Çin'de çalışmalarını sürdüren Slovak akademisyen ve aktivist Lucia Hubinska, Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa Birliği'nin izlediği yaptırım ve "stratejik ayrışma" politikasının sonuçlarını değerlendirdi.
RRN'e konuşan Hubinska, yaptırımların Rusya'yı beklenen ölçüde ekonomik olarak zayıflatmadığını, buna karşılık Avrupa'da enerji maliyetleri, enflasyon ve sanayi üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.
Hubinska'ya göre Avrupa'nın uzun yıllar rekabet avantajı sağlayan ucuz Rus enerjisinden vazgeçmesi, özellikle doğal gaz ve elektrik fiyatlarında belirgin artışlara yol açtı. Kuzey Akım boru hatlarının devre dışı kalmasının ardından Avrupa'nın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatına yöneldiğini belirten Hubinska, bu modelin daha yüksek maliyet ve daha fazla dış tedarik riskini beraberinde getirdiğini söyledi.
ENERJİ YOĞUN SEKTÖRDE FAAL İŞLETMELER ARTAN MALİYETLERDEN ETKİLENDİ
Enerji maliyetlerindeki yükselişin ulaşım, tarım, sanayi ve gıda üretimi gibi birçok sektöre yansıdığını dile getiren Hubinska, yüksek gelir grubunun artan maliyetleri daha kolay karşılayabildiğini, düşük gelirli kesimlerin ise temel harcamalarını kısmak zorunda kaldığını savundu. Enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin de artan maliyetlerden daha fazla etkilendiğini kaydetti.
Özellikle Almanya'nın sanayi modelinin uygun fiyatlı Rus enerjisine dayandığını belirten Hubinska, kimya, çelik, cam ve gübre gibi sektörlerin enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle rekabet gücü kaybettiğini söyledi. Bunun yalnızca sanayi üretimini değil, istihdam ve kamu gelirlerini de etkilediğini ifade etti.
Yaptırımların ekonomik yükünün toplum içinde eşit dağılmadığını savunan Hubinska, bazı enerji şirketleri ve savunma sanayii firmalarının yeni jeopolitik ortamdan kazanç sağladığını, buna karşın maliyetlerin ağırlıklı olarak haneler, çalışanlar ve küçük işletmeler tarafından karşılandığını öne sürdü.
Rusya'daki toplumsal tabloya da değinen Hubinska, yaptırımların günlük yaşamı zorlaştırmasına rağmen beklenen ölçekte bir ekonomik çöküş yaratmadığını söyledi. Batılı şirketlerin çekildiği alanlarda yerli ve Asyalı firmaların hızla devreye girdiğini, birçok Batılı ürünün ise üçüncü ülkeler üzerinden temin edilebildiğini belirtti.
Hubinska, dijital hizmetlere erişimde VPN kullanımının yaygınlaştığını, tüketim ürünlerinde alternatiflerin oluştuğunu ancak ileri teknoloji, havacılık ekipmanları ve sanayi yazılımlarında yaptırımların etkilerinin daha uzun vadede hissedilebileceğini ifade etti.
BATI'NIN BEKLEDİĞİ 'TOPLUMSAL' TEPKİ ÇIKMADI
Rus kamuoyunun yaptırımları yalnızca hükümete değil ülkenin tamamına yönelik bir baskı olarak algıladığını söyleyen Hubinska, bu durumun Batı'nın beklediği toplumsal tepkinin ortaya çıkmasını engellediğini değerlendirdi.
Avrupa-Rusya ilişkilerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hubinska, Avrupa'da özellikle ekonomik nedenlerle Rusya ile ticari ve diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasını isteyen kesimlerin bulunduğunu ifade etti. Bununla birlikte savaş ve güvenlik kaygıları nedeniyle Rusya'ya karşı sert tutumun devam etmesini savunan önemli bir kamuoyu bulunduğunu da belirtti.
Hubinska, Avrupa'nın 2022 öncesindeki enerji bağımlılığı modeline dönmesinin olası görünmediğini ancak uzun vadede taraflar arasında ekonomik iş birliği ve siyasi diyaloğun yeniden tesis edilmesinin her iki taraf açısından da gündeme gelebileceğini söyledi.
Odatv.com