CHP'de mutlak butlan karası sonrası patlak veren tartışmalar devam ederken parti grubunda açıklamalarda bulunan Özgür Özel'den Kemal Kılıçdaroğlu'na bir çağrı daha geldi.
Özel açıklamasında "Mademki partilisin, mademki bölünmek istemezsin, mademki 'Bölünme olursa AK Parti'ye yarayacak' diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun; buradan açıkça söylüyorum, açık açık! İster 1 milyon 950 bin üyemizle, istifa edenleri geri çağıralım 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığın 1 milyon 200 bin üyemizle; ikimiz, tüm üyelerle genel başkanlık yarışına girelim, kaybeden CHP'yi salsın! CHP'yi salsın! Kaybeden siyaseti bıraksın. Sayın Kılıçdaroğlu! Çağrı yapıyorsun ya, çağrı yapıyorum. İkimiz yarışalım 2 milyon üyeyle! %90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum" dedi.
Özel'in açıklamalarından satırbaşları;
"Bir haftalık aranın ardından yeniden milletimizin Meclis'indeyiz. Biz geçen hafta toplantımızı Eskişehir'imizde yaptık. Toplantımızı dinleyenlerle birlikte, il başkanımızla, belediye başkanımızla, efsane belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen'le, vekillerimizle sokağa çıktık. Salon coşkuluydu ama Eskişehir sokakları sel oldu aktı. Bu zorlu dönemde bizi bağrına basan güzel Eskişehir'e bir selam yollamak isterim.
"MÜJDELER OLSUN Kİ MİLLETİN GÖNLÜNDEYİZ"
Başta sayın Erdoğan olmak üzere salonlara hapsolanlara, sokağa çıkamayanlara sesleniyorum. Milletimizde korku, teslimiyet yok. İnanç var azim var kararlılık var. Halkın coşkun akan selinin karşısında hiçbir güç durmadı, şimdi de duramadı. Belki makamlarımız yok, bazen bir bankın bazen bir sandalyenin üzerindeyiz. Ama hepimize müjdeler olsun ki milletin gönlündeyiz. Biz adım adım 21 il dolaştık, 22'ncisi Kırıkkale'ye cuma günü varacağız. Biz yeniyi ararken, kurarken, uğradığı haksızlıklar duyulsun diye yürüyenler var.
AP'NİN KÜSTAH 'BARIŞ HAREKATI' KARARINA TEPKİ
Kahraman ordumuz TSK bizim onurumuzdur. AP'de Barış Harekatı'na ilişkin iğrenç ithamlarla hareket ordumuzu lekelemeye çalışan kararı en sert biçimde kınıyoruz, reddediyoruz ve lanetliyoruz.
Yıllarca soykırıma varan katliamlara maruz bırakılan, bütün çabalara rağmen barışın sağlanamadığı yerde, Ecevit ve Erbakan'n ordumuzu Kıbrıs'a yollamasıyla, başarılı operasyonlarla, savaş için değil adaya barış için giden, katıldıkları operasyonda görevlerini yapan, bugüne kadar en ufak savaş suçuna varacak bir ithamla karşılaşmamış, halen daha dimdik ayakta duran Kıbrıs gazilerimize atılmaya çalışılan bu iftiranın karşısında, tüm gazilerimizi ve şehitlerimizin ailelerini CHP grubu olarak minnetle kucaklıyoruz, ellerinden öpüyoruz.
BAKAN TEKİN'E "MESEM" TEPKİSİ
Bir kahredici acı haberi bu hafta Osmaniye'den aldık. MESEM kapsamında traktör tamiri yaptırılan 16 yaşındaki evladımız Yiğit Mehmet Kesme, traktörün hidrolik aksamına sıkışarak feci şekilde can verdi. Ancak Türkiye'de sadece bu yıl 34 çocuk çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybetti. Bunlardan 21'i MESEM kapsamında çalışıyordu. Milli Eğitimin başına atanan hadsiz, liyakatsiz, kifayetsiz Kurtuluş Savaşı'nın adını değiştirmekle meşgulken onun görev yerinde evlatlarımız canını kaybediyor. Almanya'da 40 yıldır 1 can almıyorken, Türkiye'de MESEM projesinde 21 evladımızın hesabını o hadsizden sormayacağız da kimden soracağız.
"BİZ KAYBETMEYEN CHP'YİZ"
Bu ülkede maalesef adalet yok. Olmadığı için refah da bereket de yok. Milletin gözünden ve gönlünden düşen bir avuç insan için Türkiye'de adaleti öldürdüler. Hep birlikte partimizde bir dönüşümü gerçekleştirdik. Daha çok kadına gence güvenerek, her adayımızı mutlaka anketler yaparak belirledik. Yapılan ilk seçimde AKP'yi ilk kez yendik. 47 yıl sonra da partimizi birinci parti yaptık. O günden bu yana demokrasi dışı tüm saldırıların hedefi olduk. Biz kaybeden değil kazanan CHP'yiz. Bir seçim kaybedersek, ertesi gün kurultaya gideceğiz ve aday olmayacağız diyen, Erdoğan'ın çeyrek asırdır çektiği resti ilk kez gören CHP'yiz.
"ANKARA'DA OPERASYONA BAŞLADILAR"
Ankara'da başsavcı, vekiller değişecek. Çünkü dediğimiz operasyonları yapmıyorlar." Bir belediyenin nasıl denetleneceği bellidir. Düzenli ya da rastgele zamanlarda gidilir, müfettişler tarafından denetlenir, kusur görülürse yazılır, suç şüphesi varsa bakanlıktan izin istenir. Bir iddia varsa, gidilir o ihbar incelenir, aynı usullerle denetim ve yargıya doğru gidilir. Bunun dışında bir yöntem yoktur. Sabahın köründe gidip, evini belediyesini basıp, ondan sonra, delilden suça, suçtan suçluya gitmek gibi evrensel bir yargılama yöntemi varken, önce suçluya karar verip, bütün firmalara çalışanlara, "malına mülküne çöktüm, en hassas yerini buldum seni içeri attım, sonra hadi bakalım başkanı suçla, onu alayım seni salayım". Ankara'nın yapmam dediği sistem bu. Birisi hedefe konulup da operasyon yapılmaz. Açık açık, İstanbul'da bu operasyonları yapanların gelip buralara başsavcı yapıldığı bir süreçte şimdi Ankara'da da başladılar. Hüseyin Can'ımızı gözaltına aldılar.
YENİ PARTİ KURULACAK MI?
Kimse yeni parti kurmanın meraklısı değil de, yeni partiyi sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip, umudun tükettiğin emekli soruyor. Kolumu çimdiriyor yeni parti diye. Açık açık söylüyorum. 2 milyon üyemizle. İkimiz tüm üyelerle genel başkanlık yarışına girelim kaybeden CHP'yi salsın. Kaybeden siyaseti bıraksın. Sayın Kılıçdaroğlu çağrı yapıyorsun ya, çağrı yapıyorum. İkimiz yarışalım yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Bu aziz milletin ve bu aziz emanetin önünde tarihi çağrımı yapıyorum. Yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Bilmiyorum, duymuyorum diyerek değil siyaset iddia ile olur."