Fransa'dan gelerek IŞİD'e katılmak amacıyla Suriye'ye geçiş planı yapan Aksoy ailesinin, Ankara'dan kiraladıkları nakliyeci Binali Aslan'ı katlettiği olayın yargı dosyası, çelişkileri gün yüzüne çıkardı. T24 yazarı Tolga Şardan'ın aktardığı iddianameye göre; MİT'in Türkiye'ye girişlerinden itibaren takip ettiği ve haklarında IŞİD üyeliğinden süren adli soruşturmalar bulunan aile, Ankara'da IŞİD ve El Nusra bağlantılı kişilerin yönettiği bir hücre evinde 45 gün boyunca saklandı. Soruşturma, bu hücre evini yöneten ve işsiz olan şüphelilerin devletin sosyal yardımlaşma fonlarından ve Kızılay'dan aylık düzenli para yardımı aldığını belgeledi.
İddianame, devletin takibindeki ailenin işlediği cinayetin ardından yaşanan denetim boşluğunu da PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtlarıyla ortaya koydu. Cinayet planı doğrultusunda 2 bin lira karşılığında anlaştıkları nakliyeci Binali Aslan'ı öldürüp cesedini Tarsus'a gömen IŞİD'ci aile, gasp ettikleri araçla Ankara'dan Hatay Yayladağı sınırına kadar uzanan güzergah boyunca hiçbir engele takılmadan ilerleyerek Suriye'ye geçti. Sınır ötesindeki çatışmalarda 8 üyesi ölen, sağ kalanları ise Türkiye'ye getirilen ailenin ve Kızılay yardımı alan Ankara'daki bağlantılarının yargılanacağı dava dosyası Hatay Adliyesi'ne devredildi.

13 ÇOCUKLU AİLE FRANSA'DAN YOLA ÇIKTI
Soruşturma dosyasına göre; aslen Kayseri'nin Talas ilçesinden olan ve uzun yıllardır Fransa'nın Vienne kentinde yaşayan Vahdi Aksoy (60) ve Hatice Aksoy (56) çiftinin toplam 13 çocuğu bulunuyor. Aile üyeleri; Abdüssamed, Muhammed, Ahmet Bahaaddin, Abdullah Ömer, Ubeydullah, Yakub, Abdurrahim, Abdülkerim, Esma Nur, Fatma Betül, Nuriye, Meryem ve Ayşe Aksoy'dan oluşuyor.
MİT'in çalışmalarına göre aile, Suriye'deki çatışma bölgelerine geçiş yapmak ve IŞİD'e katılmak amacıyla topluca Fransa'dan yola çıktı ve 2 Temmuz 2023'te Kırklareli'ndeki Dereköy Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yaptı. Kayseri'nin Talas ilçesi ve Osmaniye'de evleri bulunmasına rağmen yerleşik düzene geçmeyen aile, karavan tipi bir araçta yaşamaya başladı. Bir süre Kahramanmaraş'ta kalan Aksoy ailesi, 8 Ağustos 2025'te Ankara'ya, ardından Kayseri'ye geçti. Suriye'ye geçişlerinden iki gün önce, 20 Eylül 2025'te yeniden Ankara'ya döndüler.
Aslan'ın ailesinin Ankara polisine yaptığı kayıp başvurusunun ardından aydınlatılan olayda, cinayet sonrası sınır ötesine geçen aile üyelerine yönelik takip sırasında çatışma yaşandı. Bu çatışmada baba Vahdi Aksoy ile çocukları Ayşe, Meryem, Abdüssamed, Yakub, Ahmed Bahaaddin, Muhammed ve Abdürrahim Aksoy öldürüldü. Ailenin iki üyesi yaralı, diğer dört üyesi ise sağlıklı şekilde yakalanarak MİT tarafından Türkiye'ye getirildi.
HÜCRE EVİNDE 17 KİŞİ VE KIZILAY DESTEĞİ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen hazırlık soruşturmasında, ailenin Ankara'ya geldiği dönemde Demetevler'de Muhammed El Arac ile eşi Nur Şiho'nun yaşadığı evde konakladığı tespit edildi. Savcılık, iddianamede bu evi örgütün hücre evi olarak tanımladı.
İkamet izni ve yabancı kimlik numarası ile Türkiye'de yaşayan Suriyeli Muhammed El Arac, ifadesine göre geçmişte El Nusra bünyesindeki Cunda Aksa grubunda yedi ay silahlı görev yaptı. Yakalandığı sırada kimliksiz olan El Arac'ın cep telefonunda el yapımı patlayıcı imalini anlatan paylaşımlar bulundu ve IŞİD ile iletişim kurmak için takibi zor olan Threema uygulamasını kullandığı belirlendi. El Arac'ın imam nikâhlı eşi Nur Şiho, aile içi tartışma sonrası çocuğuyla evi terk etmesine rağmen El Arac, 15 kişilik Aksoy ailesini yaklaşık 45 gün boyunca bu evde barındırdı. Eski El Nusracı El Arac, ailenin Suriye'ye geçişinde Atme bölgesindeki irtibatlarını kullanarak onlara kalacak yer ayarladı.
İddianamede, sanık Muhammed El Arac'ın, İkrime kod adıyla IŞİD içinde "sorumlu" düzeyde faaliyet yürüttüğü ve örgüte katılmak isteyenlerin konaklama ve ulaşım işlemlerine aracılık ettiği belirtildi. Dosyadaki en dikkat çekici veri ise, El Arac ve eşi Nur Şiho'nun herhangi bir işte çalışmamalarına rağmen Kızılay ve Sosyal Yardımlaşma kurumlarından aylık parasal destek almaları oldu.
Haklarında IŞİD üyeliğinden işlem yapılan Aksoy ailesinin sicil kayıtları da iddianameye girdi. Baba Vahdi Aksoy ve oğulları Muhammed, Ahmed Bahaaddin, Abdüssamed, Abdürrahim ve Yakub Aksoy'un IŞİD bağlantısıyla işlem gördüğü, ayrıca altı aile üyesi hakkında 2024'te Hatay'da ve 2025'te Osmaniye'de IŞİD üyesi olmaktan adli soruşturma yürütüldüğü saptandı.
2 BİN LİRA İÇİN BAŞLAYAN ÖLÜM YOLCULUĞU
Nakliyeci Binali Aslan, AŞTİ'de sarıklı, sakallı ve cübbeli iki kişiyle görüşerek 15 kişilik aileyi 2 bin lira karşılığında Ankara'dan Haymana'nın Gökçehüyük Köyü'ne götürmek üzere anlaştı. İddianame, ailenin Aslan'ı hunharca katledip, cesedini Tarsus'ta gömdüğünü ve aracını gasp ettiğini ortaya koydu. Aslan'ın, "yaşananlarla hiçbir ilgisi olmayan" ve "sadece ekmek parası" amacıyla hareket ettiği dosya kapsamında belirtildi.
İddianamede, 21 Eylül 2025'te başlayan ve Aslan'ın yaşamını yitirdiği "ölüm yolculuğu" Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtlarıyla madde madde şöyle yer aldı:
"(…) 21.09.2025 günü saat 10:41'de Ankara Şereflikoçhisar - Evren istikametine geçiş olduğu, PTS görüntüsünde içerisinde oturan şahısların tespit edilemediği,
21.09.2025 günü saat 10:46'da Ankara Evren çıkışı olduğu, PTS görüntüsünde içerisinde oturan şahısların tespit edilemediği,
21.09.2025 günü saat 12:44'de Niğde - Adana otoyolu Eminlik Gişeler Çıkışı, PTS görüntüsünde aracın güneşliklerinin inik vaziyette olması sebebiyle yüzlerinin tam tespit edilemediği fakat görüntüde görünen iki kişinin Binali Aslan isimli şahıstan farklı olduğu,
21.09.2025 günü saat 13:33'de Mersin - Tarsus Çamalan Jandarma Karakol Komutanlığı lokasyonundan geçişin olduğu, PTS görüntüsünün sistemde bulunmadığı,
21.09.2025 günü saat 20:56'da Mersin - Tarsus Ankara yolu PTS geçiş olduğu, PTS görüntüsünde ön kısımda oturan iki şahsın olduğu, bu şahısların Binali isimli şahıstan farklı kişiler olabileceği,
21.09.2025 günü saat 21:35'de Turhan Cemal Beriker Bulvarı - Adana istikameti PTS geçişi olduğu; PTS görüntüsünde ön kısımda oturan üç şahsın olduğu,
21.09.2025 günü saat 21:58'de D - 400 Yakapınar Kavşağı - Ceyhan istikameti PTS geçişi olduğu; PTS görüntüsünde ön kısımda oturan üç şahsın olduğu,
21.09.2025 günü saat 22:31'de D - 817 Kısık Kavşağı PTS geçişi olduğu, PTS görüntüsünde ön kısımda oturan üç şahsın olduğu,
21.09.2025 günü saat 22:52'de Sanayi PTS - Dörtyol PTS geçişi olduğu, PTS görüntüsünde ön kısımda oturan üç şahsın olduğu,
21.09.2025 günü saat 23:04'de Rende Kavşağı — Rende İskenderun istikameti çıkış PTS geçişi olduğu,
21.09.2025 günü saat 23:21'de Hatay - İskenderun Yeni PTT PTS çıkış PTS geçişi olduğu,
21.09.2025 günü saat 23:30'da Hatay - Belen Sarımazı Şehir Merkezi Giriş PTS geçişi olduğu,
21.09.2025 günü saat 23:41'de Belen Gedik Şahin Tepesi Halil Bey Çıkış PTS geçişi olduğu,
22.09.2025 günü saat 06:49'da Hatay - Merkez Sinanlı Kavşağı Çevre Yolu istikameti PTS geçişi olduğu; PTS görüntüsünde araç içerisinde beş şahsın bulunduğu,
22.09.2025 günü saat 06:50'de Hatay - Merkez Sinanlı Kavşağı Harbiye istikameti PTS geçişi olduğu,
Aracın son lokasyonunun 22.09.2025 günü saat 07:25'de Hatay Yayladağı mevkiinden geçişinin olduğu. (…)"
İSTENEN CEZALAR VE DOSYANIN HATAY'A DEVRİ
Savcılık, şüphelilerin faaliyetleri ile IŞİD arasında "organik bağın kurulduğu" tespitini yaptı. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamenin tutuklu sanıkları; anne Hatice Aksoy, çocukları Abdüssamed, Esma Nur, Fatma Betül ve Nuriye Aksoy ile Muhammed El Arac ve Nur Şiho oldu. Aksoy ailesi üyeleri ne emniyette ne de mahkemede ifade vermezken, bu durum savcılık tarafından "örgütsel tavır" olarak nitelendirildi. El Arac ve eşi ise detaylı ifade verdi.
İddianamede, Aksoy ailesinin beş üyesi için Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "kasten öldürme" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırma" hükümleri uyarınca 2'şer kez ağırlaştırılmış müebbet, "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan 4 yıldan 14 yıla kadar ve yağma suçundan 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Muhammed El Arac ve Nur Şiho hakkında ise Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.
Soruşturma başlangıçta Ankara'da açıldı, cinayet eyleminin Tarsus'ta gerçekleşmesinin tespiti üzerine Mersin'e devredildi. Mersin'de hazırlanan ve kabul edilen iddianame dosyası, yasa dışı sınır geçişi ve IŞİD faaliyetlerinin takibinin Hatay'dan yürütülmesi gerekçesiyle son olarak Hatay Adliyesi'ne gönderildi. Yargı süreci Hatay'da devam edecek.