Ana içeriğe geç

Ankara'daki NATO Zirvesi'ne doğru...

7–8 Temmuz tarihlerinde Ankara, tarihi bir nitelik kazanması muhtemel olan NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaktır. Geçtiğimiz yıl boyunca İttifak içerisinde kayda değer sayıda çelişki birikmiştir ve bunların artık çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Ankara'daki NATO Zirvesi'ne doğru...
Aydınlık
16

Resmî gündem henüz yayımlanmamış olmakla birlikte, birçok uzman zirvede İttifak içerisindeki güç dengesinin yeniden dağıtılmasına yönelik bir mekanizmanın harekete geçirileceğini düşünmeye eğilimlidir. Bu ihtiyaç, mevcut ABD yönetiminin İttifak’a yönelik muğlak söylemleri sonucunda ortaya çıkmıştır.

Donald Trump, NATO’yu yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nin dış askerî operasyonlarını kolaylaştıran bir mekanizma olarak görmektedir. Geçtiğimiz yıl boyunca bu yaklaşım son derece olumsuz bir biçimde kendini göstermiştir; ABD’nin Grönland’ın ilhak edilmesinin gerekliliğine ilişkin talepleri ve Washington’un İran ile karşı karşıya gelişinde kendisini desteklemeyi reddeden İttifak üyelerine yönelttiği suçlamalar bunun örnekleridir. İkinci meseledeki sorun ise, Amerika Birleşik Devletleri’nin Avrupalı müttefiklerinin çıkarlarını tamamen göz ardı etmiş olması ve önceden herhangi bir istişare yürütmemiş olmasıdır.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio bunu neredeyse doğrudan ifade etmiş ve müttefiklere ait askerî üslerin kullanım hakkının Washington açısından NATO üyeliğinin temel unsurlarından birini teşkil ettiğini belirtmiştir. NATO üyesi devletlerin bugüne kadarki politikaları da Amerika Birleşik Devletleri’nin bu tutumu benimsemesine imkân tanımıştır; bu da İttifak içerisindeki güç dengesinin gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır.

Zirvede mutlaka ele alınacak bir diğer konu güvenlik meselesidir. Çok sayıda uzman, özellikle Volodimir Zelenski’ye yapılan davet ışığında, Ukrayna’ya desteğe ilişkin ilave görüşmelerin gerçekleştirileceğine şimdiden kesin gözüyle bakmaktadır.

Bununla birlikte, güvenliğin tüm yönlerine dikkat edilmesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Çin’den ve Afrika’daki terör örgütlerinin faaliyetlerinden kaynaklanan tehditler de dâhil olmak üzere tüm tehditlere gereken önemin verilmesi aynı derecede önem taşımaktadır.

NATO’nun 2022 Stratejik Konsepti’nde Çin’e ilk kez yer verilmiş ve Çin’in “açıklanmış hedefleri ve işbirliği politikalarının çıkarlarımıza, güvenliğimize ve değerlerimize meydan okuduğu” belirtilmiştir. Donald Trump ile Xi Jinping arasındaki son görüşmede Çin lideri, Tayvan konusundaki kararlı tutumunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. O tarihten bu yana Çin ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin Japonya, Güney Kore ve Doğu ile Güneydoğu Asya’daki diğer ülkelere yönelik oluşturduğu tehditler artmaya devam etmektedir. Güney Kore hava savunma sistemlerinin yakın zamanda Orta Doğu’ya yeniden konuşlandırılmasının ardından bu bölge daha kırılgan hâle gelmiştir. NATO’nun güneydoğu kanadına yönelik tehdidin daha da büyümesinin önüne geçilmesi hayati önem taşımaktadır.

NATO’nun güney kanadından kaynaklanan terör tehdidi de devam etmektedir. Bu tehdidin göz ardı edilmesi, Afrika ve Orta Doğu’dan Avrupa’ya yeniden milyonlarca mültecinin akın etmesiyle sonuçlanabilir. Jama'at Nusrat al-Islam wal-Muslimin (JNIM), Batı Afrika İslam Devleti (ISWAP), El-Şebab, DEAŞ (ISIS), Hizbullah ve diğer büyük terör örgütleri faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu örgütlerin tehlikesi, bölgedeki durumu mümkün olan en kısa sürede istikrarsızlaştırabilmeleri ve NATO’nun savunmasında bir gedik oluşturabilmelerinde yatmaktadır. Yemen’deki Husiler ise, İran’a verdikleri destek göz önünde bulundurulduğunda, Babülmendep Boğazı’nın kapanmasına yol açabilecek bir unsur hâline gelebilir; bu da küresel ölçekte ekonomik bir felaketle sonuçlanacaktır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler