Ana içeriğe geç

Afşin-Elbistan A Termik Santrali için bilirkişi raporu: 'Emisyonlar çevre mevzuatına aykırı'

Afşin-Elbistan A Termik Santrali'ne verilen çevre izninin iptali istemiyle açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu, santralin hava emisyonlarının mevzuata aykırı olduğunu, insan sağlığı ve ekosistem için ciddi risk oluşturduğunu ortaya koydu.

Afşin-Elbistan A Termik Santrali için bilirkişi raporu: 'Emisyonlar çevre mevzuatına aykırı'
Evrensel
16

Maraş — Maraş 1’inci İdare Mahkemesi'nin, Çelikler Afşin Elbistan (A) Termik Santrali'ne verilen Çevre İzin ve Lisans Belgesi'nin iptali istemiyle açılan davada görevlendirdiği bilirkişi heyeti, santralin hava emisyonu yönünden çevre mevzuatına aykırı faaliyet yürüttüğü, izin sürecinde tüm ünitelerin birlikte değerlendirilmesi zorunluluğunun yerine getirilmediği ve insan sağlığı ile çevre açısından "ciddi ve süregelen risk" bulunduğu kanaatine vardı.

Yeşil Barış Akdeniz Derneği (Greenpeace Akdeniz) ve bölge sakinlerinin açtığı davada hazırlanan 4’ü profesör 7 kişinin hazırladığı bilirkişi raporunda, santrale 7 Ekim 2024 tarihinde verilen Çevre İzin ve Lisans Belgesi teknik açıdan incelendi.

Raporda, 13 Mart 2026 tarihinde santralin 4’üncü ünitesinde yapılan resmi ölçümlerde, kükürtdioksit ve azotdioksit emisyonlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nde belirlenen sınır değerleri üç ardışık ölçümün tamamında aştığı belirtildi.

Toz ve karbonmonoksit değerlerinin sınırların altında kaldığı, ancak kükürtdioksit ve azotdioksit emisyonlarının mevzuata aykırı seviyelerde olduğu kaydedildi.

Bilirkişi heyeti, söz konusu sınır aşımının münferit bir olay olmadığını, Bakanlığın dosyaya sunduğu 2024 yılı Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi (SEÖS) verilerinin de bu durumu doğruladığını belirtti.

Çevre izni sadece 4’üncü ünite esas alınarak verilmiş

Bilirkişi heyeti, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği'nin aynı adreste bulunan tüm tesislerin birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılan hükmüne rağmen dava konusu çevre izninin yalnızca santralin 4’üncü ünitesi esas alınarak verildiğini belirledi.

Raporda, aynı sahada bulunan diğer ünitelerin izin kapsamına dahil edilmemesinin yönetmeliğin öngördüğü "entegre değerlendirme yükümlülüğüne" aykırı olduğu ifade edildi. 2024 yılı SEÖS verilerinin, izin kapsamı dışında bırakılan 3’üncü ünitenin de söz konusu dönemde faaliyet gösterdiğini ortaya koyduğu vurgulandı.

Bilirkişi raporunda, en yakın yerleşim yerinde yapılan gündüz gürültü ölçümünde değerin, yönetmelikteki sınırın altında kaldığı belirtildi. Ancak ölçümün yalnızca 4’üncü ünitenin çalıştığı sırada yapıldığı, diğer ünitelerin de eş zamanlı çalışması halinde gürültü seviyesinin değişebileceği ifade edildi, gece dönemi için ise uygunluk değerlendirmesi yapılamadığı kaydedildi.

Belge eksiklikleri

Atıksu deşarjına ilişkin incelemelerde, yönetmelik sınırlarının aşılmadığı, ancak periyodik iç izleme kayıtlarının dosyada bulunmadığı belirtildi.

Düzenli depolama sahasına ilişkin değerlendirmede ise izleme raporlarındaki doluluk oranları arasında çelişkiler bulunduğu, bazı lisanslı atık kodlarının kullanılmadığı ve sızıntı suyuna ilişkin tespitlerin tek seferlik incelemeye dayandığı ifade edilerek, belge ve izleme eksikliklerine işaret edildi.

Uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabilir

Raporda, biyoloji, ziraat mühendisliği ve halk sağlığı uzmanlarının ortak değerlendirmesine de yer verildi. Buna göre, hava emisyonlarındaki uygunsuzlukların insan sağlığı, tarımsal üretim, su kaynakları ve ekosistem üzerinde ciddi ve sürekli risk oluşturduğu belirtildi.

Halk sağlığı açısından mevcut resmi verilere göre, bölgede istatistiksel olarak anlamlı bir hastalık ya da kanser artışının henüz tespit edilmediği ifade edilirken, kronik çevresel etkilerin uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuldu.

Bilirkişi heyeti sonuç bölümünde, dava konusu çevre izin ve lisans belgesinin hava emisyonu yönünden gerekli teknik şartları karşılamadığı, çevre izin sürecinde tüm tesislerin birlikte değerlendirilmesi zorunluluğunun yerine getirilmediği ve tespit edilen eksikliklerin yapısal nitelik taşıdığı kanaatine varıldı.

Heyet, hava emisyonlarındaki uygunsuzlukların insan sağlığı, tarım, su kaynakları ve ekosistem üzerinde ciddi ve süregelen risk oluşturduğunu belirtirken, idari işlemin hukuka uygunluğunu mahkemeye bıraktı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler