KUZEY Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 5'inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC olarak artık Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nda temsil edildiğini belirterek, "Dolayısıyla bu kadar yollar alınmışken, bu kadar yollardan geçilmişken artık iki devletli siyaset bana göre kurumsallaşmış, yerleşmiştir" dedi.
KKTC 5'inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 'Doğu Akdeniz'de Türk varlığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Stratejik Önemi' konulu konferansa katılmak üzere Yalova'ya geldi. Yalova Ticaret Sanayi Odası konferans Salonu'nda düzenlenen konferansa, Tatar'ın yanı sıra Yalova Valisi Dr. Ahmet Hamdi Usta, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı, Yalova Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Demiryürek, Karamürselbey Eğitim Merkezi ve Yalova Garnizon Komutanı Tuğamiral Mehmet Tahir Göncüoğlu ve öğrenciler katıldı.
Konferansta konuşan Ersin Tatar, Kıbrıs'ta yaklaşık 60 yıl boyunca federasyon temelinde çözüm arayışlarının sürdürüldüğünü belirten Tatar, "Türkiye'nin Ada'ya ayak basmasıyla birlikte mücadelemizde yeni bir dönem başladı. 1983'te, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilan edilmesiyle bütün dünyaya Kıbrıs'ta tek devlet anlayışının mümkün olmadığı gösterildi. Ancak o dönemin şartlarında federal bir çözüm anlayışıyla ortaklık arayışları devam etti. 60 yıldan fazla bir süre federal temelde bir anlaşma için her türlü müzakerede zaman tüketildi. Ancak neticede Rumlar hiçbir zaman iyi niyet göstermedi ve bütün önerileri reddetti. 15 kez farklı önerilerle masaya gelinmesine rağmen süreçler Rum tarafının tutumu nedeniyle sonuçsuz kaldı. En son Annan Planı'nda, bundan yaklaşık 20 yıl önce, biz Türkler 'Evet' dedik, Rumlar ise 'Hayır' dedi. Buna rağmen Rum tarafını Avrupa Birliği'ne aldılar. Yani Annan Planı'na 'Hayır' diyen taraf Avrupa Birliği üyeliğiyle ödüllendirildi. Bu da Kıbrıs meselesinin çözümünü daha da zorlaştırdı. Çünkü artık Avrupa Birliği'nin içindeler. Yunanistan da Avrupa Birliği'nin içerisinde" diye konuştu.
'4 YATAN İLE GELECEĞE EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ'
2017 yılında İsviçre'nin Crans-Montana kentinde gerçekleştirilen görüşmelerde de bir sonuca ulaşılamadığını ifade eden Tatar, federasyon temelindeki çözüm modelinin artık geride kaldığını, bu nedenle iki devletli siyaseti savunduklarını ve bu politikayı uluslararası platformlarda anlatmaya devam ettiklerini kaydetti. Kıbrıs Türk halkının ayrı bir devlet ve ayrı egemen bir halk olarak varlığını sürdürmesi gerektiğini savunan Tatar, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sadece kuzeydeki 3 bin 800 kilometrekarelik topraktan ibaret değildir. Türk dünyasına girdik. Türk dünyasına ayrı bir devlet olarak kendi bayrağımızla orada diğer devletlerle birlikte toplantılara katıldık. İslam İşbirliği Teşkilatı içerisinde yine öyle. Dolayısıyla bu kadar yollar alınmışken, bu kadar yollardan geçilmişken artık iki devletli siyaset bana göre kurumsallaşmış, yerleşmiştir. Aynı zamanda deniz yetki alanları, kıta sahanlığı, karasuları ve münhasır ekonomik bölgesiyle büyük bir egemenlik alanına sahiptir. Türkiye ile birlikte bu bölgede hakkımızı, hukukumuzu ve onurumuzu koruyoruz. Ana Vatan, Yavru Vatan, Mavi Vatan ve Gök Vatan anlayışıyla geleceğe güçlü adımlarla yürüyoruz." dedi.
'BİZE YAKIŞAN KKTC'YE SAHİP ÇIKMAKTIR'
KKTC'nin yalnızca kara parçasından ibaret olmadığını, deniz yetki alanları, kıta sahanlığı ve diğer egemenlik haklarıyla Doğu Akdeniz'de önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Ersin Tatar, "Türkiye Cumhuriyeti benim ana vatanımdır. Doğu Akdeniz'de, Mavi Vatan'da en güçlü ülkedir. Garantör devlettir. Türkiye Cumhuriyeti, tarihi haklarını, hukukunu ve sahip olduğu bütün imkanları sonuna kadar koruyacaktır. Tek doğru vardır. Bütün bunlar geçicidir. Önemli olan, Rauf Denktaş'ın da dediği gibi egemenliktir. Egemenlik tapudur. Egemenlik devlettir. Devlet demek gelecek demektir. Devlet demek güvenlik, barış, huzur ve istikrar demektir. Türkiye Cumhuriyeti'nin gücü, büyüklüğü ve teknolojisi bütün Türk devletlerine büyük katkılar sağlamaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bugün tanınmamış olabilir, çeşitli mağduriyetler yaşayabilir. Ancak Doğu Akdeniz'deki bayrağımız, vatanımız, tarihimiz ve maneviyatımızdır. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne sonuna kadar sahip çıkmak ve egemenlik haklarımızdan hiçbir zaman taviz vermemek bize yakışandır" ifadelerini kullandı.