Ticaret Bakanı Ömer Bolat, piyasa gözetim ve denetim süreçlerinde yeni bir dönemi başlatacak Elektronik Piyasa Gözetimi ve Denetimi (e-PGD) Sistemi ile yapay zekâ destekli analizlerin devreye alınacağını açıkladı. Sistem sayesinde metin ve görsel incelemeleri yapılarak güvensiz ürünlerin daha hızlı tespit edileceği belirtildi.
“Güvenli ürün, güvenli gelecek” vizyonu kapsamında geliştirilen sistemin pilot testlerinin tamamlandığını ifade eden Bolat, uygulamanın kısa süre içinde kullanıma açılacağını söyledi.
Ticaret Bakanlığı’nda düzenlenen “Ürün Güvenliği Haftası Açılış Konferansı”nda konuşan Bolat, programa AB Türkiye Delegasyonu yetkilileri ile Sanayi ve Teknoloji ile Tarım ve Orman Bakanlığı temsilcilerinin de katıldığını aktardı.
Bolat ayrıca, bu yılki etkinliğin temasının “Dijital Çağda Ürün Güvenliği” olarak belirlendiğini ve küresel ticarette yaşanan dönüşümün ürün güvenliği alanında yeni yaklaşımları zorunlu kıldığını vurguladı.
ÜRÜN GÜVENLİĞİ TANIMI KÖKTEN DEĞİŞTİRİYOR
Yeşil ve dijital dönüşümün, üretimden ticarete, ulaşımdan bağlantısallığa kadar hayatın ve ticaretin her safhasını derinden etkilediğine işaret eden Bolat, "Dijitalleşme sürecinin, ürün güvenliğine önemli yansımaları var. Birinci değişiklik, bizzat ürünlerin dijitalleşme ile değişmesi olarak karşımıza çıkıyor. Yapay zeka sisteminin de üretim süreçlerine ve ürünlere entegre olmasıyla, akıllı ürünler hayatımıza giriyor. Burada sanal asistanlar, birçok alanda bizlere yardımcı oluyor. Dijitalleşmenin sürece dahil olması, ürün güvenliği tanımını da kökten değiştiriyor. Böylece, dijitalleşme yazılımlardaki güvenlik açıklarını veya nesnelerin internetinde yaşanan arızaları içerecek şekilde ürün güvenliği kavramını da etkilemektedir." ifadelerini kullandı.
DİJİTAL ÜRÜN PASAPORTU, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE DÖNGÜSELLİK HEDEFLERİ
Güvenlik paradigmasının yazılım hataları ve güncellemeleri sonucunda ortaya çıkabilecek sorunları, ihlalleri, otonom cihaz arızalarını ve siber güvenlik gibi riskleri içermek zorunda olduğunu dile getiren Bolat, bu paradigma değişikliği sonucunda uygunluk değerlendirme süreçlerinde de dönüşüm yaşandığını anlattı.
Bolat, ürün güvenliği teyidinin tedarik zincirlerinin daha etkin izlenebilirliğinin sağlanmasının gerekliliğini ortaya çıkardığına dikkati çekerek, "Bu noktada dijital ürün pasaportu kavramı, ürün güvenliği açısından ürünlerdeki uygunluk konusunu takip edebilmek için çok önemli bir araç olarak gündemimizde yer almaktadır. Dijital ürün pasaportu, sürdürülebilirlik ve döngüsellik hedefleri doğrultusunda ürün zincirinin tüm aşamalarının şeffaf ve izlenebilir hale gelmesini sağlamaktadır." diye konuştu.
“TAREKS, GÜNLÜK ORTALAMA 20 BİN ADET BAŞVURUYU, RİSK ANALİZİ SÜRECİNDEN BAŞARIYLA GEÇİRMEKTE”
Dijitalleşme ile birlikte e-ticaretin hızlı bir büyüme kaydettiğini vurgulayan Bolat, bu dönüşümün ürünlerin takibi ve uygunluk denetimi açısından yeni sorumluluklar doğurduğunu, ürün güvenliği konusunda etkin ve güvenilir bir sistemin önem kazandığını ifade etti.
Bakanlık olarak ithalatta ürün güvenliği denetiminden sorumlu olduklarını hatırlatan Bolat, 2011 yılında hayata geçirilen Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS) hakkında da bilgi verdi.
TAREKS'in geçen yılın başında yenilendiğinin, böylece yapay zeka destekli yeni yapı kurulduğunun altını çizen Bolat, şu bilgileri paylaştı:
"TAREKS'te kayıt ve yetkilendirme prosedürlerinin evrak yükünden arındırılması ile kolaylık sağlandı. Atılan dijitalleşme adımlarıyla birlikte, TAREKS'te kayıtlı aktif firma sayımız, yüzde 8 artışla 130 bine, aktif kullanıcı sayımız da yüzde 48 artışla 32 bine yükselmiştir. Sanayi ürünlerinin ithalatı için TAREKS'e yapılan başvuru sayısı, 2025 yılının ocak-mart döneminde 1 milyon iken bu yılın aynı döneminde yüzde 30 artışla 1,3 milyona ulaşmıştır. TAREKS, günlük ortalama 20 bin adet başvuruyu, risk analizi sürecinden başarıyla geçirmekte ve kesintisiz hizmet vermektedir."
E-TİCARET PLATFORMLARININ ÜRÜN GÜVENLİĞİ TEMAS NOKTASI BELİRLEMELERİ DE ZORUNLU TUTULDU
e-Ticarette ürün güvenliği konusunda da birçok ülkenin harekete geçtiğini anlatan Bolat, Türkiye'nin gerekli adımları atan ilk ülkelerden olduğunu ve ülkede e-ticaretin hızlı yükseldiğini, geçen yıl hacminin yaklaşık 4,6 trilyon liraya, işlem sayısının da yaklaşık 6 milyara ulaştığını söyledi.
Bu hızlı büyümenin, ürün güvenliği alanında dijital dönüşümü ilke edinen yeni nesil denetim yaklaşımlarını da gerekli hale getirdiğini vurgulayan Bolat, bu denetimlerin yapılması için gerekli mevzuatları hazırlayarak yürürlüğe aldıklarını söyledi.
Bolat, tüketicilerin artık internette de ürünlerin güvenlik uyarılarını, uygunluk işaretlerini, imalatçı-ithalatçı bilgilerini rahatça görebildiklerine dikkati çekerek, "Mevzuat ile yurt dışı kaynaklı internet sitelerinden doğrudan ülkemize satışa sunulan ürünler için Türkiye'de yerleşik bir iktisadi işletme bulundurmaları zorunlu hale getirildi. Ayrıca, e-ticaret platformlarının ürün güvenliği temas noktası belirlemeleri de zorunlu tutuldu. Böylece, vatandaşlarımız bu temas noktaları aracılığıyla, ürün güvenliği ile ilgili bildirim ve şikayetlerini doğrudan platformlara iletebiliyorlar ve güvensiz, mevzuata aykırı ilanlar tespit edildiği anda bildirimi takiben en geç 24 saat içinde yayından kaldırmak zorundalar." şeklinde konuştu.
e-İthalat kapsamında ülkeye giren paketlerin ürün güvenliği ve tüketicinin korunması kriterlerine uygunluğunun, ilgili bakanlıklarla işbirliğiyle pek çok farklı noktada incelendiğini anlatan Bolat, laboratuvar sonuçlarının çarpıcı bir tabloyu ortaya koyduğuna dikkati çekti.
Analizde yüzde 81 gibi yüksek oranda güvensiz ürün tespit edildiğine, ürünlerin sağlık ve güvenlik kriterlerine 10 ile 40 kat arasında değişen oranlarda uymadıklarının anlaşıldığını dile getiren Bolat, bu gelişme üzerine, 1 Şubat 2026'dan geçerli olmak üzere yurt dışı e-ticaret platformları üzerinden e-ithalat adı altında yapılan basitleştirilmiş gümrük beyannamesi uygulamasının belirli istisnalar dışında durdurulduğunu söyledi.
Numuneler, kitaplar, ilaçlar ve takviye edici gıdalar ile sensör ve manyetik kart gibi kritik bilişim parçalarının, bu kısıtlamadan muaf tutulduğunu belirten Bolat, diğer ürünlerin ise ancak normal ithalat yoluyla ve yerli ürünlerle aynı denetimlerden geçerek ticarete konu olabileceğini dile getirdi.
"AMACIMIZ, SATICILAR İÇİN NETLİK, TÜKETİCİLER İÇİN DOĞRU BİLGİDİR"
Bolat, e-ticarette ürün güvenliğini artırmak için yeni projeler hayata geçirdiklerini, satıcılar için "Taksonomi Belgesi" hazırladıklarını belirterek, "Satıcıların ilanlarını mevzuata uygun hazırlayabilmeleri için bir rehber niteliğinde olan bu belge, her ilanda yer alması gereken bilgileri içeriyor. Amacımız, satıcılar için netlik, tüketiciler için doğru bilgidir." dedi.
Dijital denetim süreçlerine ilişkin e-PGD Sistemi hakkında da bilgi veren Bolat, sözlerine şöyle devam etti:
"Piyasa gözetim ve denetim kuruluşlarımıza veri temelli ve hızlı karar alma kapasitesi kazandıran e-PGD Sistemi ile yapay zeka destekli metin ve görsel analizi yaparak güvensiz ürünleri tespit edeceğiz. 'Güvenli Ürün, Güvenli Gelecek' vizyonumuzla, pilot testlerini tamamladığımız bu sistemi çok yakında açacağız. TAREKS ve PGD-BİS verilerinden yararlanan bu sistem sayesinde riskli ürünler doğrudan denetçilerin önüne düşecek."
"NİHAİ AMACIMIZ, VERİ EGEMENLİĞİNİ VE SİBER GÜVENLİĞİ SAĞLAMAK"
Bolat, dijital dönüşümün mevzuata entegrasyonu kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile işbirliği içinde "Eko-tasarım Gereklilikleri Tüzüğü"nü uyumlaştırdıklarını anlattı.
Sürdürülebilir ürünler için kritik önemdeki "Dijital Ürün Pasaportu" mekanizması üzerindeki çalışmaların devam ettiğini belirten Bolat, Genel Ürün Güvenliği Tüzüğü'nün de uyumlaştırılma sürecinde olduğunu söyledi.
Bu süreçlerde Avrupa Birliği (AB) Komisyonu ile kurulan dijital diyalog sürecinin etkin kullanıldığını ifade eden Bolat, "Nihai amacımız, inovasyonu devam ettirmek ve ülkemiz ürünlerinin rekabetçiliğini korurken veri egemenliğini ve siber güvenliği sağlamaktır." diye konuştu.
“TÜRKİYE'NİN E-TİCARET PAZAR YERLERİ, SON YILLARDA CİDDİ BİR BÜYÜME SERGİLEDİ”
AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilcinskas da sürdürülebilir ürünler için ilgili düzenlemeleri devreye aldıklarını belirterek, Türkiye'de de olduğu gibi dijital ürün pasaportu mekanizması üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Özellikle tekstil, elektronik ve demir-çelik gibi sektörlerde ürünün tüm yaşam döngüsünü takip etmenin stratejik öncelik haline geldiğine dikkati çeken Vilcinskas, "Türkiye'nin e-ticaret pazar yerleri, son yıllarda ciddi bir büyüme sergiledi. Bu hızlı değişim, piyasa düzenlemelerini daha kritik hale getirdi. Türkiye'nin bu etkinliği düzenlemesi ve üst düzey temsil, tüketici güvenliğine verilen önemin somut bir göstergesidir." ifadelerini kullandı.