Ana içeriğe geç

Konteyner kentler boşaltılıyor, depremzedeler tepkili: Ortada kalırız, perişan oluruz

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesindeki son iki konteyner kentin 3 Temmuz’a kadar boşaltılması istendi. Yaklaşık 150 aile, sokakta kalma riskiyle karşı karşıya.

Konteyner kentler boşaltılıyor, depremzedeler tepkili: Ortada kalırız, perişan oluruz
Evrensel
16

6 Şubat depremlerinin üstünden geçen 3 yıla aşkın zamana rağmen deprem bölgesinde barınma krizi sürüyor. Depremde ciddi hasar alan yerlerden biri olan Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde kalan son iki konteyner kentin de 3 Temmuz’a kadar boşaltılması için depremzedelere tebligat gönderildi. Şu an Mimar Sinan Mahallesi’ndeki TOKİ Konteyner Kenti dahil olmak üzere ilçedeki konteynerlerde yaklaşık 150-160 aile yaşam mücadelesi veriyor. Bu ailelerin yaklaşık 50’sini ise Suriyeliler oluşturuyor. Kendilerine tanınan sürenin sonuna yaklaşan depremzedeler, yüksek kira fiyatları ve geçim derdi nedeniyle kara kara düşünüyor. Konteyner kentte kalanlardan Erkan Karakuyu, karşı karşıya oldukları çaresizliği gazetemize anlattı.

“Bürokrasiye takıldım, hak sahibi olamadım”

Depremden önce babasından kalan müstakil, iki katlı evinde oturduğunu belirten Erkan Karakuyu, tapu yengesinin üzerine kayıtlı olduğu için hak sahibi kabul edilmediğini söyledi. İki katlı evin orta hasar aldığını ve hak sahipliği alamadığını söyleyen Karakuyu, yaşadığı süreci şu sözlerle aktardı: “Depremden önce kardeşlerim evi bana vermişti, orada oturuyordum. Üst katta da abimler kalıyordu. Ancak tapu yengemin üzerineydi. Ev hasar alınca yengem hak sahibi oldu, onlara ev verildi. Ben iki defa dilekçe verdim, ikisine de ret geldi. AFAD müdürünün yanına gidip rica ettim, ‘Babanın üzerinde olsaydı mirasçı olabilirdin ama yengenin üzerinde olduğu için hak sahibi olamazsın’ dedi. Sonra abim evin arsasını bana vermeyi teklif etti ama orası da kırmızı alan ilan edildi. Hak sahibi olabilmek için en son avukata başvurdum ancak henüz bir sonuç çıkmadı. Tek umudum orası.”

“Elimizde avucumuzda ne varsa gitti”

Depremden önce hayvancılık ve çiftçilik yaptığını, çocuklarının eğitimi için depremin olduğu yıl hayvanlarını satıp Gölbaşı merkezine taşındığını anlatan Karakuyu “Depremle birlikte tüm birikimimizi kaybettik. Deprem olunca elimizde avucumuzda ne varsa gitti. Şimdi eşimle beraber konteynerde kalıyoruz. Terlik, kıyafet gibi birkaç parça eşya aldık, onlarla pazara çıkıyoruz. Üç çocuğum var, bir de engelli abim yanımda kalıyor. Onun bakım aylığı ve engelli maaşı var, toplamda elimize 20 bin lira civarı bir para geçiyor” dedi.

“15 bin lira kira verirsek ne yiyeceğiz?”

Mecburen kiralık ev arayışına girdiklerini ancak ilçe genelindeki fahiş kiralar karşısında çaresiz kaldıklarını anlatan Karakuyu, bütçelerinin bu yükü kaldırmasının olanaklı olmadığını söyleyerek ekledi: “Gölbaşı’da TOKİ konutlarında kiralar 10 bin liradan başlıyor. Şehir içinde ise ortalama 15 bin lira civarında. Bizim elimize geçen toplam para zaten 20 bin lira. Bunun 15 bin lirasını kiraya verirsek geriye 5 bin lira kalıyor. Bunun elektriği var, suyu var, doğal gazı var, mutfak masrafı var... Bu koşullarda nasıl geçineceğiz?”

“İlk başta verilen yardımlar da kesildi”

Yetkililerden süre uzatımı talep etme noktasında bile çekindiklerini dile getiren Karakuyu, son olarak şunları dile getirdi: “Süreyi uzatın’ bile diyemiyoruz. İlk zamanlar hakkını yemeyelim yardım geldi. Ama sonraları her şey kesildi. Adeta kaderimize terk edildik. Şimdi de çıkın diyorlar. Elimizden bir şey gelmiyor, ortada kaldık, perişanız.”

Nesibe: Konuşsak ne faydası olacak!

Adıyaman merkezde de durum aynı. Deprem sonrası kurulan 55’in üzerindeki konteyner kentten büyük bir kısmı kapatılırken haziran 2026 itibarıyla kent merkezinde yalnızca 7 tane aktif konteyner kent kalmış. Konteynerde yaşayan Nesibe eşinin olmadığını, 4 çocuğundan 3’ünün cezaevinde olduğunu anlattı. “Yalnız bırakıldık, kaderimize terk edildik” diye isyan eden Nesibe, “Bize faydası olmadıktan sonra neyi konuşacağız” diyerek konuşmaya devam etmek istemediğini söyledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler