Ana içeriğe geç

The Telegraph analizi: 'Godzilla' El Niño dünyayı kaosa sürükleyebilir

Genellikle her on yılda iki ila üç kez meydana gelen ve okyanuslarda yaşanan bir sıcaklık artışı olarak tanımlanan El Niño bu sene daha önce görülmemiş şekilde yıkıcı olabilir

The Telegraph analizi: 'Godzilla' El Niño dünyayı kaosa sürükleyebilir
Gazete Oksijen
16

Birleşmiş Milletler'e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) uyarısına göre dünya, küresel çapta ekonomik ve siyasi sarsıntılara yol açabilecek “Godzilla benzeri” aşırı bir El Niño hava olayının eşiğinde bulunuyor.

Genellikle her on yılda iki ila üç kez meydana gelen ve okyanuslarda yaşanan bir sıcaklık artışı olarak tanımlanan El Niño, ekvator çevresindeki Pasifik Okyanusu'nda güçleniyor. WMO, olayın etkilerinin Eylül ayında zirveye ulaşmasının beklendiğini açıkladı.

Sıcak su akıntılarındaki bu değişim, dünya genelindeki hava koşullarını önemli ölçüde etkileyebilir. Uzmanlara göre El Niño, Avustralya ile Asya ve Afrika'nın güney kesimlerinde kuraklık riskini artırırken, Amerika kıtasının bazı bölgelerinde şiddetli fırtınalar ve yoğun yağışların görülme olasılığını yükseltecek.

El Niño'nun neden olduğu hava kaynaklı afetler yüzyıllardır biliniyor. Araştırmacılar, örneğin Peru'da yaşamış antik Moche uygarlığının 8. yüzyıldaki çöküşünde de El Niño'nun etkili olmuş olabileceğini düşünüyor.

Ancak uzmanlar, bu kez yaşanabilecek El Niño'nun çok daha şiddetli olabileceği konusunda uyarıyor. Bazı meteorologlar, onlarca canavar filmine konu olan dev yaratığa atıfla “Godzilla El Niño” olarak adlandırıyor. Uzmanlara göre bu El Niño, şimdiye kadar kaydedilen en güçlü olaylardan biri olabilir ve sonuçları da çok daha yıkıcı olabilir. Olası etkiler arasında büyük seller, heyelanlar, orman yangınları, kıtlıklar, çatışmalar ve kitlesel göç hareketleri yer alıyor.

The Telegraph, “Godzilla El Niño”nun olası etkilerini derledi:

1. Gıda arzında aksamalar

Uzmanlara göre El Niño'nun neden olacağı kuraklıklar ve seller, küresel gıda sistemlerinde ciddi aksamalara yol açabilir. Bu durumun gıda fiyatlarında artışa neden olması ve halihazırda devam eden tedarik zinciri sorunlarını daha da ağırlaştırması bekleniyor.

Çiftçiler ise zaten yüksek gübre maliyetleriyle mücadele ediyor. Bunun başlıca nedenlerinden biri, savaş öncesinde dünya gübre ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla ortaya çıkan tedarik sorunları.

Gıda üretimi üzerine araştırmalar yürüten James Hutton Enstitüsü'nden Dr. Mike Rivington, üst üste gelen bu tür krizlerin mevcut enflasyonist baskıları artırabileceğini ve küresel ölçekte “kazananlar ve kaybedenler” yaratabileceğini söyledi.

Rivington, “Ülkeler risklere karşı önlem almak amacıyla stoklarını artıracak, piyasalar buna tepki verecek ve fiyatlar yükselecek” dedi. El Niño'nun Hindistan musonlarını zayıflatmasının da tahıl üretiminde düşüşe neden olabileceğine dikkat çekti.

