Ana içeriğe geç

Avrupa'nın gözü Silivri'de! "Bağımsız bir yargı sisteminde mümkün değil"

Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun duruşmalarını izleyen AP Raportörü Sánchez Amor, aynı gün 3 ayrı davada savunma yapılmasının bağımsız yargıda imkansız olduğunu belirterek "Bağımsız bir yargı sisteminde mümkün değildir." dedi.

Avrupa'nın gözü Silivri'de! "Bağımsız bir yargı sisteminde mümkün değil"
Halk TV
16

Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, aynı gün içinde üç ayrı davada birden savunma yapmak zorunda bırakıldı. Silivri'deki duruşmaları yerinde izleyen Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, bir siyasetçiye aynı gün üç dava açılmasının bağımsız bir yargıda istatistiksel olarak imkansız olduğunu vurguladı.

"İKTİDARIN HAYAL GÜCÜ HER DEFASINDA SINIRLARI AŞMAYI BAŞARIYOR"

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'de görülen duruşmalarını takip etmek üzere İstanbul'a geldi. Duruşma sonrası bir açıklama yapan Amor, heyet olarak adliyede bulunmalarının Türkiye'nin iç işlerine müdahale şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Amor, AP'nin Türkiye raportörü sıfatıyla temel görevinin, Avrupa Birliği'ne aday olan Türkiye'nin katılım sürecini ve demokratik standartlarını izlemek olduğunu ifade etti. Avrupa Parlamentosu'nun kısa süre önce kabul ettiği Türkiye raporunu hatırlatan Amor, iktidarın uygulamalarını şu sözlerle değerlendirdi:

"Durumun daha kötüye gidebileceğini düşünmek istemiyorduk. Ancak iktidarın hayal gücü her defasında sınırları aşmayı başarıyor."

"BUNUN BAĞIMSIZ BİR YARGI SİSTEMİNDE GERÇEKLEŞMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR"

Ankara'da NATO Zirvesi'nin düzenlendiği gün Ekrem İmamoğlu'nun üç ayrı davada savunma yapmak zorunda bırakılmasına dikkat çeken Amor, diploma davasının gelecek yılın ilk günlerine ertelendiğini ve bazı davaların 9 Temmuz'a kadar sonuçlandırılmasının hedeflendiğini aktardı. Amor, sürecin işleyişine dair şu ifadeleri kullandı:

"Bugün Ankara'da NATO Zirvesi düzenlenirken aynı kişinin üç ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değildir. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değildir. Zaten burada bulunmamızın nedenlerinden biri de budur. Bugün Avrupa Parlamentosu ve Avrupa'daki Sosyal Demokrat aile adına dayanışmamızı göstermek ve Türkiye'de yargı bağımsızlığındaki gerilemenin hangi noktaya ulaştığını yerinde görmek istiyoruz."

Amor, açıklamalarının devamında yargının durumunu ve Adalet Bakanı Akın Gürlek'i eleştirdi. İktidarın yargı üzerinden siyasi bir hamle yaptığını savunan Amor, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gerçekten, Türkiye dışında herhangi biri bu yargının bağımsız olduğuna inanabilir mi? Eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve mevcut Adalet Bakanı Akın Gürlek'in atanmasının ne anlama geldiğini hepiniz biliyorsunuz. Akın Gürlek hiçbir demokratik reformun parçası olamaz. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun siyasi rekabetten uzaklaştırılması sürecinde siyasi bir araç olarak kullanıldı. AK Parti'nin seçimlerde başaramadığını yargıyı ve savcıları kullanarak gerçekleştirmeye çalıştılar.”

AVRUPA'NIN GÖZÜ SİLİVRİ'DE

Basın toplantısında söz alan İzlandalı AP üyesi ve NATO Parlamenterler Asamblesi İzlanda Delegasyonu Başkanı Dagur Eggertson, yaşanan gelişmeleri yakından izlediklerini aktardı. İstanbul ve Türkiye'nin dostu olarak tablodan endişe duyduklarını belirten Eggertson; Eurocities, Özgür Şehirler Paktı ve B40 Balkan Kentleri Ağı'nın da aynı gün ortak bir açıklama yayımladığını hatırlattı. İzlandalı milletvekili, "Avrupa'nın ve dünyanın birçok kentinin gözü bugün burada yaşananların üzerinde" dedi.

Portekizli milletvekili ve AP eski üyesi Rui Tavares ise daha önce Avrupa Parlamentosu adına Macaristan raportörlüğü yaptığını, yıllarca hukukun üstünlüğü ve demokraside yaşanan gerilemeyi bizzat takip ettiğini vurguladı. Macaristan'da bugün değişim umudunun yeniden doğduğunu hatırlatan Tavares, Türkiye'deki davayı şu ifadelerle özetledi:

"Bu nedenle Türkiye için de umut olduğunu düşünüyorum. Bugün duruşma salonunda Ekrem İmamoğlu'nun sergilediği liderliği gördüm. Dayanışmam yalnızca onunla değil; gazetecilerle, sivil toplumla, sendikalarla, kadın hareketiyle, LGBTİ+ hareketiyle ve demokrasi, hukukun üstünlüğü ile temel haklar için mücadele eden herkesledir. Bugün bu adliyede tanık olduğumuz şey, demokrasi ile otokrasi arasındaki mücadeledir. Aynı zamanda Türkiye'nin de parçası olabileceği ortak demokratik Avrupa projesi için verilen bir mücadeledir."

Kaynağa Git

İlgili Haberler