Ana içeriğe geç

Devletin değişmeyen ezberi: Solculara gözaltı

NATO Zirvesi öncesi Türkiye'de adeta olağanüstü hâl ilan edildi. Alınan tedbirler ve kitlesel gözaltılar, Türkiye'nin yakın siyasi tarihindeki 2004 NATO, 2009 IMF ve 2015 G20 zirvelerinde de devreye sokulan "steril alan yaratma" geleneğinin devamı niteliğinde.

Devletin değişmeyen ezberi: Solculara gözaltı
Odatv
16

Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek 36. NATO Zirvesi öncesinde, başkentte adeta "olağanüstü hal" tedbirleri uygulandı. 70 bin güvenlik personelinin görev yaptığı organizasyon kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve liderlerin konakladığı bölgeler trafiğe kapatılırken; motokurye, elektrikli scooter ve ağır tonajlı araçların kent merkezine girişi tamamen yasaklandı.

Belirli metro istasyonlarının devre dışı bırakıldığı, kamu personeline idari izinlerin verildiği ve şehirde her türlü eylemin yasaklandığı bu süreçte, sokaktaki fiziki hareketlilik asgari seviyeye indirilerek uluslararası konuklar için steril bir koridor oluşturuldu. Bu fiziki önlemlerin yanı sıra, pek çok ilde yüzlerce kişi gözaltına alındı.

Türkiye'nin uluslararası zirve dönemlerindeki klasik "önleyici gözaltı" reflekslerini kayıtlarda bulmak mümkün.

1. 2004 İSTANBUL NATO ZİRVESİ

Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı İstanbul NATO Zirvesi öncesinde, bugünküne çok benzer bir tablo yaşanmıştı. Zirveye dönemin ABD Başkanı George W. Bush başta olmak üzere birçok küresel lider katılmıştı.

Zirvenin aylar öncesinden başlayarak özellikle İstanbul ve Ankara'da sol örgütlere, gençlik yapılarına ve NATO karşıtı platformlara yönelik bir "temizlik" operasyonu yürütüldü.

Yüzlerce kişi eylem hazırlığı şüphesiyle gözaltına alındı. Birçok grup ciddi baskı ve gözaltı süreçleriyle karşılaştı. 28–29 Haziran 2004 tarihlerinde Mecidiyeköy, Taksim ve Kadıköy gibi noktalarda düzenlenen anti-NATO gösterilerinde polisin müdahalesi sonucu ilk etapta en az 26-30 kişi sokakta gözaltına alındı.

Zirveden haftalar önce ise güvenliği sağlama gerekçesiyle sol örgütlere ve sol çizgideki kurumlara yönelik ev/kurum baskınları yapıldı. Sadece mayıs ayında, TRT İstanbul Radyosu binasına yönelik güvenlik soruşturması adı altında aralarında muhabirlerin de olduğu sekiz kurum çalışanı gözaltına alınmıştı. Diğer şehirlerde yapılan eş zamanlı protestolarda da onlarca kişi emniyete götürüldü.

2. 2015 ANTALYA G20 ZİRVESİ

Dünyanın en büyük ekonomilerinin liderlerini bir araya getiren G20 Zirvesi, 2015'te Antalya’nın Serik ilçesine bağlı turizm merkezi Belek'te yapılmıştı. Zirve öncesinde Antalya genelinde adeta "kırmızı alarm" ilan edildi. Antalya Valiliği, olası binlerce protestocunun sığdırılabilmesi için 2 bin kişilik Kepez Kapalı Spor Salonu'nu tamamen gözaltı merkezi olarak hazırladı.

Kentteki sol gruplar, gençlik muhalefeti ve üniversite öğrencileri üzerinde bir gözaltı baskısı kuruldu. Zirve yaklaşırken onlarca solcu aktivistin evine şafak baskınları yapıldı.

Güvenlik bürokrasisi, sadece protesto alanını temizlemekle kalmadı; Antalya genelinde potansiyel olarak sokak eylemi yapabilecek tüm dinamikleri zirve bitene kadar karakollarda ya da gözaltı merkezlerinde tutarak izole etti.

3. 2009 İSTANBUL IMF VE DÜNYA BANKASI TOPLANTILARI

2009 yılının Ekim ayında İstanbul’da yapılan IMF ve Dünya Bankası Kongresi, küresel kapitalizm karşıtı sol hareketlerin en büyük mobilizasyon alanlarından biriydi.

Toplantıların öncesinde, güvenlik güçleri "önleyici gözaltı" mekanizmasını en sert şekilde işletti. Devrimci ve sosyalist partilerin üyeleri, sendikacılar ve öğrenci kolektifleri hedef alındı.

Toplantı günlerinde ise Taksim ve Harbiye havzasını kapatan polis, protesto etmek isteyen sol gruplara sert müdahalelerde bulunarak yüzlerce kişiyi gözaltına aldı. Şehir içi ulaşım kısıtlamaları ve eylem yasakları tıpkı bugünkü zirve hazırlıklarında olduğu gibi üst safhadaydı.

4. LİDERLERİN ZİYARETLERİ

Sadece geniş katılımlı zirveler değil, sembolik önemi yüksek ikili devlet ziyaretleri öncesinde de bu müdahalelerin devreye girdiği biliniyor.

1999'da Bill Clinton’ın Türkiye ziyareti bu açıdan önemli bir örnek. TBMM'de konuşma yapacak olan Clinton gelmeden önce, özellikle sol çizgideki öğrenci muhalefetine ve ABD karşıtlarına yönelik geniş çaplı bir gözaltı furyası yaşanmıştı.

Daha da geriye gidildiğinde, ABD’nin 6. Filo askerî gemilerinin İstanbul limanına demirlemesi öncesinde ve sırasında solcu gençlerin sokaklara çıkmasını engellemek adına dönemin hükümetleri ve emniyeti kitlesel gözaltılar ve tutuklamalar uygulamıştı.

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler