İsrail ile Avrupa Birliği arasında uzun süredir hassas ilerleyen diplomatik ilişkiler, Tel Aviv’den gelen sert bir açıklamayla yeni bir krize sürüklendi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile tüm diplomatik temasların tamamen durdurulduğunu açıkladı.
KALLAS'I HEDEF ALDI

Sa’ar, kişisel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kallas’a yönelik ciddi suçlamalarda bulundu. İsrailli bakan, Kallas’ın İsrail’e yönelik ifadeleri ve iddia edilen tutumunun kabul edilemez olduğunu savundu.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Sayın Kallas, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, bir süredir İsrail Devleti’ne karşı takıntılı bir şekilde ve açık bir adaletsizlikle hareket etmektedir.”
Sa’ar ayrıca, Kallas’ın geçtiğimiz ay Meksika ziyareti sırasında kapalı toplantılarda İsrail’in Filistin politikalarını Güney Afrika’daki apartheid rejimine benzettiğine dair haberlerin Avrupa kamuoyunda tartışma yarattığını hatırlattı.
İsrailli bakan açıklamasının devamında daha da sert bir ifade kullandı:
“Bu ağır açıklamayı kınayan çok sayıdaki Avrupalı seçilmiş temsilciye teşekkür ediyorum. Ancak bugüne kadar kendisi tarafından bu ciddi ifadeyle ilgili herhangi bir yalanlama ya da açıklama yapılmamıştır.”
KOPUŞ KARARI

Krizin en dikkat çeken bölümü ise diplomatik kopuş kararı oldu. Sa’ar, açıklamasında şu sözlerle tüm temasları kestiklerini duyurdu:
“Bu nedenle, İsrail Devleti'nin Dışişleri Bakanı olarak, dünyadaki tek Yahudi devlete ve Ortadoğu’daki tek demokrasiye yöneltilen bu iftiranın geri çekilmesine kadar Sayın Kallas ile tüm temasları kesmekten başka seçeneğim kalmamıştır. Ve ben de bunu yapıyorum.”
KRİZ NASIL BÜYÜDÜ?
Diplomatik gerilimin fitilini ateşleyen iddialar, Kaja Kallas’ın mayıs ayında Meksika temasları sırasında yaptığı görüşmelere dayanıyor. İddialara göre Kallas, kapalı toplantılarda İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarını apartheid rejimine benzetti.
Bu ifadeler kamuoyuna sızınca, bazı Avrupa Birliği ülkelerinde de rahatsızlık oluştu. AB içinden bazı diplomatlar, birliğin resmi dış politika temsilcisinin bu tür sert ifadeler kullanmasının kurumsal tarafsızlık açısından sorun yaratabileceğini savundu.
Öte yandan Avrupa Birliği içinde İsrail politikaları konusunda derin görüş ayrılıkları bulunuyor. İspanya, İrlanda ve Slovenya gibi bazı ülkeler İsrail’e karşı daha sert yaptırımlar ve siyasi baskılar talep ederken, diğer üyeler daha temkinli bir çizgi izliyor. Bu durum, AB’nin ortak bir dış politika geliştirmesini zorlaştırıyor. (AA)