Ana içeriğe geç

400 yıllık Rönesans tablosu, yarasaların avlanma sırrını ortaya çıkardı

Bilim insanları, Flaman ressam Jan Brueghel'in 1611 tarihli "Hava" tablosunda ağzında ötücü kuş taşıyan bir dev akşamcı yarasa tasvir edildiğini belirledi.

400 yıllık Rönesans tablosu, yarasaların avlanma sırrını ortaya çıkardı
Evrensel
16

Geçtiğimiz sonbaharda bilim insanları, dev akşamcı yarasaların (greater noctule bat) havadan ötücü kuşları atıştırmalık olarak kaptığını belgeledi. Ancak bu bilim dünyası için nispeten yeni bir bulgu olsa da, bir Rönesans sanatçısı bu davranışı tablolarından birine dahil edecek kadar iyi biliyordu.

Flaman Sanatçı Jan Brueghel’in 1611 tarihli alegorik tablosu “Hava”, 60’tan fazla uçan türü tasvir ediyor. Araştırmacıların 29 Haziran’da “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde bildirdiğine göre, sağ üst köşedeki bu türlerden biri dev akşamcı yarasa (Nyctalus lasiopterus) gibi görünüyor. Ve küçücük, yağlı boyayla çizilmiş çenelerinin arasında bir ötücü kuşu tutuyor.

İspanya’nın Sevilla kentindeki Doñana Biyoloji İstasyonunda ekolog olan Pedro Romero-Vidal, tarihi ekoloji hakkında ne gibi ipuçları sunduklarını görmek için tarihi tablolardaki hayvanları tanımlayan bir proje üzerinde çalışıyordu. Ancak resmedilen bu özel yarasa onun için bir sürpriz oldu. Vidal, “Daha önce incelediğim birçok tablonun hiçbirinde benzer bir sahneyle karşılaşmamıştım” diyor.

Eserde astronomi perisi Urania’nın etrafı havadaki yaratıklarla çevriliyken, Roma Tanrıları Apollo ve Diana güneş ve ay savaş arabalarını sürüyorlar. Urania’nın etrafında tünemiş ve ayakta duran kuşların birçoğu kolayca tanınabiliyor; bunlar arasında papağanlar, kuğular, bir hindi ve hatta bir devekuşu da bulunuyor.

Tabloda ayrıca yarasa gibi görünen dört yaratık da var. En büyük yarasa sağ üstte yer alıyor. Tıpkı akşamcı yarasalar (noctule bats) gibi kızıl kahverengi tüyleri, yuvarlak kulakları ve uzun kanatları var. Ağzı küçük bir bedeni sıkıca kavramış, tüylü bir kanat ise çaresizce aşağı sarkıyor. Avcının boyutu, bunun daha küçük olan yaygın akşamcı yarasa değil, muhtemelen dev akşamcı yarasa olduğu anlamına geliyor.

Çalışmada yer almayan Danimarka’daki Aarhus Üniversitesinde biyoakustik uzmanı olan Ilias Foskolos, bilim insanlarının yarasaların kuşları kaptığını henüz geçtiğimiz yıl doğrudan belgelemiş olmalarına rağmen, araştırmacıların 2000’li yılların başından beri bu hayvanların kuşları da diyetlerine dahil ettiğini öne süren ipuçları yayımladıklarını söylüyor. Foskolos, dev akşamcı yarasaların ötücü kuşları yakalama, parçalama ve yeme seslerini kaydetmiş. “Bunun son derece vahşi (şiddetli) bir olay olduğunu söyleyebiliriz” diyor.

Foskolos, bu kuş kaçırma olayının yüksek irtifalarda gerçekleştiğini söylüyor. Ancak kanıtlar eninde sonunda yeryüzüne düşüyor. Araştırmacılar, dev akşamcı yarasaların dışkılarında 31’e kadar ötücü kuş türüne ait belirleyici tüyler tespit ettiler. Brueghel aslen Brükselliydi ancak dev akşamcı yarasanın yaşadığı ve avlandığı İtalya’yı ziyaret etmişti. Foskolos, o dönemde bile insanların “Muhtemelen dışkılarından dolayı yarasaların kuşların peşine düştüğünü bildiklerini” söylüyor.

Bulgu, sanatın “Doğa tarihi bilgisi için değerli bir kaynak olabileceğini” gösteriyor diyor Romero-Vidal. Sanatçılar “genellikle kayda değer bir sanatsal özgürlük kullansalar da” -ki Yunan ilham perisi Urania henüz yarasalarla veya başka bir şekilde doğada görülmedi- “doğal dünyayla ilgili değerli gözlemleri hâlâ koruyabiliyorlar” diyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler