İklim değişikliği, su yönetimi, gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma konularında kamu, akademi, sivil toplum, uluslararası kuruluşlar ve iş dünyasını bir araya getiren Erciyes Zirvesi’nde önemli açıklamalar yapıldı. “İklim, Su, Gıda ve Güvenlik” temasıyla düzenlenen zirvede küresel risklere karşı ortak çözüm arayışları ve iş birliği imkânları değerlendirildi. Zirvede konuşan SPD Hidropolitik Akademi Merkezi Direktörü Dursun Yıldız, iklim değişikliği etkisi nedeniyle sınıraşan su anlaşmalarının revize edilmesi gerektiğini belirtti.
Su Politikaları Derneği, zirvenin düzenlenmesine katkıda bulunan kuruluşlar arasında yer aldı. Su Politikaları Derneği Başkanı ve Hidropolitik Uzmanı Dursun Yıldız, zirvenin “İklim Aşırılıkları ve Su Yönetimi” panelinde konuştu. “İklim Değişikliğinin Sınıraşan Su Yönetimi Üzerine Etkileri” konulu sunum yapan Yıldız, 20. yüzyılın sınıraşan su yönetimi yaklaşımı ile 21. yüzyılın yaklaşımı arasında önemli farklar oluştuğunu belirtti.
Dünyada 21. yüzyılın başından bu yana iklimin, uluslararası sistemin ve güvenlik anlayışının hızla değiştiğini dile getiren Yıldız, “Bu değişiklikler sınıraşan su yönetimini de etkiledi. Savaşlar bazı bölgelerde gıda güvencesinin sağlanmasını riske attı. İklim değişikliğinin etkisi arttı. Bu nedenle sınıraşan su yönetiminde artık suyun hacim olarak paylaşımından çok, suyun yaratacağı faydaların paylaşımı ve su-enerji-gıda-çevre sektörlerini birlikte ele alan iş birliği yaklaşımı öne çıkmaya başladı. Barış ve istikrar için bunun yaygınlaşması gerekli” ifadelerini kullandı.
SU SAVAŞI ÇIKAR MI?
“İklim değişikliği etkisi altında ülkelerin su güvenliğinin sağlanması önemli. Bu konuda en çok sorulan soru, ‘Su savaşı çıkar mı?’ sorusudur. 21. yüzyılda su konusunda ülkeler arasında gerilimler yaşanacak. Ancak sınıraşan su yönetimi paradigmasındaki değişimin sürmesi bu gerilimleri azaltacaktır. Su savaşı ise genellikle doğrudan su paylaşımı için çıkmaz. Bölge dışı güçlerin, su sıkıntısı yaşanan bölgelerdeki hâkimiyetlerini sürdürmek için suyu araç olarak kullanması nedeniyle çatışmalar çıkarılabilir.
Ancak bu çatışmalar ve gerilimler, ülkeler arasında olduğu kadar, iklim değişikliğinin etkisi altında su sıkıntısı yaşayan ülkelerin eyaletleri ve kentleri arasında da yaşanacaktır. Bu nedenle uluslararası gerilimlerin yanı sıra ülkelerin içindeki gerilimlere de bakılmalıdır. Örneğin ülkemizde 2024 yılında Manisa sınırları içinde İzmir’e tahsis edilen su tahsisinin kaldırılması talebi dikkat çekicidir.
Sonuç olarak iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkisi artacaktır. Bu durum ve diğer baskılar, değişen koşulları dikkate alarak sınıraşan su havzalarında su yönetimi paradigmasının değişmesini gerekli kılmaktadır. Bu değişim gerçekleşmediği ölçüde, iklim değişikliğinin etkisi ülke içinde ve ülkeler arasında su tahsislerini zorlayacak ve gerilimi artıracaktır.”