Suruç Katliamının 11. Yılında Beylikdüzü Emek, Barış ve Demokrasi güçleri basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bundan 11 yıl önce Suruç'ta katledilen 33 düş yolcusunu anmak, onların eşitlik, özgürlük, barış ve dayanışma mücadelesini sahiplenmek ve adalet talebimizi bir kez daha haykırmak için toplandık” denildi.
Anmada yapılan açıklamada, “20 Temmuz 2015'te, Amara Kültür Merkezi bahçesinde bir araya gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi gençler, savaşın yıktığı Kobanê'de çocuklar için oyuncak, kitap ve yaşamı yeniden kuracak dayanışmayı götürmek istiyorlardı. Onların ellerinde silah değil oyuncaklar, kitaplar ve umut vardı. Ancak bu umut, IŞİD tarafından gerçekleştirilen canlı bomba saldırısıyla hedef alındı. Otuz üç genç yaşamını yitirdi, yüzden fazla kişi yaralandı. Suruç Katliamı yalnızca 33 gencin yaşamına kasteden bir saldırı değildir. Bu katliam, Türkiye'nin yakın tarihine kazınan karanlık bir dönemin en ağır halkalarından biridir. 5 Haziran 2015'te Diyarbakır'da HDP mitingine yönelik bombalı saldırı, 20 Temmuz'da Suruç Katliamı ve ardından 10 Ekim 2015'te Ankara Gar Katliamı… Bu üç katliam birbirinden bağımsız değildir. Aynı dönemin, aynı nefret ikliminin ve aynı cezasızlık düzeninin ürünleridir. Her biri toplumun barış, demokrasi ve birlikte yaşam umudunu hedef almıştır. Aradan geçen yıllara rağmen gerçek sorumlular ortaya çıkarılmadı. Katliamların tüm yönleriyle aydınlatılması sağlanmadı. Adalet arayışı ise cezasızlık politikalarıyla engellenmeye çalışıldı. Biz biliyoruz ki adalet yalnızca failleri cezalandırmak değildir. Adalet, benzer katliamların bir daha yaşanmaması için hakikatin ortaya çıkarılması ve kamu makamlarının tüm sorumluluklarının eksiksiz biçimde açığa çıkarılmasıdır” ifadeleri kullanıldı.
“Devletin en temel görevi yurttaşların yaşam hakkını korumak”
Devletin en temel görevinin yurttaşlarının yaşam hakkını korumak olduğu vurgulanan açıklamada, “Suruç gibi, Diyarbakır gibi, Ankara Gar gibi büyük katliamların ardından yıllardır yanıt bekleyen sorular hâlâ ortadadır. Güvenlik ve istihbarat birimlerinin sahip olduğu bilgiler, alınmayan önlemler ve ihmaller neden bütün açıklığıyla ortaya konulmamıştır? Bu sorular yanıtlanmadan adaletten söz etmek mümkün değildir. Bizler Beylikdüzü Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak; yaşam hakkını savunmanın, hakikati aramanın ve adalet mücadelesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğuna inanıyoruz. Suruç'ta yaşamını yitirenler; bu ülkenin batısından, doğusundan, kuzeyinden ve güneyinden gelen gençlerdi. Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkes. farklı kimliklerden, farklı inançlardan insanlar aynı düşte buluşmuştu. Onları bir araya getiren şey savaş değil, dayanışmaydı. Ayrımcılık değil, birlikte yaşam umuduydu. Bu nedenle Suruç'u anmak yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Barışı savunmaktır. Gençlerin düşlerini savunmaktır. Bugün de aynı çağrıyı yineliyoruz: Ülkemizin ihtiyacı daha fazla kutuplaşma değil, demokratik diyalogdur. İhtiyacımız savaş politikaları değil, kalıcı ve onurlu barıştır. İhtiyacımız nefret dili değil, eşit yurttaşlıktır. İhtiyacımız cezasızlık değil, hakikat ve adalettir. Suruç'u unutmayacağız. Diyarbakır'ı unutmayacağız. Ankara Gar'ı unutmayacağız. Yaşamını yitiren 33 düş yolcusunu ve tüm katliamlarda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyor onların düşlediği özgür, eşit ve barış içinde bir ülke mücadelesini büyütmeye devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz” denildi.