Ana içeriğe geç

CHP'li Cumhur Uzun, Fatoş Pınar Türker'in iddialarını Meclis'e taşıdı: İçişleri ve Adalet bakanlarına sorular yöneltti

CHP Milletvekili Cumhur Uzun, Fatoş Pınar Türker'in gözaltı, arama, tehdit ve cezaevi koşullarına ilişkin iddialarıyla ilgili İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesi verdi.

CHP'li Cumhur Uzun, Fatoş Pınar Türker'in iddialarını Meclis'e taşıdı: İçişleri ve Adalet bakanlarına sorular yöneltti
Evrensel
16

CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in mahkeme huzurunda dile getirdiği gözaltı, arama, tehdit ve cezaevi koşullarına ilişkin iddiaları TBMM gündemine taşıdı. Uzun, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle iki ayrı yazılı soru önergesi verdi.

Önergelerde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi'ndeki gözaltı süreci, çıplak arama iddiaları, nezarethane koşulları, SEGBİS üzerinden yapıldığı ileri sürülen tehditler ve cezaevindeki yerleştirme kararlarına ilişkin sorular yöneltildi.

"Çıplak arama işkencedir ve insan onurunu hedef alır"

Cumhur Uzun, Fatoş Pınar Türker'in duruşmada anlattığı arama iddialarının vahim olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bir kişiyi gözaltına almak, devlete onun onurunu kırma yetkisi vermez. Gözaltı işlemi, hukuk sınırları içinde yürütülmesi gereken bir adli süreçtir; kişiyi sindirme, küçük düşürme ya da teslim alma alanı değildir. Bir kadının kıyafetlerinin ve iç çamaşırının çıkartılmasının istendiği, çömelme, dönme, eğilme gibi talimatlara maruz bırakıldığı yönündeki iddialar çok ağırdır. Bu iddiaların üzeri ‘rutin arama’ denilerek kapatılamaz. Çıplak arama, insan onurunu hedef alan niteliğiyle işkencedir; kötü muameledir; hukuk devleti bakımından izah edilemez bir uygulamadır.”

Uzun, İçişleri Bakanlığına yönelttiği önergede, Fatoş Pınar Türker hakkında giysiler çıkartılmak suretiyle arama yapılıp yapılmadığını, yapılmışsa hangi somut gerekçeye dayandığını, arama kararının kim tarafından verildiğini, tutanak düzenlenip düzenlenmediğini, ilgili kamera kayıtlarının koruma altına alınıp alınmadığını ve bu iddialar üzerine inceleme başlatılıp başlatılmadığını sordu.

Uzun ayrıca, 2020 yılından bu yana gözaltında çıplak arama, darp, kötü muamele ve insan onuruna aykırı davranış iddiasıyla yapılan başvuru sayılarını da istedi.

"Adalet tehditle mi sağlanacak?"

Uzun, Adalet Bakanlığına verdiği ikinci önergede ise Fatoş Pınar Türker'in savunmasında dile getirdiği savcı baskısı, çocukları üzerinden tehdit edildiği iddiası ve cezaevindeki yerleştirme kararlarını gündeme taşıdı. Uzun, konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:

“Bir yargı sürecinde en tehlikeli kırılma, adaletin hakikati aramak yerine korku üretmeye başlamasıdır. Bir kişiye çocukları üzerinden baskı yapıldığı, avukatına danışma talebine rağmen beyana zorlandığı, mal varlığıyla tehdit edildiği iddiaları, yalnızca bir dosyanın değil, yargıya duyulan güvenin de konusudur. Adalet tehditle sağlanmaz. Tehdit varsa orada adalet yoktur; baskı varsa orada maddi gerçeğe ulaşma iradesi yoktur.”

Uzun, Adalet Bakanlığına; SEGBİS görüşmesinin tarihini, görüşmeyi yapan kişinin görevini, görüşmeye ilişkin kayıt ve tutanak bulunup bulunmadığını, çocuklarla ve mal varlığıyla tehdit iddiası hakkında inceleme başlatılıp başlatılmadığını sordu.

Önergede ayrıca, Türker ve aynı dosya kapsamında tutuklanan kadınların ayrı koğuşlara yerleştirilmesi konusunda Bakanlıkça yazılı ya da sözlü bir talimat verilip verilmediği de soruldu.

Uzun'dan iki bakana çağrı

Uzun, açıklamasının sonunda İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'e çağrıda bulunarak şunları kaydetti:

“Bu iddialar, sessizlikle geçiştirilemeyecek kadar ağırdır. İki bakana da açık çağrımızdır: Meclise, kamuoyuna ve en önemlisi hukuka karşı sorumluluğunuzu yerine getirin. Gözaltında ne yaşandı, kim karar verdi, hangi kayıtlar tutuldu, hangi görevliler sorumludur; açıklayın. Savcı tehdidi iddiası doğru mudur; SEGBİS kayıtları nerede; cezaevi yerleştirmeleri kimin talimatıyla yapılmıştır; cevap verin. İnsan onuru kimsenin insafına bırakılamaz. Hukuk devleti, en çok da kapalı kapılar ardında sınanır. Biz bu sürecin takipçisi olacağız.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler