ABD Başkanı Trump kendi kamuoyunun da baskısıyla İsrail’in 7 Ekim 2023’te başlattığı Gazze’deki soykırımı bitireceğini söyleyerek 13 Ekim 2025’te 35 ülkenin liderini Şarm El Şeyh’te topladı. Aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkeler ‘garantörüz’ diyerek Gazze’ye barış getireceği iddia edilen anlaşmayı imzaladı. Ancak İsrail anlaşmaya uymadı, Hem Gazze’de hem Batı Şaria’da durum daha da kötüleşti. İsrail geçen 9 aylık sürede bin 144 sivili katlettiği gibi yüzbinleri yerinden etti.
GAZZE’YE ÖNCE KARAKOLLAR SONRA İŞGAL
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, yüzde 65’ini işgal ettikleri Gazze’ye giderek kuzeyde üç ‘Nahal’ karakolu kuracaklarını söyledi. Kalıcı yerleşime kapı aralayacak proje geçmişte Batı Şeria’daki İsrail işgalinin ilk aşamasını oluşturmuştu. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich da Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi için yeni kaynak ayırdıklarını duyurdu. Batı Şeria’daki İsrail güçlerinin komutanı Avi Bluth ise Filistinlileri katledip evlerine el koyan yerleşimcilerin ordunun ‘güvenlik ortakları’ olarak tanımlanacağını açıkladı.

GARANTÖRLER SUSTU, İSRAİL İLHAKA HIZ VERDİ
GAZZE KADERİNE TERK EDİLDİ
Ekim 2025’te 35 ülkenin imzaladığı sözde barış anlaşması rafa kalktı. İran savaşı ve petrol derdine düşen dünyanın sessizliğinden güç alan Tel Aviv; Gazze’ye karakollar kuruyor, Batı Şeria’da işgali genişletiyor ve silahlı yerleşimcileri ‘güvenlik ortağı’ ilan ediyor. Katliamlar ise hız kesmiyor.
Ekim 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimiyle Mısır’ın Şarm El Şeyh kentinde toplanan 35 ülke, Gazze’ye kalıcı barış getirme vaadiyle tarihi bir anlaşmaya imza atmıştı. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu “garantör” ülkeler nezaretinde sağlanan ateşkesin üzerinden geçen 9 ayın ardından, sahadaki gerçekler barıştan çok uzak. 28 Şubat’ta patlak veren İran savaşı ve ardından gelen küresel petrol krizi, uluslararası toplumun dikkatini Filistin’den tamamen uzaklaştırdı. Dünyanın bu derin sessizliğini ve körlüğünü fırsat bilen İsrail, Filistin topraklarındaki işgalini kalıcı bir ilhaka dönüştürmek için düğmeye bastı. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Gazze’nin kuzeyine ileride sivil yerleşimlere dönüştürülmesi hedeflenen üç adet “Nahal” askeri karakolu kuracaklarını açıkladı. İsrail Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tümgeneral Tamir Yadai’nin Katz’a verdiği brifinge göre, ateşkes anlaşmasında yüzde 53 olarak belirlenmesine rağmen İsrail ordusu şu an Gazze topraklarının yüzde 65’ini fiilen kontrol ediyor. Geçmişte Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerin ilk adımı olarak kullanılan bu askerî-toplumsal karakollar, Gazze’nin de adım adım yutulacağının en net göstergesi. Tel Aviv yönetiminin genişleme stratejisi sadece Gazze ile sınırlı değil. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, işgal altındaki Batı Şeria’da yeni yerleşim yerlerinin inşası ve mevcutların genişletilmesi için 1,3 milyar şekellik (yaklaşık 400 milyon dolar) yeni bütçe ayrıldığını duyurdu. 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler öncesi Netanyahu hükümeti, sahada geri dönülmesi imkansız gerçekler yaratmayı hedefliyor. Skandallar zincirinin son halkası ise Batı Şeria’daki İsrail güçlerinin komutanı Tümgeneral Avi Bluth’tan geldi. Bluth, Birleşmiş Milletler raporlarında “devlet şiddetinin bir aracı” olarak tanımlanan, Filistinlilerin topraklarını gasp edip şiddet eylemleriyle bilinen silahlı sivil işgalcileri ordunun “güvenlik ortakları” ilan ederek kurumsal bir dokunulmazlık zırhı sağladı. Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) İsrail’in varlığını hukuka aykırı bulmasına ve derhal tahliye çağrılarına rağmen sahada mermiler susmadı. Sözde ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail saldırılarında bin 144 Filistinli daha katledildi. Sadece son 48 saatte İHA destekli saldırılarda Zeytun Mahallesi ve Zehra Okulu kampı hedef alındı, 16 sivil hayatını kaybetti. Enkazdan çıkarılanlarla birlikte son 24 saatteki can kaybı 19’a yükseldi. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de katledilenlerin toplam sayısı ise 21 bini çocuk olmak üzere 73 bin 269’a ulaştı.
ORTA ÇAĞ VAHŞETİNE YASAL KILIF: FİLİSTİNLİ ESİRLERE ‘TİMSAHLI HENDEK’
İsrail hükümeti, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in akıllara durgunluk veren “timsahlı hapishane” projesi için düğmeye bastı. Filistinli tutukluların kaçmasını önlemek bahanesiyle cezaevlerinin etrafına timsahlarla dolu su kanalları kazılmasını öngören insanlık dışı planın önündeki yasal engeller resmen kaldırıldı. Çevre Koruma Bakanı Idit Silman’ın imzaladığı yeni kararnameyle, daha önce sadece hayvanat bahçelerinde tutulabilen “koruma altındaki yabani hayvan” statüsündeki timsahlar, “yönetilen yabani hayvan” kategorisine alındı. Bu skandal hamleyle, projeye itiraz eden Doğa ve Parklar Kurumu by-pass edilerek cezaevlerinde timsah barındırılmasının önü açıldı.
İsrailli yetkililer, Orta Çağ zihniyetini aratmayan bu vahşet projesini insan gücü maliyetlerini düşüreceği gerekçesiyle savunuyor. Fiyatı 8 bin ila 20 bin dolar arasında değişen timsahların, personel masrafından daha “kârlı” olduğu hesaplanıyor.