Aşırı hava olaylarının etkilerinin birikerek arttığını vurgulayan Rivington, “Her yeni şok veya aşırı hava olayı, sizi bir sonrakine karşı daha kırılgan hale getiriyor. Gıda üretimini mevcut seviyede tutabilmek için bile giderek daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre El Niño olayları zamanla daha güçlü hale geliyor. Küresel hava sıcaklıkları incelendiğinde, güçlü El Niño dönemlerinin sıcaklık artışlarını belirgin şekilde yükselttiği görülüyor.

Tarihsel olarak El Niño, büyük gıda krizleriyle ilişkilendiriliyor. Şiddetli hava koşullarının etkisiyle derinleşen 1877-1878 kıtlığı, tropikal bölgelerde milyonlarca insanın ölümüne yol açmış ve küresel gıda sistemindeki eşitsizlikleri gözler önüne sermişti.

Daha yakın dönemde ise 2015-2016 yıllarında yaşanan güçlü El Niño sırasında Güney Afrika, son on yılların en ağır kuraklıklarından biriyle karşı karşıya kaldı. Ülkenin önemli tarım bölgelerinde yağışlar keskin şekilde azalırken mısır üretimi çöktü. Güney Afrika milyonlarca ton tahıl ithal etmek zorunda kaldı ve gıda fiyatları hızla yükseldi.

Uzmanlar, ciddi gıda kıtlıkları ve ani fiyat artışlarının önüne geçebilmek için hükümetlere ve piyasalara şimdiden hazırlık yapılması çağrısında bulunuyor.

2. Göçün artması

El Niño'nun tetiklediği şiddetli kuraklıklar, özellikle geçimini küçük ölçekli tarımdan sağlayan ve günlük üretime bağımlı topluluklarda göç hareketlerini artırabilir.

El Niño'nun etkileri bölgeden bölgeye farklılık gösteriyor. Doğu Afrika'da bu hava olayı genellikle normalin üzerinde yağışlara yol açıyor. Bunun sonucunda meydana gelen seller evleri yıkabiliyor ve yüz binlerce insanın yerinden olmasına neden olabiliyor.

Buna karşılık, Guatemala, Honduras, El Salvador ve Nikaragua'nın bazı bölgelerini kapsayan Orta Amerika'nın "kurak koridoru" olarak bilinen bölgesi, El Niño yıllarında genellikle ciddi kuraklıklarla karşılaşıyor.

Ürün kayıpları ve gıda kıtlıkları kırsal toplulukları ağır biçimde etkileyerek, geçimlik tarım yapan birçok çiftçinin iş bulabilmek için kent merkezlerine göç etmesine yol açabiliyor.

Oxford Üniversitesi'nde çevre bilimci olarak görev yapan Prof. Paul Behrens, iklim kaynaklı göçlerin büyük bölümünün ülkeler içinde gerçekleştiğini belirtiyor. Behrens, “İnsanlar genellikle doğdukları toprakları terk etmek istemez. Göç etmeleri için koşulların gerçekten çok kötüleşmesi gerekir” dedi.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) tahminlerine göre El Niño'nun etkilerinin Kasım-Aralık-Ocak döneminde zirveye ulaşması bekleniyor. Aynı dönemde güçlü veya çok güçlü bir El Niño yaşanma ihtimali de önemli ölçüde artıyor.

Bu sürecin uluslararası göçü tetiklediği örnekler de bulunuyor. Bunlardan en sık dile getirilenlerden biri Suriye.

2006-2010 yılları arasında ülkeyi etkisi altına alan uzun süreli kuraklık, Suriye'nin tarım sektörünü büyük ölçüde tahrip etti. Özellikle ülkenin kuzeydoğusundaki tarım bölgelerinde yaygın ürün kayıpları yaşanırken hayvancılık da ağır darbe aldı.

Yaklaşık 1,5 milyon kişinin kırsal bölgelerden ayrılarak Şam, Halep, Humus ve diğer kentlere göç ettiği tahmin ediliyor. Bu durum zaten yoğun baskı altında bulunan şehir altyapıları üzerindeki yükü daha da artırdı.

Kuraklığın birçok nedeni olmakla birlikte, araştırmacılar El Niño'nun bölgesel iklim koşullarını etkileyen faktörlerden biri olabileceğini belirtiyor. Kuraklığın ardından Suriye'de iç savaş patlak verdi. On dört yıl süren çatışmalar sonucunda 1,3 milyondan fazla Suriyeli Avrupa'nın çeşitli ülkelerine dağılmak zorunda kaldı.

Uzmanlar, El Niño'nun doğrudan çatışmalara neden olduğunu söylemenin mümkün olmadığını vurgulasa da, aşırı hava olaylarının ekonomik kırılganlıkları artırarak toplumsal ve siyasi istikrarsızlıkları derinleştirebileceğine dikkat çekiyor.

3. Çatışma bölgelerinde gerilimin tırmanması

Uzmanlar, El Niño ile bağlantılı aşırı hava koşullarının halihazırda kırılgan durumda bulunan ülkelerde istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle aktif çatışma bölgelerinde insani yardım faaliyetleri daha da zorlaşabilir, zaten sınırlı olan doğal kaynaklar üzerindeki baskı artabilir ve bazı durumlarda bu kaynaklar savaşan taraflar tarafından bir silah olarak kullanılabilir.

Örneğin Yemen'de çatışmalar boyunca su altyapısı defalarca zarar gördü veya işlevsiz hale geldi. Tuzdan arındırma tesisleri, pompa istasyonları ve yerel su dağıtım ağlarına erişim sık sık taraflar arasında anlaşmazlık konusu olurken, birçok topluluk ciddi su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kaldı.

Uzmanlar, Kuzey Afrika'da Sahra Çölü'nün güneyinde, Atlantik kıyısından Kızıldeniz'e kadar uzanan Sahel bölgesinin de El Niño kaynaklı kuraklıkların şiddetlenmesine karşı en kırılgan bölgelerden biri olduğunu belirtiyor. Son yıllarda şiddet yanlısı aşırılıkçı hareketlerin önemli merkezlerinden biri haline gelen Sahel, uzun süredir gıda güvensizliği, zorunlu yerinden edilme ve silahlı grupların yayılması gibi sorunlarla mücadele ediyor.

Yüzyıllardır kuraklıklarla karşı karşıya kalan yarı kurak bölge için güçlü bir El Niño'nun, gıda ve su kaynakları üzerindeki baskıyı daha da artırmasından endişe ediliyor.

Doğu Afrika genelinde ise değişen yağış düzenleri, uzak kırsal toplulukların hayvan sürülerini tarım alanlarına yönlendirmesine neden oluyor. Bu durum arazi ve su kaynakları üzerindeki rekabeti artırarak yerel gerilimleri besleyebiliyor. Uzmanlara göre El Niño, silahlı grupların yeni üyeler kazanmasını da kolaylaştırabilecek ekonomik ve sosyal koşullar yaratabilir.

Güney Sudan ve Mali gibi ülkelerde ekonominin büyük bölümünü tarım ve hayvancılık oluşturuyor. Kuraklık nedeniyle ürünlerin ve hayvan varlığının büyük ölçüde kaybedilmesi, özellikle genç erkekler arasında yaygın işsizliğe yol açabiliyor. Bu da bazı bölgelerde silahlı örgütlerin insan kaynağı bulmasını kolaylaştıran bir unsur olarak görülüyor.

Uzmanlar, 2026 yılında yaşanması beklenen El Niño'nun hangi ülkeler için fırsat, hangileri için kriz yaratacağını kesin olarak öngörmenin mümkün olmadığını belirtiyor. Ancak yapılan uyarılar, etkilerinin dünya genelinde hissedileceğini ve bazı toplumlar için sonuçlarının, adını aldığı dev film canavarı Godzilla kadar ürkütücü ve yıkıcı olabileceğini gösteriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler