DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, hapishanelerde yaşanan ağır hak ihlallerine ilişkin dört ayrı soru önergesini TBMM Başkanlığı’na sundu. Önergede, cezasını tamamlamış olması gerektiği hâlde mahsup işlemleri yapılmadığı için hapishanede tutulmaya devam edilen Hüsnü Babat’ın, uzun süreli sosyal izolasyona maruz bırakılan Salih Kutluk ve Hamit Acu’nun, sağlık ve yaşam güvenliği ciddi risk altında bulunan Cengiz Sinanve Halis Çelik’in durumları Adalet Bakanı Akın Gürlek’e soruldu.
Cezası bittiği halde hapishanede tutuluyor
Trabzon Beşikdüzü Hapishanesi’nde bulunan Hüsnü Babat’ın cezasının bittiği halde tutuklu olarak tutulmasına dikkat çeken Aslan, “Beraatle sonuçlanan dosyalarda tutuklu kaldığı sürelerin hakkında verilen 6 yıl 3 aylık cezadan mahsup edilmesi hâlinde tahliye edilmesi gerekir. Ancak mahkûmiyet kararının henüz kesinleşmediği ve Babat’ın ‘hükümözlü’ statüsünde bulunduğu gerekçe gösterilerek mahsup ve infaz hesabı sonuçlandırılmamıştır. Aynı kesinleşmemiş karar, tutukluluğun devamı bakımından hükümlülük gibi uygulanırken; mahsup ve tahliye bakımından yok sayılmaktadır” dedi. Aslan, Hüsnü Babat’ın yaklaşık üç aydır ceza süresinin üzerinde tutulmasının hukuka aykırı biçimde özgürlükten yoksun bırakmak olduğunu ifade etti.
Doluluk gerekçesiyle tecrit
Aslan, Samsun Çarşamba Hapishanesi’nde bulunan Salih Kutluk’un, "aynı suç tipinden başka mahpus olmadığı" gerekçesiyle 1 yıl 2 ay boyunca ortak faaliyetlerden yararlandırılamadığını belirtti. Benzer bir uygulamanın Tokat T Tipi Hapishanesi’nde tutulan Hamit Acu için de geçerli olduğunu ifade eden Aslan, Acu’nun yaklaşık 2 yıl 5 aydır tek kişilik odada tutulduğunu ve günlük bir saatlik havalandırma hakkını dahi tek başına kullanmak zorunda kaldığını aktardı.
Her iki mahpusun da fiili tecrit koşullarının sona erdirilmesi amacıyla yaptıkları nakil başvurularının reddedildiğine dikkat çeken Aslan, "Önce ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri farklı hapishanelere tek tek yerleştirilmekte, ardından ‘aynı statüde’ ya da ‘aynı suç kategorisinde’ başka mahpus olmadığı gerekçesiyle bütün ortak faaliyetlerden mahrum bırakılmaktadır. Bu koşulları sona erdirebilecek sevk talepleri ise ‘doluluk’ veya ‘uygun bulunmama’ gibi genel ifadelerle reddedilmektedir. Böylece idarenin kendi yerleştirme politikasıyla yarattığı sosyal izolasyon, yine idari kararlarla süresiz hâle getirilmektedir. Ceza; insan temasından, aile bağlarından ve toplumsal yaşamdan bütünüyle koparma cezasına dönüştürülemez. Ağırlaştırılmış müebbet, insanı yaşayan bir bedene ve kapatılmış bir sese indirgeme yetkisi vermez” şeklinde değerlendirdi.
"Epilepsi hastasının yaşam güvenliği başka bir mahpusa bırakılamaz"
Bir diğer ağır hak ihlalinin ise Samsun Çarşamba S Tipi Hapishanesi’nde bulunan epilepsi hastası Cengiz Sinan Halis Çelik’in yaşadığını belirten Aslan, daha önce kanser tedavisi gören ve vücudundaki şarapnel parçaları nedeniyle hareket ve tuvalet kullanımı bakımından özel ihtiyaçları olan Çelik’in, tüm bunlara rağmen dar, merdivenli ve klozeti bulunmayan bir odada tutulduğu belirtildi. Çelik’in özellikle uyku sırasında epilepsi nöbeti geçirmesi hâlinde düşme, yaralanma, boğulma veya müdahalesiz kalma riski bulunduğunu vurgulayan Aslan, aynı odada kalan Hamdi Işık’ın, geceleri olası bir nöbete müdahale edebilmek amacıyla onu gözetlemek zorunda kaldığını ifade etti.
Aslan, idari uygulamadaki çelişkilere ilişkin, "Daha da vahimi, Çelik hakkında verilen hücre cezalarının sağlık durumu nedeniyle başka bir disiplin cezasına çevrilmiş olmasıdır. Yani idare, hücre koşullarının Çelik’in sağlığı bakımından riskli olduğunu kabul etmekte; fakat günlük yaşamını sürdürdüğü koşulları sağlık durumuna uygun hâle getirmemektedir" ifadelerini kullandı.
"Takipçisi olacağız"
Bakanlığın derhal harekete geçmesi gerektiğini belirten Aslan; Hüsnü Babat’ın mahsup ve tahliye işlemlerinin sonuçlandırılmasını, Salih Kutluk ile Hamit Acu’nun fiilî tecrit koşullarının sona erdirilmesini ve Cengiz Sinan Halis Çelik’in sağlık durumuna uygun barınma ile tedavi koşullarının sağlanmasını talep etti. Aslan, "Bir insanın fazladan hapiste tutulduğu her gün, tecrit altında geçirdiği her saat ve sağlık koşulları nedeniyle karşı karşıya kaldığı her yaşamsal risk, devletin doğrudan sorumluluğundadır. Bu dört dosyanın ve hapishanelerde yaşanan tüm hak ihlallerinin takipçisi olacağız" dedi.
Aslan, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle sunduğu soru önergelerinde şu soruları yöneltti:
- Cezası tamamlandığı hâlde bir insan neden hapishanede tutulmaktadır?
- Kanunda bulunmayan “aynı suç kategori” şartı hangi gerekçeyle mahpusların yıllarca sosyal izolasyona maruz bırakılmasının bahanesi hâline getirilmektedir?
- Aile bağlarının korunması ve tecrit koşullarının sona erdirilmesi amacıyla yapılan sevk talepleri neden sürekli reddedilmektedir?
- Epilepsi hastası bir mahpusun yaşam güvenliği neden başka bir mahpusun gece boyunca uyanık kalmasına bağlanmaktadır?