Ana içeriğe geç

Fransız başkonsolostan 15 Temmuz tanıklığı: 'urgu değil, gerçek darbeydi

15 Temmuz gecesi Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu olan Muriel Domenach, darbe girişiminin “Erdoğan’ın planı” ya da yabancı servislerin kurgusu olmadığını söyledi.

Fransız başkonsolostan 15 Temmuz tanıklığı: 'urgu değil, gerçek darbeydi
Odatv
16

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi esnasında Fransa'nın İstanbul Başkonsolosu olarak görev yapan Muriel Domenach, darbe gecesi İstanbul Taksim'deki konsolosluk binasından yaptığı gözlemleri sosyal medya hesabından paylaştı.

Domenach, "Erdoğan’ın televizyonda canlı yayında, FaceTime üzerinden halkı bu darbe girişimine karşı sokağa çağıran yüz ifadesi, o anki endişesini açıkça ortaya koyuyordu. Bu darbe ne kendisinin bir planıydı ne yabancı bir servisin işiydi ne de 'demokratların' Türkiye'de hukukun üstünlüğünü pekiştirme çabasıydı. Bu; ordunun bir kısmını ve etkinlikleri sarsılan başta Gülenci çevreler olmak üzere diğer bazı odakları bir araya getiren, ancak kötü yönetilen gerçek bir askeri darbe girişimiydi" diye yazdı.

"Bu, rejimin bir kurgusu değildi" diyen ve Fransa'da 15 Temmuz darbe girişiminin "hâlâ yanlış anlaşıldığını" söyleyen eski başkonsolos, "Erdoğan, darbe girişimini bugün de devam eden otoriterleşme süreci için bir fırsat olarak kullanmayı bildi. Ancak bugün, her şeye rağmen canlı, girişimci ve dirençli sivil toplumuyla birlikte, hesaba katmamız gereken yeni bir Türkiye'nin başında bulunmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.

"SABAHIN İLK IŞIKLARIYLA BİRLİKTE DÜKKANLAR YENİDEN AÇILMIŞTI"

Camilerden kesintisiz sela seslerinin yükseldiğini belirten Domenach, şöyle dedi:

"Türk demokrasisini kurtardığının bilincinde olan ancak bu zaferin ne denli keyfi tutuklama ve kovuşturmalara zemin hazırlayacağından habersiz kalabalıklar sokaklara akmaya devam ediyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte dükkanlar yeniden açılmıştı; konsolosluklar ise darbeyle hiçbir ilişkisi olmadığı halde sıranın kendilerine geleceğini tahmin eden avukatlar, akademisyenler ve diğer hak savunucularından sığınma talepleri almaya başlamıştı bile."

S-400'E GİDEN SÜREÇ

"Türkiye'nin müttefiki olan ülkelerin diplomatları darbeyi kınıyor ve Türk hükümetine desteklerini sunuyorlardı; ancak bu destek samimiyetten uzaktı ve darbe sonrasındaki fırsatçı baskıların ilk işaretleri nedeniyle huzursuzlardı. Bizim kendi makamlarımız ise her şeyden önce Nice saldırısı sonrasındaki süreci yönetmekle meşguldü" diye yazan Domenach, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemlerini almasıyla sonuçlanacak süreci şöyle açıkladı:

"Rusya Devlet Başkanı, mevkidaşını hızlıca tebrik etmeyi bildi; onun zihninde Amerikalıların bu darbeyle bir bağı olduğu fikrini körükledi ve bir NATO üyesi olan Türkiye’nin, en büyük özelliği Amerikan yapımı uçakları vurabilme kapasitesi olan S-400 hava savunma bataryalarını satın alma projesinin tohumlarını ekti. Bu S-400'lerin satın alındığını ancak NATO hava savunma sistemleriyle uyumsuz olduğu için konuşlandırılmadığını biliyoruz. Ankara'daki son NATO zirvesinde bu konuya dair bir çözüm yakın görünüyordu."

Odatv.com

-

15 Temmuz darbe girişimi yaşandığında Fransa'nın İstanbul Başkonsolosluğu görevini yürüten Domenach, darbe girişiminin yaşandığı gece Taksim'de yaşadıklarını anlattığı bir X paylaşımı yaptı.

Dönemin Fransa Başkonsolosu, 15 Temmuz tanıklığını anlattı
"Bir önceki gün gerçekleşen Nice saldırısının travmasını yaşayan Fransa, Avrupa Futbol Şampiyonası'nı Fransa'da herhangi bir saldırı olmadan atlatmış ancak takımımızın finaldeki mağlubiyetiyle sonuçlandırmışken, Türkiye'de bir darbe girişimi gerçekleşti," diyerek o sırada Fransa'nın İstanbul Başkonsolosu olduğunu hatırlatan Domenach, şöyle devam etti:

"Türkiye'deki durum gergindi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt bölgelerinde çatışmaların yeniden başlamasının ardından Kasım 2015 seçimlerinde tek başına iktidarı yeniden elde etmişti; DEAŞ artık Türk topraklarında eylemler yapıyordu ve havalimanı saldırısı...

İngiltere Sarayı'nda (başkonsolosluk binası) meslektaşım Leigh Turner, 15 Temmuz akşamı için planlanan veda resepsiyonunu iptal etmemiş ve bir gün önce Nice’teki saldırıya atıfta bulunan bir metin okumamı önermişti. 13 Kasım 2015 saldırılarından sonra Antoine Leiris tarafından kaleme alınan metni okumamın ardından İstanbul’un iki yakası arasındaki geçişi kapatan ilk zırhlı araçları gördüğümüzde, Boğaziçi üzerindeki köprüler Nice saldırısının kurbanları anısına mavi-beyaz-kırmızı (Fransız bayrağı) renkleriyle ışıklandırılmıştı. Darbecilerin kontrolündeki F-16'lar İstanbul semalarında uçmaya başlayacaktı.

Darbe girişimi fısıltıları yayılırken ve köprülerin mavi-beyaz-kırmızı renklerle ışıklandırılmış olması nedeniyle bu zırhlı araçların büyük bir terör tehdidine karşı konuşlandırıldığı endişesi taşınırken, İstanbul'daki Fransa Başkonsolosluğu, yerleşik ve geçici olarak kentte bulunan Fransız vatandaşlarına dışarı çıkmamaları yönünde çağrıda bulundu"

"Erdoğan'ın yüz ifadesi o anki endişesini ortaya koyuyordu; kötü yönetilen bir darbe girişimiydi"
"Darbenin kötü planlanıp uygulanmış olması, ne onun gerçekliğini ne de kurbanların yaşadıklarını gölgeler," diyen eski başkonsolos, paylaşımına şöyle devam etti:

"Erdoğan’ın televizyonda canlı yayında, FaceTime üzerinden halkı bu darbe girişimine karşı sokağa çağıran yüz ifadesi, o anki endişesini açıkça ortaya koyuyordu. Bu darbe ne kendisinin bir planıydı ne yabancı bir servisin işiydi ne de 'demokratların' Türkiye'de hukukun üstünlüğünü pekiştirme çabasıydı. Bu; ordunun bir kısmını ve etkinlikleri sarsılan başta Gülenci çevreler olmak üzere diğer bazı odakları bir araya getiren, ancak kötü yönetilen gerçek bir askeri darbe girişimiydi."

"Terör tehdidi nedeniyle zırhlı araç istemiştik, şimdi askerlerin kalabalık tarafından silahsızlandırılışını izledik"
"Fakat Türkiye'de askeri darbeler dönemi kapanmıştı," diyen Domenach, "Terör tehdidi nedeniyle Taksim Meydanı'na, konsolosluğun önüne hafif zırhlı araçlar istemiş olan bizler, şimdi askerlerin, Erdoğan'ın çağrısıyla İstanbul merkezine akın eden kalabalık tarafından silahsızlandırılışını izliyorduk. Birçoğu uzak yerlerden gelmişti ve adres soruyordu. Sosyolojik olarak bu, Erdoğan’ın genç, milliyetçi ve dindar 'Yeni Türkiye'siydi. Seküler elitler, hak savunucuları, kemalist ve Kürt yanlısı muhalefet partileri gibi onlar da askeri rejime geri dönülmesini reddediyordu; nitekim muhalefetten hiç kimse darbeyi desteklemedi." ifadelerini kullandı.

Konsolosluklara sığınma talepleri
"Hükümet yanlıları, bir süreliğine darbecilerin eline geçen havalimanını geri almış ve 'Allahu Ekber' nidalarıyla Türk bayrakları dalgalandırıyordu. Havalimanındaki ekiplerimiz, Nice saldırısının hemen ertesi günü endişe içinde olan vatandaşlarımızı yatıştırıyordu: Hilal ve yıldızlı kırmızı bayrak DEAŞ'ın değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağıydı." diyen Domenach, şöyle devam etti:

"Fransız vatandaşları birimi şefimiz Vincent Caumontat, yardımcım Aurélien Maillet ile birlikte havalimanında transit geçişte mahsur kalan yüzlerce Fransız vatandaşının yanına gitmişti. Bu krizde, kriz anlarında konsolosluk kamu hizmetinin yapabileceği en iyi çalışmayı ortaya koydular. Kriz merkezini arayıp Ege kıyısındaki yaz kampında olan oğlu için 'konsolosluğun uçağıyla' acil tahliye talep eden bir Fransız vatandaşını hatırlıyorum. Hava sahası elbette kapalıydı ve konsolosluğun bir uçağı olmadığını belirtmeye bile gerek yok. Kriz durumlarında, sanki tüm dünya bizim arka bahçemizmiş gibi, yurtdışındaki Fransızların her şeyin devlet tarafından karşılanması yönündeki beklentileri üzerine söylenecek çok şey var.

Camilerden kesintisiz sela sesleri yükseliyor, Türk demokrasisini kurtardığının bilincinde olan ancak bu zaferin ne denli keyfi tutuklama ve kovuşturmalara zemin hazırlayacağından habersiz kalabalıklar sokaklara akmaya devam ediyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte dükkanlar yeniden açılmıştı; konsolosluklar ise darbeyle hiçbir ilişkisi olmadığı halde sıranın kendilerine geleceğini tahmin eden avukatlar, akademisyenler ve diğer hak savunucularından sığınma talepleri almaya başlamıştı bile."

Türkiye'nin müttefiki olan ülkelerin diplomatları darbeyi kınıyordu ama bu destek samimiyetten uzaktı"
"Türkiye'nin müttefiki olan ülkelerin diplomatları darbeyi kınıyor ve Türk hükümetine desteklerini sunuyorlardı; ancak bu destek samimiyetten uzaktı ve darbe sonrasındaki fırsatçı baskıların ilk işaretleri nedeniyle huzursuzlardı. Bizim kendi makamlarımız ise her şeyden önce Nice saldırısı sonrasındaki süreci yönetmekle meşguldü," diye yazan Domenach, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemlerini almasıyla sonuçlanacak süreci şöyle açıkladı:

"Rusya Devlet Başkanı, mevkidaşını hızlıca tebrik etmeyi bildi; onun zihninde Amerikalıların bu darbeyle bir bağı olduğu fikrini körükledi ve bir NATO üyesi olan Türkiye’nin, en büyük özelliği Amerikan yapımı uçakları vurabilme kapasitesi olan S-400 hava savunma bataryalarını satın alma projesinin tohumlarını ekti.

Bu S-400'lerin satın alındığını ancak NATO hava savunma sistemleriyle uyumsuz olduğu için konuşlandırılmadığını biliyoruz. Ankara'daki son NATO zirvesinde bu konuya dair bir çözüm yakın görünüyordu."

"Darbe girişimi Fransa'da hâlâ yanlış anlaşılıyor"
"10 yıl sonra, Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişimi Fransa'da hâlâ yanlış anlaşılmaktadır. Sebep ile sonuç birbirine karıştırılmaktadır. Bu, rejimin bir kurgusu değildi," diyen eski başkonsolos, paylaşımını şöyle sonlandırdır:

"Erdoğan, darbe girişimini bugün de devam eden otoriterleşme süreci için bir fırsat olarak kullanmayı bildi. Ancak bugün, her şeye rağmen canlı, girişimci ve dirençli sivil toplumuyla birlikte, hesaba katmamız gereken yeni bir Türkiye'nin başında bulunmaya devam ediyor."

Kaynağa Git

İlgili Haberler