Ana içeriğe geç

Travmalardan travma beğen!

Bir yanım üzülüyor, bir yanımda müstehzi bir gülümseme var. Aslında bende de duygu durumları karışık... Muhalefetin içine ...

Travmalardan travma beğen!
Star Gazetesi
16

Bir yanım üzülüyor, bir yanımda müstehzi bir gülümseme var.

Aslında bende de duygu durumları karışık...

Muhalefetin içine düştüğü duruma bakıyorum. Bu muhalefete umut bağlayanların yaşadığı hayal kırıklıklarına bakıyorum. Demokrasi adına karalar bağlıyorum... Zira muhalefete gönül vermiş seçmenin gerçekten zihnini yaktılar...

Ve bu aslında sistemli olarak yapıldı...

'İbrahim şimdi bu kanaate de nereden vardın?' diye soracaksınız...

Ben kendi adıma başka türlü bunu izah edemiyorum...

Sosyal medyada okuduğum bir analizde şöyle diyordu...

'Mısır'daki darbeden aylar önce, medya ve sekülerler Müslüman Kardeşler'i ve müttefiklerini 'El-hurfan' yani koyunlar olarak adlandırmaya başlamıştı. Aynı kelime, Türkçe'de koyun, Türkiye'deki sekülerler ve tarikatçılar tarafından da Erdoğan'ın tabanını tarif etmek için kullanıldı. Bu kelime seçimi rastgele değildi.'

Muhalefeti destekleyen seçmene yönelik sistemli saldırı var dememin sebeplerinden birisi buydu...

AHBAP Derneği'ne yönelik operasyon sonrası ortaya çıkanları bir hatırlayın...

Yılların Araştırmacı Gazetecisi Uğur Dündar bile kınalı saçlarıyla çıktığı ekranlarda 'Yav internet çağındayız. İki tıkla bu Haluk Levent'in ne olduğunu anlamak mümkün' diyor...

İyi de millete 'AFAD yok, AHBAP var', 'Kızılay'a güven olmaz, AHBAP'a güven tavanda, Haluk Levent en güvenilir insan' diye ekranlardan bas bas bağırılırken neredeydiniz? Utanmadan bu meselede bile 'Devlet yeterli denetimi yapmadığı için bunlar oldu' demeye getiriyorlar. İşin acı yanı ne biliyor musunuz? Bunlar muhalefetin kanaat önderleri... Yani bir anlamda akıl kılavuzları...

CHP medyasının sözde kanaat önderleri teflon gibi üstüne hiçbir şey yapışmıyor... Söyledikleri yalanlar yanlarına kar kalıyor...

Ve her zaman zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkabiliyorlar...

Normal şartlarda televizyon ekranlarına çıkıp yalan haber yapan, yalan söyleyen ya da insanları yalanlarıyla kandıranların meslek hayatı biter...

Ama muhalefet medyasında kaşeleri artıyor...

Zira ne kadar iyi manipülasyon yapabiliyorsa o kadar başarılı bulunuyor...

Şimdi kuma yatan, meseleyi saflığa vuran bu kitleye

Söylenecek tek bir söz var aslında...

Mesele Erdoğan düşmanlığı olduğunda hepiniz aynı safta durdunuz ve sorgulamadınız bile...

Ne demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan; 'O zaman Ahmet Kaya'ya saldıranlar kimlerse Gezi Parkı'nda bize saldıranlar da onlardı. Şimdi diyorlar ki ben o sırada tuvaletteydim ben o sırada dışarıdaydım ulan hepiniz oradaydınız. Kamera kayıtlarında hepinizi görüyoruz.' Bu yüzden AHBAP meselesinde ortaya konulan arşiv görüntüler hepinizi yalanlıyor. Ve insan o klipleri izleyince 'Video ne güzel alet değil mi?' diye sormadan edemiyor.

Gelelim Babala TV meselesine...

Oğuzhan Uğur'un gözaltına alınmasının ardından ortaya atılan iddiaları takip etmişsinizdir... Yurt dışından hesaba yatırılan yüklü miktardaki parayı şüpheli bulan bir banka MASAK'a rapor ediyor. Ardından da mesele mercek altına alınıyor.

Benim burada söyleyeceğimse özetle şöyle; biz 24'te üç yıl önce ortaya nasıl bir proje konulduğunu haber yapmıştık. Ve her daim söylediğimiz gibi gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır...

Birileri bir anda ortaya çıkıyor. Bir anda büyük reytinglere kavuşup, popüler hale geliyor. Sosyal medyada herkes onu köpürtüyorsa şüpheyle yaklaşacaksın... Yıllarca bu işlere emek verenler dişiyle tırnağıyla yol almaya çalışırken üç ayda popüler olup, paraya para demeyenlerin arkasını hep iyi eşelemek lazım...

Masumiyet karinesi gereği kimseyi mahkum etmek değil niyetim ama gazetecilik gereği de sorulması gereken çok soru var... Özellikle Muharrem İnce'nin, Cumhurbaşkanlığı yarışından çekilmesi için BABALA TV'de linç ettirildiği programla sorulara başlanabilir mesela...

Neyse yargı hepsinin gereğini yapar elbette...

ÖZEL, KILIÇDAROĞLU'NU HAKLI ÇIKARDI

Biliyorum şimdi başlık için 'Hadi canım oradan, bu da nereden çıktı?' diyenler olacak... Ama önce bir anlatayım sonra kararı siz verin...

Kılıçdaroğlu, Özel'e ne dedi? 'Partiyi şaibeli isimlerden arındır'

Özel ne dedi?

'Ben tüm arkadaşlarıma kefilim'

Kılıçdaroğlu: 'Paralel yapılanmayı bırakın, partide siyaset yapın' dedi.

Özel hem paralel siyaset yaptı hem de 'Yeni Parti için düğmeye bastık, logoyu tasarlıyoruz' diye açıklama...

Şimdi gelelim işin püf noktasına; CHP medyasından okuduğum haberde çok önemli bir ayrıntı vardı... Yeni Parti'nin lideri olmaya hazırlanan Özgür Özel, 'Yol, dava arkadaşım, kefilim dediği' 5 ismi yanında götürmüyor.

İddiaya göre Ali Mahir Başarır, Veli Ağbaba, Burhanettin Bulut, Turan Taşkın Özer ve Umut Akdoğan yeni partide ortalıkta görünmeyecekmiş... İyi de Kılıçdaroğlu da zaten şaibeli isimler diye bunlarla yolların ayrılmasını istememiş miydi? Burada sorulması gereken soru şu?

Özel, kabir başında rakı tokuşturduğu,

Yat partisinde buluştuğu isimleri neden gözden çıkarıyor?

Bu hamlesiyle aslında Kılıçdaroğlu'nun 'arınma' çağrısını haklı çıkarmıyor mu? Ne diyelim takdir milletin elbette.

PET ŞİŞE KRİZİ ÇIKMADAN

Hemen söyleyeyim süper bir iş yapıldı.

Birçok evde olduğu gibi bizim evde de plastik cam şişeler, teneke kutular toplanıyor... Ancak makinanın başına gittiğinizde ya çuvallarıyla gelmiş ve sistemi kilitlemiş kişiler oluyor. Ya da DOA makinesinin kapasitesi doldu vs gibi yazılar çıkıyor karşınıza en azından bizim iki denememiz başarısız oldu... Özellikle çocukların hevesi böyle böyle kursağında kalıyor. Bu yüzden hızlı bir çözüm üretmek gerekiyor.

Aklıma gelenleri sıralıyorum. Bir sokaklarda 'hurdacı' diye bağırarak gezen kişiler kullanılabilir. Onlar vatandaştan şişeleri toplar, sonra topluca geri dönüşüm merkezine getirebilir... Belediyeler çöp toplar gibi belli gün ve saatleri duyurup her sokakta şişe toplayıp hesaba parayı yükleme yoluna gidebilir. Ya da bu geri dönüşüm toplama makinaları özellikle güvenlik kamerası olan parklara yerleştirilebilir. Ancak kesinlikle sistemi büyütmek lazım... Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde başlatılan bu yürüyüş gerçekten hem çok kıymetli hem de çevre bilinci açısından çok önemli, hevesler kursakta kalmasın hazır herkes bu işe gönül vermişken daha hızlı yol alınsın istiyorum... Umarım sesimiz duyulur... Gereği yapılır...

Kaynağa Git

İlgili Haberler