Ana içeriğe geç

Tartışmalı rektör Abdurrahim Alkış iddialara yanıt verdi

Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, hakkındaki iddialara yanıt verdi. Alkış’ın ifadelerindeki çelişkiler dikkat çekti.

Tartışmalı rektör Abdurrahim Alkış iddialara yanıt verdi
Yeniçağ
16

Şırnak Üniversitesi’nde skandal kararları ve akrabalarını üniversiteye doldurmasını “inancımın gereği” şeklinde savunmasıyla gündeme gelen rektör Abdurrahim Alkış, hakkındaki haberlerle ilgili iki ayrı açıklamada bulundu.

Hürriyet’ten Ahmet Hakan’a konuşan Alkış, “Bu haberlerle ilgili onlarca suç duyurumuz var. Hepsiyle ilgili suç duyurularında bulunduk. Ancak ‘basın özgürlüğü’ gerekçe gösteriliyor ve başvurularımızdan bir sonuç alamıyoruz.” dedi.

KENDİ KENDİNİ TEKZİP ETTİ

Ancak Alkış ile ilgili YENİÇAĞ’da Fatih Ergin imzasıyla yer alan haberlere herhangi bir savcılık soruşturması açılmadı. Ergin, kendisinin söz konusu haberler nedeniyle ifadeye çağırılmadığını belirtirken, bu durum Alkış’ın suç duyurusu sonrası açılan hangi soruşturma basın özgürlüğü gerekçe gösterilerek sonuçlandı sorusunu akıllara getirdi.

Basın özgürlüğünün en dar koridorlardan geçtiği, gazetecilerin doğrulanmış haberlerinden bile tutuklandığı, adliye koridorlarında ifade verdiği bir dönemde; Şırnak Üniversitesi’ndeki bu iddiaların "basın özgürlüğü bariyerine takıldığı" iddiası, Türkiye’deki mevcut medya-yargı iklimiyle de tamamen ters düşüyor.

Serbesiyet’ten Abdülaziz Kurt’a da açıklamalarda bulunan Alkış, savcılığa yaptığı başvurulardan basın özgürlüğü gerekçesiyle sonuç alamadığı iddiasını tekrarlarken, bir sonraki cümlesinde ise büyük bir çelişkiye imza atarak, “Başsavcılığa başvurdum dedim ‘benim profilimden böyle paylaşımlar yapılmış mı?’ araştırıldı böyle paylaşımların yapılmadığı ortaya çıktı.” dedi. Alkış’ın bu açıklamalarına göre savcılık hem suç duyurusunu basın özgürlüğü diye reddetmiş hem de haberlere konu olan paylaşımları inceleyip paylaşımların gerçek olmadığına karar vermiş.

Bu durum, hukuki usulleri ve mantık sınırlarını zorlayan bir başka kördüğümü beraberinde getiriyor. Eğer savcılık iddiaları esastan inceleyip paylaşımların sahte olduğunu saptadıysa, ortada bir suç unsuru bulmuş ve takipsizlik yerine davaya zemin hazırlamış olmalıydı. Hem "İnceleme yapıldı ve iddiaların asılsız olduğu kanıtlandı" deyip hem de dosyanın "basın özgürlüğü" denilerek kapatıldığını öne sürmek, yargı mekanizmasının işleyişine tamamen aykırı bir tablo ortaya koyuyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler