Ekonomist Mahfi Eğilmez, internet sitesinin “Kendime Yazılar” bölümünde yer alan 23 Haziran 2026 tarihli "Değişen Koşullar Değişen Yaklaşımlar" yazısını okurlarla paylaştı.
Eğilmez'in yazısı şu şekilde:
"Zaman değişir, insanlar değişir, anlayışlar ve algılar değişir. Bu nedenle sosyal bilimlerdeki teoriler, tezler ve yaklaşımlar değişen koşullara uyum sağlayamazsa toplumsal gerçekliği açıklamaktan uzak kalır.
Son krizde altın ve gümüş fiyatları niçin düştü?
Son yıllara gelinceye kadar dünyanın herhangi bir yerinde savaş, büyük bir doğal afet ya da piyasa krizi çıktığında insanlar varlıklarını korumak için altın ve benzeri değerli metallere yönelir, tasarruflarını bu araçlarda değerlendirirdi. Olumsuz koşullar ortadan kalktığında ise yavaş yavaş yeniden finansal yatırımlara dönerlerdi.
ABD–İran çatışması başlayınca altın ve gümüş fiyatlarının artması beklenirken tam tersi oldu ve değerli metal fiyatları düşüşe geçti. Bunun iki temel nedeni var:
Birincisi, savaşın en önemli ekonomik etkisinin petrol ve diğer enerji fiyatlarındaki artış olacağı düşünüldü. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu artıracağı beklentisi doğdu. Bunun sonucunda faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler tersine döndü. Tahvil faizlerinin yükseleceğini bekleyen yatırımcılar altın ve gümüş gibi değerli metalleri satarak tahvillere yöneldiler.
Bu satışlarda altın ve diğer değerli metallerin fiyatlarının son iki yılda neredeyse bir balon oluşturacak ölçüde hızlı yükselmiş olmasının da etkisi vardı. Yatırımcılar bu yükselişin bir noktada düzeltmeye uğrayacağını biliyorlardı. Bu endişe de satışları hızlandırdı. Altın ve diğer değerli metallerdeki satışlar fiyatların düşmesine yol açtı.
İkincisi, savaşla birlikte birçok ülkede finansal yatırımı bulunan yatırımcılar, varlıklarını dolara çevirerek kendi ülkelerine dönmek istediler. Böylece ciddi bir dolar talebi ortaya çıktı. Merkez bankaları da bu talebi karşılayabilmek için altın satmak zorunda kaldılar. Bu durum piyasada altın arzını artırdı ve fiyatların düşmesine neden oldu.
Elbette her kriz piyasalar ve enflasyon üzerinde ABD–İran çatışması kadar etkili olmaz. Dolayısıyla ileride yaşanabilecek her krizde mutlaka altından kaçış yaşanacağını söylemek de doğru değildir.
İrrasyonel davranışlar yaygınlaşıyor
İrrasyonel davranışlar eskiden daha çok, iktidarda uzun süre kalabilmek amacıyla oy peşinde koşan gelişmekte olan ülkelerdeki siyasi iktidarların başvurduğu yöntemlerdi. Günümüzde ise bu irrasyonel kalıpların dünya geneline yayıldığı görülüyor.
Medyada, ABD’nin İran’a geri adım attırmak amacıyla giriştiği savaşta yaklaşık 75 milyar dolar harcadığı yazıldı. Ayrıca İran’ın uğradığı kayıpların giderilmesi ve ülkenin yeniden ayağa kaldırılması amacıyla 300 milyar dolarlık bir fon oluşturulmasının gündemde olduğu, bu fonun önemli bir bölümünün Körfez ülkelerinden sağlanmasının planlandığı da öne sürülüyor.
Oysa Hürmüz Boğazı açıkken ve enerji akışı devam ederken sistem işliyordu. ABD, ciddi maliyetler doğuran bir savaşa girdi. Sonuçta savaş öncesindeki duruma dönülebilmesi için yaklaşık 375 milyar dolarlık bir maliyet ortaya çıkmış oldu. Üstelik bu rakama İran’ın, İsrail’in ve Körfez ülkelerinin katlandığı maliyetler dâhil değildir.
Böylesine bir irrasyonellik cezasız kaldığı sürece rasyonel davranışların değeri yeterince anlaşılamaz.
Piyasa esnekliği
Eskiden Rusya–Ukrayna ya da ABD–İran savaşı gibi büyük çatışmalar yaşandığında piyasalar sert biçimde düşer ve uzun süre toparlanamazdı. Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ve finansal kaynakların dünyanın bir ucundan diğerine anında aktarılabilir hale gelmesiyle birlikte bu durum da değişti.
Piyasalar hâlâ ilk anda sert tepki verebiliyor; ancak bu durum artık çok daha kısa sürüyor. Piyasa aktörleri kısa sürede yeni koşulları analiz ederek bu ortamdan nasıl kazanç sağlayabileceklerine odaklanıyorlar. “Krizi fırsata çevirmek” sözü tam da bu durumu anlatıyor. Kaybedenlerin yanında yeni kazananlar ortaya çıkıyor ve piyasalar denge arayışına hızla giriyor.
Özetle, küreselleşme ve sermaye hareketlerinin serbestleşmesi sonrasında piyasalar çok daha esnek bir yapıya dönüştü. Piyasa aktörleri, ortaya çıkan değişimlere kâr amacıyla hızla uyum sağlayabiliyor. Bu da krizlerin ekonomik etkilerinin ve piyasalardaki dalgalanmaların süresini kısaltıyor.
Sonuç olarak, küreselleşme yalnızca ekonomiyi değil, krizlere verdiğimiz tepkileri de değiştirmiş bulunuyor: Dünün kesin doğruları bugün aynı şekilde geçerli olmayabilir".
Bu yazı 23.06.2026 tarihinde https://www.mahfiegilmez.com/ adresinden alınmıştır.