Ana içeriğe geç

NATO Genel Sekreteri Rutte Ankara'daki Zirve Öncesi Konuştu: 'Türkiye Son Derece Önemli'

Türkiye'nin NATO içerisindeki konumunu ve askeri önemini değerlendiren NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Türkiye, son derece önemli. İttifaktaki en güçlü ordulardan. Son derece iyi donanımlı, eğitimli. Devasa savunma sanayisi avantajına sahip" dedi. Rutte, Ankara Zirvesi'nin ilk gününde düzenlenecek Savunma Sanayi Forumu'nda üretim kapasitesinin artırılması konusunun ele alınacağını belirtti.

NATO Genel Sekreteri Rutte Ankara'daki Zirve Öncesi Konuştu: 'Türkiye Son Derece Önemli'
Gerçek Gündem
16

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek Ankara Zirvesi öncesinde zirveden beklentiler, İttifakın karşılaştığı temel sınamalar ve Türkiye'nin NATO'ya katkıları hakkında Brüksel'deki NATO Karargahı'nda AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin son derece önemli bir ülke olduğunu kaydeden Rutte, "İttifak'taki en güçlü ordulardan. Son derece iyi donanımlı, eğitimli. Devasa savunma sanayisi avantajına sahip. Savunma sanayisi üretiminin artırılması en önemli başlıklardan. Ankara Zirvesi'nin ilk günündeki Savunma Sanayi Forumu'nda bu konuya odaklanacağız" diye konuştu.

Rutte, Ankara Zirvesi'ne ilişkin, "Ankara Zirvesi'ne gelecekte dönüp bakıldığında, insanların bunun verilen taahhütlerin hayata geçirildiği bir zirve olduğunu söylemesini umuyorum. Lahey'de sözleri verdik, Ankara Zirvesi de uygulama zirvesi olmalı." ifadelerini kullandı.

NATO Genel Sekreteri, Ankara Zirvesi'nin üç temel önceliği olduğunu açıkladı. Rutte, savunma harcamalarının hem Lahey'de hem de Ankara'da ele alınacak temel başlıklardan biri olduğunu belirterek, "Bu alanda Avrupalılar ve Kanada'nın yalnızca 2 yıl içinde savunmaya ilave 250 milyar dolara varan kaynak ayırmış olması gerçekten etkileyici" ifadesini kullandı.

Rutte, savunma harcamaları konusunda şunları kaydetti:

"Dolayısıyla 1 ya da 2 yıl içinde savunma harcamalarını artırabileceğimiz üst sınıra yaklaşmış bulunmaktayız. Ancak mesele yalnızca daha fazla kaynak ayırmak değil; silahlı kuvvetlerde görev yapacak kadın ve erkek personeli temin etmemiz, savunma sanayisinin üretim kapasitesini artırmamız gerekiyor. Bu kapasiteyi hızla büyütmek zorundayız."

İkinci önceliğin Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi olduğunu belirten Rutte, üçüncü önceliğin ise daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa anlamına gelen "NATO 3.0"ı inşa etmek olduğunu kaydetti. Rutte, "Bunun için savunma sanayisi üretimini ciddi ölçüde artırmamız gerekiyor. Çünkü savunma sanayisinin üretim kapasitesi, caydırıcılığımızın ayrılmaz bir parçası" dedi.

Rutte, bu alanda hem ABD'de hem de Avrupa'da hala yapmaları gereken çok iş olduğunu belirtti. Yaklaşık 3 bin savunma sanayisi şirketine sahip Türkiye'nin bu açıdan önemli bir ülke olduğunu vurgulayan Rutte, "NATO olarak genel tabloda daha fazlasını yapmak zorundayız. Çünkü üretim ve teslimat süreleri hala çok uzun, üretim miktarımız ise ihtiyacın gerisinde kalıyor" diye konuştu.

Rutte, savunma sanayisi üretiminin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bazı başarılı örnekler var ve genel olarak olumlu yönde ilerleme kaydediliyor. Ancak sözünü ettiğim 3 öncelik arasında savunma sanayisi üretiminin artırılması en önemli başlıklardan biri olarak öne çıkabilir. Nitekim Ankara Zirvesi'nin ilk gününde düzenlenecek Savunma Sanayi Forumu'nda da ağırlıklı olarak bu konuya odaklanacağız."

'NATO 3.0' NE ANLAMA GELİYOR

Rutte, "NATO 3.0" kavramını şu sözlerle açıkladı:

"Bu, Kanadalılar ve Avrupalıların daha fazla savunma harcaması yapması anlamına geliyor. Zira bu ülkeler sadece taahhütlerde bulunmuyor, aynı zamanda bu taahhütlerini fiilen yerine getiriyor. Bugün bunu uygulamalarda da görüyoruz. Dolayısıyla sadece söz vermekle kalmayıp verilen sözlerin tutulduğuna dair somut kanıtlar mevcut."

NATO Genel Sekreteri, bu dönüşümün Ukrayna'nın Rusya'ya karşı yürüttüğü savaş nedeniyle de gerekli olduğunu vurguladı. Rutte, "Rusya'nın büyük çaplı askeri yığınağı karşısında saf davranamayız" dedi. Bu durumun yalnızca Ukrayna bağlamında değil, genel olarak da geçerli olduğunu belirten Rutte, "Gelecek dönemde NATO'nun mümkün olan en güçlü yapıya kavuşmasını istiyorsak, bu adımları atmak zorundayız" ifadesini kullandı.

Rutte, "NATO 3.0"ın ABD'ye aşırı bağımlı olunan "NATO 2.0"dan farklı bir yapıyı ifade ettiğini söyledi:

"ABD, hem konvansiyonel askeri kapasitesiyle hem de nükleer caydırıcılığıyla Avrupa'daki varlığını sürdürecek. Ancak bundan sonraki süreçte Avrupa'nın daha fazla sorumluluk üstlendiği bir NATO göreceğiz."

Rutte, Avrupa ülkelerinin çok yakın bir gelecekte NATO'nun 3 Müşterek Kuvvet Komutanlığı'nın komutasını devralacağını kaydetti. Ukrayna'ya sağlanan mali destek konusunda da Avrupalıların öncü rol üstleneceğini belirten Rutte, "ABD, kritik öneme sahip çok sayıda askeri teçhizat sağlamaya devam edecek ancak bunların finansmanını Avrupalılar ve Kanada karşılayacak" dedi.

Rutte, "Bütün bunlar, külfet paylaşımının daha adil olduğu, bu sayede çok daha güçlü hale gelen, Rusya karşısında caydırıcılığını artırmış ve Çin konusunda da saf davranmayan bir NATO anlamına geliyor" diye konuştu.

'RUSYA EN BÜYÜK TEHDİT OLMAYA DEVAM EDİYOR'

NATO Genel Sekreteri, İttifak'ın karşı karşıya olduğu en büyük tehdit sorulduğunda, "Genelde uyumaya çalışıyorum ancak beni uyanık tutacak bir konu varsa o da Rusya'dır" yanıtını verdi. Rutte, uzun vadede karşı karşıya oldukları temel tehdidin Rusya olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Bunu, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü bu akıl dışı saldırı savaşında açıkça görüyoruz. Putin, bu savaşta kendi vatandaşlarından, çoğunluğu erkek (ayda) 35 bin askerin öldürülmesini ya da ağır yaralanmasını göze alıyor. Bu durum, Ukrayna'nın sahada başarılı olduğunu gösteriyor. Ancak bu çatışmalarda hayatını kaybeden ya da ağır yaralanan askerlerin aileleri ve yakınları açısından bunun ne kadar büyük bir trajedi olduğunu da düşünmek gerekiyor."

Rutte, en büyük tehdidin Rusya olduğunu ancak Rusya'nın Kuzey Kore, İran ve Çin'le birlikte hareket ettiğini kaydetti. Çin'in askeri kapasitesini hızla artırdığını ve 2030'a kadar 1000 nükleer savaş başlığına sahip olmasının beklendiğini belirten Rutte, "Bu nedenle Çin konusunda da saf davranmamalıyız. İran ve Kuzey Kore'yle hareket eden bu dörtlü içinde, uzun vadede karşı karşıya olduğumuz temel tehdit yine Rusya olmaya devam ediyor" ifadesini kullandı.

TÜRKİYE'NİN NATO İÇİN ÖNEMİ

NATO Genel Sekreteri, Türkiye'nin NATO açısından önemini vurgularken doğrudan şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye, son derece önemli. İttifaktaki en güçlü ordulardan. Son derece iyi donanımlı, eğitimli. Devasa savunma sanayisi avantajına sahip."

Rutte, Türkiye'nin kurucu üyeler arasında yer almasa da İttifak'ın kuruluşundan yalnızca 3 yıl sonra, 1952'de NATO'ya katıldığını hatırlattı. Yaklaşık 3 bin şirketten oluşan devasa bir savunma sanayisi altyapısına sahip olmanın önemli bir avantaj olduğunu belirten Rutte, büyük, orta ve küçük ölçekli bu şirketlerin inovasyona büyük önem verdiğini, en yeni teknolojileri geliştirdiğini ve Ukrayna savaşında sahadan edinilen dersleri savunma sanayisi üretimine yansıttığını kaydetti.

Rutte, ASELSAN'ı nisan ayında ziyaret ettiğini hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:

"ASELSAN'ı ziyaret ettim. Bu şirketi yakından görmek gerçekten çok etkileyiciydi. Ayrıca ASELSAN'ın Türkiye'deki çok sayıda şirketle nasıl işbirliği içinde çalıştığını, Türk savunma sanayisinin Avrupa'nın dört bir yanında ve ABD'li şirketlerle nasıl ortaklıklar geliştirdiğini görmek de son derece etkileyiciydi. Türkiye'nin ABD'de yatırım yapması, ABD'li ve Avrupa'nın diğer ülkelerindeki şirketlerin de Türkiye'ye yatırım yapması güçlü bir işbirliği ortaya koyuyor. Buna ihtiyacımız var çünkü caydırıcılığımızın temelini bu oluşturuyor."

NATO'nun 360 derecelik bir güvenlik perspektifiyle hareket ettiğini yani tehditlere her yönden baktıklarını kaydeden Rutte, terörizmin de bu yaklaşımın önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Rutte, "Türkiye'nin siyasi ve askeri liderliğinin bu konuda bize sağladığı değerlendirmeler ve bilgiler, İttifak'ın tamamının güvenliğinin korunması açısından kritik önem taşıyor" dedi.

AB SAVUNMA GİRİŞİMLERİ

Rutte, Avrupa Birliği'nin savunma alanında attığı adımlara ilişkin olarak, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e büyük saygı duyduğunu ve kendisinin eski bir savunma bakanı olması nedeniyle bu görevdeki varlığının hepsi için bir kazanım olduğunu söyledi. Savunmadan Sorumlu Komisyon Üyesi Andrius Kubilius'un da bu alanda güçlü bir liderlik sergilediğini belirtti.

NATO olarak sürekli vurguladıkları konunun kapsayıcılık olduğunu ifade eden Rutte, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Geçmişte olduğu gibi gelecekte de transatlantik niteliğini koruyan, California'dan Ankara'ya kadar uzanan ve aradaki tüm müttefikleri kapsayan bir ittifak inşa etmemiz gerekiyor. AB de savunma sanayisi kapasitesinin geliştirilmesi, toplumların dayanıklılığının artırılması ve finansman gibi alanlarda önemli katkılar sağlayabilir."

Rutte, Avrupa söz konusu olduğunda, AB üyesi olan 23 NATO müttefikinin yanı sıra, AB üyesi olmayan Norveç, İzlanda, İngiltere ve Türkiye gibi müttefiklerin de bulunduğunu vurguladı. Rutte, "Dolayısıyla bu konuya ilişkin tartışmalar her zaman devam ediyor. Genel olarak söyleyebilirim ki bu görüşmeler son derece yapıcı bir atmosferde yürütülüyor. Hepimiz, mümkün olan en kapsayıcı yapıyı oluşturduğumuz ölçüde daha güçlü olacağımız konusunda hemfikiriz" ifadesini kullandı.

NÜKLEER CAYDIRICILIK MİMARİSİ

NATO Genel Sekreteri, nükleer caydırıcılığa ilişkin olarak şunları söyledi:

"Mevcut yapıya baktığımızda, bildiğiniz gibi ABD ve İngiltere, NATO'nun Nükleer Planlama Grubu'nun üyeleri. Fransa ise bu grubun dışında yer almasına rağmen NATO'nun önemli bir müttefiki ve sahip olduğu nükleer kapasite, kolektif savunmamız açısından son derece önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor. Her ne kadar Nükleer Planlama Grubu'nun parçası olmasa da Fransa'nın nükleer kabiliyeti İttifak için büyük önem taşıyor."

Rutte, Fransa'nın son dönemde bu kapasitenin kullanımına ilişkin yaklaşımını daha da ileri taşıdığını belirterek, "ABD'yle yakın koordinasyon içinde, Avrupalı müttefiklerle daha yakın işbirliği yaparak bu kapasiteden daha etkin şekilde yararlanmak istediğini ortaya koydu. Bence bu durum Rusya açısından ilave bir ikilem ve stratejik caydırıcılık unsuru oluşturuyor. Ben de bu durumu memnuniyetle karşılıyorum" dedi.

Rutte, İngiltere, ABD ve Fransa'nın oluşturduğu bu ortak tablonun, özellikle de ABD'nin özgürlüğün nihai güvencesi niteliğindeki geniş nükleer şemsiyeyi sağlamasının ihtiyaç duyulan caydırıcılığı sunduğunu kaydetti. Rutte, "Ayrıca birçok ülke de bu çerçevede hem Fransa hem de ABD ile işbirliği içinde hareket ediyor. Bu nedenle nükleer caydırıcılık açısından son derece iyi korunduğumuzu düşünüyorum" ifadesiyle sözlerini tamamladı.

Kaynak: AA

Kaynağa Git

İlgili Haberler