Ana içeriğe geç

NATO Zirvesi’yle açılan tehlikeli kapı: Suç yok, tutuklama var

NATO Zirvesi düzenlenen operasyonlarda işlenmiş bir suç değil, “ileride eylem yapılabileceği” varsayımıyla çok sayıda kişi tutuklandı. Hukukçular, "Bu anlayış kişi özgürlüğünü, kanunilik ilkesini ve hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırır" dedi.

NATO Zirvesi’yle açılan tehlikeli kapı: Suç yok, tutuklama var
Evrensel
16

NATO Zirvesi öncesi ev baskınlarıyla aralarında akademisyenlerin, gazetecilerin, siyasi parti temsilcileri ve sendikacıların da olduğu çok sayıda kişi tutuklandı. Tutuklamalar, işlenmiş bir suç değil, “ileride eylem yapılabileceği” varsayımıyla yapıldı. Bu durumu ceza hukukunda kişiyi değil, fiili cezalandırma anlayışının ters yüz edilmesi olarak değerlendiren hukukçular, bu anlayışın “önleyici tutuklama” adı altında iktidarın tehlikeli gördüğü kişileri hiçbir delile dayandırmadan tutuklayabilmesi anlamına geldiğini ifade etti.

"Çok tehlikeli bir eşik"

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Ömer Faruk Yazmacı, operasyonların toplumsal muhalefeti sindirmeyi hedeflediğini, gözaltı ve tutuklama süreçlerinde ağır hak ihlalleri yaşandığını dile getirdi. Tutuklamaların işlenmiş suça dayanmadığını, “önleyici” ya da “proaktif tutuklama” olarak yapıldığını dile getiren Yazmacı, şunları dile getirdi:

“Ceza hukuku kişiyi değil, fiili cezalandırır. Tutuklamayı ceza muhakemesi tedbiri olmaktan çıkarıp varsayıma dayalı bir özgürlükten yoksun bırakma aracına dönüştürür. Anayasa’nın güvence altına aldığı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımından da son derece ağır bir sorundur. Bu dosyada karşımıza çıkan anlayış, hukuk devleti bakımından çok tehlikeli bir eşiğe işaret etmektedir. Eğer gerçekleşmemiş eylemler, belirsiz istihbari notlar ve geleceğe dönük varsayımlar tutuklama gerekçesi yapılırsa, artık ceza hukuku fiili değil kişiyi hedef almaya başlar. Bu da klasik anlamda ceza hukukundan uzaklaşıp, ‘tehlikeli görülen kişilerin’ özgürlüğünün peşinen kısıtlandığı bir anlayışa kapı aralar. Bizim 'proaktif' ya da 'önleyici tutuklama' dediğimiz şey tam olarak budur. Devletin, kişileri fiillerinden dolayı değil, potansiyel tehdit olarak gördüğü için özgürlüklerinden yoksun bırakmasıdır. Bu anlayış, masumiyet karinesini, kişi özgürlüğünü, kanunilik ilkesini ve hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırır. Bu yaklaşım toplumsal muhalefeti, gençleri, hak savunucularını ve politik kimliği olan insanları daha eylem gerçekleşmeden kriminalize etme tehlikesi taşımaktadır.”

"Dosyada gizlilik kararı var, dosya içeriğini bilmiyoruz"

5 Temmuz’da gözaltına alındı Akademisyen ve Yazar Doç. Dr. Sibel Özbudun ile Akademisyen Temel Demirer’in Avukatı Çağdaş Sezer, suçlamaların henüz kendilerine bildirilmediğini, soruşturmaya ilişkin kamuoyuna servis edilen bilgilerin “itibarsızlaştırma amacı taşıdığını” söyledi.

Henüz ifade işlemlerinin başlamadığını aktaran Sezer, “İfadeleri henüz alınmadığı için şu aşamada ancak tahminde bulunabiliyoruz. Ancak bir örgüt suçlaması yöneltileceğini tahmin ediyoruz” diye konuştu. Müvekkilleriyle görüştüğünü belirten Sezer, Özbudun ve Demirer’in sağlık durumlarının iyi olduğunu söyledi.

Hem hukuki hem de siyasi açıdan gözaltıların NATO süreciyle bağlantılı olduğunu dile getiren Sezer, “Dosyada gizlilik kararı olduğu için avukatlar olarak dosyaya erişemiyoruz. Buna rağmen dosyanın içeriğine ilişkin bazı bilgilerin basına servis edilmesi kabul edilemez. Avukatların dahi ulaşamadığı bilgilerin kamuoyuna sızdırılması, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesine hizmet etmediği gibi, gözaltındaki kişiler hakkında bir itibarsızlaştırma amacı taşıdığı izlenimini yaratıyor” dedi.

"Amaç olası NATO protestolarını engellemek"

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Üyesi Çiğdem Akbulut, İstanbul’da gözaltında bulunan kişi sayısının 40 olduğunu, toplam dosya kapsamında ise 42 kişi hakkında işlem yapıldığını söyledi.

Türkiye genelindeki gözaltı sayısına ilişkin henüz net bir tablo oluşmadığını ifade eden Akbulut, gözaltıların tamamının “örgüt üyeliği” iddiasıyla gerekçelendirildiğini belirtti.

Savcılığın kamuoyuna yaptığı açıklamalarda "çeşitli materyallerin ele geçirildiğini" duyurduğunu hatırlatan Akbulut, “Bugüne kadar katıldığımız ifadelerin hiçbirinde buna ilişkin somut bir delil görmedik” dedi.

Operasyonların NATO Zirvesi öncesine denk gelmesinin tesadüf olmadığını dile getiren Akbulut, soruşturmalarda müvekkillerine NATO karşıtı yayınlar ve açıklamalarla ilgili sorular yöneltildiğini söyledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler