir uyarı niteliğinde. Öyle bitirelim:

“Demokrasi, vatandaşların iktidarı barışçıl yollarla değiştirebileceği güvenilir kanalları korumak demektir. Bu kanallar ortadan kalktığında, siyasal hoşnutsuzluk da ortadan kalkmaz. Yüzeyin altında birikir ve sonunda infilak eder.”

Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu: CHP tasfiye edilmiyor aksine rejimin butik ortağına dönüştürülmek isteniyor - Resim : 1Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu: CHP tasfiye edilmiyor aksine rejimin butik ortağına dönüştürülmek isteniyor - Resim : 2
Kaynağa Git

İlgili Haberler