Ana içeriğe geç

Herkes kaynar tencereye atıldı

Prof. Dr. Sinan Alçın’a göre, enflasyon elma ile armut değil, “Biraz olgunlaşsın düşer” demekle olmaz. Ciddi bir enflasyonla mücadele programına ihtiyaç var.

Herkes kaynar tencereye atıldı
Nefes Gazetesi
16

ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES

Prof. Dr. Sinan Alçın, başta tekstil hazır giyim, deri, gıdanın bazı alanları, plastik olmak üzere sanayinin bazı alınlarında ciddi sorun olduğunu vurgulayarak, “Sanayi alanında bir kez kontağı kapattınız zaman bazı sektörleri bir daha çalıştıramazsınız” uyarısı yaptı. Enflasyonun yıl sonunda yüzde 29-30 bandında kalacağına dikkat çeken Prof. Dr. Sinan Alçın ile ekonomideki gidişatı konuştuk.

* Haziran ayı enflasyonu yüzde 32’nin üzerinde geldi. Uygulanan mali politika enflasyonu indirmede işe yaramıyor mu?

2018’den bu yana enflasyon yüzde 30 ile yüzde 75 bandı arasında hareket ediyor. 30 bandının kırılmamasının ana nedeni mali disiplinin yeterince işletilmemiş olmasıdır. Uygulanan politikayla gelinen en iyi seviye budur.

Sıkı para politikasının 3.5 yıldır uygulanması bazı sektörler üzerinde yıkıcı etki yarattı. Sanayi PMI, 27 aydır 50 eşik değerin altında. Tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere ihraç potansiyelini yitirmiş sektörlerde ciddi istihdam kayıpları ortaya çıktı. Türkiye erken sanayisizleşme sendromu yaşıyor. 1980’lerin başında da erken tarımsızlaşma yaşadık. Bunun bedelini yüksek gıda ve et fiyatlarında, girdi maliyetlerindeki artışta gördük.

Türkiye son 40 yıldır Avrupa’daki büyük çok uluslu şirketlerin tedarikçisi konumunda. Türkiye bu özelliğini yitirdiğinde dünya ekonomisi içindeki anlamını da büyük ölçüde yitirir. Zaman içinde bazı sanayi dalları elenebilir. Tekstil ve hazır giyim bunlardan biri. Buradan teknik tekstile dönüş gerekiyor. Türkiye ekonomisi bir dönüm noktasında. Bazı sektörler güç kaybediyor. Bu dönüşümün sağlıklı olabilmesi için kamunun öncülük etmesi gerekiyor. Bu da yapısal reformlarla olur.

KONTAK KAPANIR

* Tekstil ve hazır giyimden çıkış mı olacak yani?

Sanayi alanında bir kez kontağı kapattığınız zaman bazı sektörleri bir daha çalıştıramazsınız. Dünyada katma değeri yüksek alanlara doğru dönüş var. Türkiye verimlilik, ucuz ürüne dayalı bir rekabet üzerinden hareket etti. Bunun sonuna gelindi. Türkiye açısından asıl tehlike bu.

* Hani sektörler kontak kapatır?

Tekstil hazır giyim, deri, ayakkabı. Gıdanın bazı alanları ciddi risk barındıran sektörler. Plastikte dışarıya hammadde bağımlılığımız ciddi bir risk alanı yaratıyor. Sürekli çatışmalı bölgede olmamız turizm ve gayrimenkul üzerinde tehdit oluşturuyor.

* Türkiye’de finansa erişimde sorun varken katma değeri yüksek üretim yapılır mı?

Türkiye ekonomisi yüzde 99’u KOBİ ağırlıklı. KOBİ’lerin finanstan çok yönetim sorunu var. Kötü yönetilen bir şirkete daha fazla kredi olanağı sunmak onu daha büyük bir batışa sürüklemekten başka bir işe yaramaz. Burada kamu öncülüğünde bir kümelenme stratejisi geliştirilmeli. KOBİ’leri kutsamaktan ziyade bunların bir araya getirerek teknoloji geliştirdikleri birlikte üretim yaptıkları bir sistem oluşturulmalı.

* Şu anda en önemli riskler neler?

En büyük risk bir ödemeler bilançosu krizidir. Bu öteleniyor. Sanayide dönüşümü sağlayamazsak şu anda dünyada 20’inci büyük ekonomi iken gelecek 5-10 yılda buradan geriye gideriz. Ama her şeyden önce enflasyonu çözmek gerekiyor. Enflasyon tansiyon gibi. Bu çözülmeden ekonomi sağlıklı hareket edemez. Çünkü tüm fiyatlama davranışları bozulmuş durumda.

Yoksulluk

kalıcı oldu

* Asgari ücret artışı enflasyonun altında kaldı, temmuzda da zam yapılmadı ne olacak gelir erimesi artacak mı?

Asgari ücretle yapılan sözleşmeler mevcut sözleşmelerin yüzde 37’sini oluşturuyor. Asgari ücretin 4-5 bin lira üzerine çıktığında çalışanların yüzde 70’ini kapsayan bir referans ücrete dönüşüyor. Bunu genele yaydığınızda kaynayan bir tencere gibi insanları hareket edemez hale getiriyorsunuz. Özellikle yüksek ve sürünen enflasyon döneminde bu kalıcı reel gelir kaybı ve kalıcı yoksulluğa da bir kapı açıyor. Son 30 yılda Türkiye’de verimlilik korkunç derecede arttı. Bunun sonucunda genç işsizliği fırladı. Kalıcı yoksulluk ortaya çıktı, asgari ücret referans ücret haline dönüştü. Bizim ucuza değil pahalıya satılabilir ürünler geliştirmemiz gerekiyor.

ENFLASYON % 30’UN ALTINA İNMEZ

* Enflasyonda yıl sonu öngörünüz nedir?

Yüzde 29-30 bandında olacak. Yeniden değerleme oranlarının açıklanan enflasyonun oldukça üzerinde olması piyasa için bir işaret fişeği. TÜİK’in yüzde 32 enflasyon açıkladığı ortamda otoyol ve köprülere yüzde 57 zam yaparsınız, demek ki enflasyon TÜİK’in açıkladığı enflasyon değil.

Bu ne demek TÜİK’in enflasyonuna göre değil kendini güvenceye alacak bir oranda zam yap demek. Bu da önümüzdeki dönemde enflasyonun yüzde 30’un altına inmesini zorlaştıracak. Seçim sathına da girersek mali gevşeme olacaktır. Bu da para politikasının etkisini azaltacaktır.

* Uygulanan sıkı mali politika neden başarısız oldu, asıl atılması gereken adımlar nelerdi?

Yapısal bir programın ortaya konulması gerekiyordu. Mali disiplin şarttı. Kamu ihale kanunu şeffaflaştırılmalıydı. Son 3 yılda bütçe ağırlıklı borç ve borç faizlerine yöneldi. Bu kovanın altı delik demek anlamına geliyor. Kovanın altı delikse yukarıdan kepçeyle su dökmenin bir faydası yok. Sadece o deliğin daha da hızlı büyümesine yol açar. Borcu borçla kapatmak çözüm olmaz. Kamunun ayağını yorganına göre uzatması gerekiyor.

BATAKLIĞI KURUTMAK GEREKİYOR

* Bu ortamda vatandaşı daha zor günler mi bekliyor?

Yüksek enflasyonun iki etkisi var. Biri alım gücünün düşmesi. İkincisi de gelir dağılımının bozulması. Türkiye son 5 yılda OECD ülkeleri arasında gelir dağılımının en çok bozulduğu ülke. Enflasyon elma ile armut değil, biraz olgunlaşsın kendiliğinden düşer demekle olmaz. Bunu düşürmek için ciddi bir enflasyonla mücadele programına ihtiyaç var. Enflasyonun faturası ağırlıklı olarak ücretli çalışana yıkılıyor. Asgari ücretin de altında gelirle yılı geçirmeye çalışan milyonlar var. Enflasyonda yüksek, düşmeyen ve sürünen bir tansiyon var. Kaçtığımız tarıma tekrar dönmemiz gerekiyor. Yazılım başta olmak üzere bacasız sanayiye de odaklanmalıyız. Enflasyon fiyatlarla savaşarak düşürebileceğiniz bir şey değil. Onun kökünü kurutmanız gerekiyor. Bataklıkta sinek avlamak gibi bir şey. O sineği avlamaya çalıştığınızda diğer sinekleri de uyuduğu yerden kaldırıyorsunuz. Yani fiyatı baskılayacağım derken karaborsada belki de fiyatı artırmanın kapısını aralıyorsunuz. Bataklığı kurutmanız gerekiyor. Üretim artışı şart. Fiyatı patlatarak sorunu çözemezsiniz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler