EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, üniversitelerin yaz dönemine girmesiyle birlikte İstanbul'daki vakıf üniversitelerinde 150'den fazla akademisyenin işten çıkarılmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde basın toplantısı düzenledi.
Vakıf üniversitelerinde yaşanan işten çıkarmalara tepki gösteren Karaca, üniversitelerin sermaye anlayışıyla yönetildiğini savunarak, "İstiyorlar ki üniversiteler bilimin üretildiği alanlar olmaktan çıksın. Sadece piyasanın ihtiyaçlarına göre diploma pazarlayan işletmeler haline gelsin" ifadelerini kullandı.
“ELEŞTİREL DÜŞÜNCE TASFİYE EDİLİYOR”
Üniversiteyi ticarethane; bilimi ve akademisyeni gider kalemi olarak gören sermaye anlayışıyla karşı karşıya olunduğunu söyleyen Karaca, İşten çıkarılan akademisyenlerin büyük bölümünün sosyal bilimler, iletişim ve sanat alanlarında görev yaptığını belirterek sermayenin bu alanları "kâr üretmeyen gereksiz bölümler" olarak gördüğünü söyledi. Eleştirel düşünceyi ve hak mücadelesini besleyen bölümlerin tasfiye edilmek istendiğini dile getiren Karaca, üniversitelerin bilimin üretildiği kurumlar olmaktan çıkarılarak piyasanın ihtiyaçlarına göre diploma pazarlayan işletmelere dönüştürülmeye çalışıldığını ifade etti.
Vakıf üniversitelerinin mütevelli heyetleri ile şirket yönetimlerinin iç içe geçtiğini savunan Karaca, "Kâr amacı gütmeyen kurumlar olarak tanımlanan vakıf üniversiteleri, patronlar tarafından ticarethane gibi yönetiliyor. İşletmelerinde işçilere uyguladıkları baskı düzenini üniversitelerde akademisyenlere de uyguluyorlar" diye konuştu.
Karl Marx'ın "Okul sahibinin sermayesini fabrikası yerine öğretim fabrikasına yatırmış olması hiçbir şey değiştirmez" sözünü hatırlatan Karaca, akademisyenlerin iş güvencesinden ve örgütlenme hakkından yoksun bırakıldığını, hukuki mağduriyetlerle de karşı karşıya kaldığını söyledi. Akademisyenlerin yaşadığı hak ihlallerinin öğrencilerin eğitim hakkını da olumsuz etkilediğini belirten Karaca, Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) ise bu süreçte gerekli denetimi yapmadığını savundu.
Öğrencilerin yemekhane, barınma ve bilimsel eğitim taleplerini dile getirdiklerinde baskıyla karşılaştığını ifade eden Karaca, YÖK'ün vakıf üniversitelerindeki patronlara karşı sessiz kalmasını şöyle eleştirdi: “Peki bütün bunlar yaşanırken, öğrencilerin ödediği ücretlere fahiş zamlar yaparken, akademisyenlere verilen üç kuruş parayı çok gören patronlara karşı YÖK ne yapıyor? Bir taraftan üniversite öğrencilerine, yemekhane haklarından, barınma haklarına, akademik eğitimin bilimsel bir düzeye çekilmesi haklarından memleket meselelerine ilişkin taleplerine kadar sözlerini ortaya koyduklarında onlara cadı avı yapmak gibi bir işle meşgul.”
“TACİZ İDDİASINI GÜNDEME GETİRDİĞİ İÇİN İŞTEN ATILDI”
Karaca, Arel Üniversitesi akademisyenlerinden Feryal Saygılıgil'in üniversitede bir akademisyen hakkında ortaya atılan taciz iddiasının araştırılması için girişimde bulunduğunu, bu nedenle mobbinge maruz kaldığını ve hakkında açılan soruşturmalar sonucunda işten çıkarıldığını söyledi.
Taciz iddialarının üzerinin örtülmeye çalışıldığı üniversitelerde yaşananların araştırılması gerektiğini belirten Karaca, YÖK'e "Bu iddialara neden sessiz kalıyor, neden araştırmıyor?" diye sordu.
“İşten çıkarılan akademisyenler görevlerine iade edilmeli”
Eğitim alanında örgütlü sendikaların ortak tutumunun önemli olduğunu belirten Karaca, sendikaların açıkladığı talepleri desteklediklerini ifade etti.
Karaca, keyfi ve hukuksuz işten çıkarmaların durdurulmasını, işten çıkarılan tüm akademisyenlerin görevlerine iade edilmesini istedi. Mahkemelerin işe iade kararlarının gecikmeksizin uygulanması gerektiğini söyleyen Karaca, kararları yerine getirmeyen üniversite yönetimleri hakkında yaptırım uygulanmasını talep etti.
YÖK'ün vakıf üniversiteleri üzerindeki denetim görevini yerine getirmesi gerektiğini belirten Karaca, vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin anayasal, özlük ve çalışma haklarının güvence altına alınmasını istedi.
Gerçek iş güvencesinin akademisyenlerin en temel ihtiyaçlarından biri olduğunu vurgulayan Karaca, sendikal örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması mücadelesinde akademisyenlerin yanında olduklarını belirterek, "Üniversiteler patronların muhasebe defterlerini aklama yeri değildir. Akademisyenlerimize sahip çıkacağız" dedi.