Yaklaşık 30 yıl önce bir cinayet nedeniyle müebbet hapis cezasına çarptırılan Elvio Marrero'nun davasında, gelişen DNA teknolojisi ve yıllar sonra ortaya çıkan yeni deliller dikkat çekti. Deliller, Marrero'nun mahkumiyetinin yeniden değerlendirilmesine neden oldu.
ADALET GEÇ GELDİ
Olay, 1994 yılında ABD'nin Massachusetts eyaletine bağlı Greenfield kentinde meydana geldi. Habertürk muhabiri Mustafa Şekeroğlu’nun haberine göre; Pernell Kimplin isimli kişi, evinde elleri bağlanmış ve defalarca bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu.
BAŞ ŞÜPHELİ OLARAK GÖZALTINA ALINDI
Uyuşturucu ticareti yaptığı iddia edilen Elvio Marrero, cinayetin baş şüphelisi olarak gözaltına alındı. Marrero, ilk günden itibaren suçlamaları reddederek cinayetin işlendiği tarihte Dominik Cumhuriyeti'nde bulunduğunu, bunu gösteren seyahat kayıtlarının da mevcut olduğunu söyledi.
Ancak bu savunma mahkeme tarafından dikkate alınmadı.
TEK DELİL KAN LEKESİYDİ
Savcılık, davada en güçlü delil olarak Marrero'nun ceketinin kol kısmında bulunan kan lekelerini gösterdi.
Ancak dönemin DNA teknolojisi, bu kanın maktule ait olup olmadığını kesin olarak belirleyebilecek düzeyde değildi. Bu nedenle kanın maktule ait olma ihtimali de bilimsel olarak elenemedi.
SUÇLU BULUNDU
Bunun yanı sıra; güvenilirliği daha sonra tartışmalı hale gelen bazı tanık ifadeleri de dosyaya eklendi. Tüm bu deliller doğrultusunda Marrero, 1996 yılında suçlu bulunarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
30 YIL BOYUNCA MASUMİYETİNİ SAVUNDU
Cezaevinde geçen 30 yıl boyunca Elvio Marrero, işlemediği bir cinayet nedeniyle hapse atıldığını söylemekten vazgeçmedi.
Dosya, yıllar sonra Boston College Innocence Program tarafından yeniden ele alındı.
DNA HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ
2018 yılında gelişmiş teknolojiyle yapılan yeni DNA incelemeleri, davanın seyrini tamamen değiştirdi. Analizler, savcılığın yıllarca en önemli delil olarak gösterdiği ceket üzerindeki kanın Pernell Kimplin'e ait olmadığını kesin olarak ortaya koydu.
Böylece mahkûmiyet kararının temelini oluşturan en güçlü fiziksel delil tamamen geçersiz hale geldi.
GİZLENEN DELİLLER ORTAYA ÇIKTI
Dosyanın yeniden incelenmesi sırasında çok daha çarpıcı bir ayrıntı da gün yüzüne çıktı.
Soruşturmayı yürüten polislerin, Marrero'nun cinayet sırasında Dominik Cumhuriyeti'nde bulunduğunu doğrulayabilecek uçuş kayıtlarını ve başka yerde olduğunu gösteren önemli delilleri mahkemeden gizlediği belirlendi. Bu gelişme, soruşturmanın tarafsızlığına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu.
30 YIL SONRA BERAAT ETTİ
Yeni DNA bulguları ve ortaya çıkan gizli delillerin ardından Massachusetts Yüksek Adli Mahkemesi, Ocak 2024'te Elvio Marrero hakkındaki mahkûmiyet kararını bozdu.
Haziran 2026'da görülen davada jüri, Marrero'nun masum olduğuna karar vererek 30 yıl sonra resmen beraatine hükmetti.
ABD’DEKİ KRİTİK DAVALARDAN BİRİ OLDU
ABD’deki Marrero davası, gelişen DNA teknolojisinin adli vakalarda ne kadar kritik bir rol oynadığını ve delillerin eksik ya da kasıtlı olarak gizlenmesinin masum insanların yıllarca özgürlüğünden mahrum kalmasına yol açabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak hukuk tarihindeki yerini aldı.