Ana içeriğe geç

Sağlık işçileri yoksullaştı

Sağlık ve sosyal hizmet iş kolundaki 225 bini aşkın emekçiye verilen enflasyon farkı, yaşanan kayıpların telafisi olmadı. Yapılan zamlar örtülü vergi artışlarıyla yutuldu. İşçiler yüzde 27 ve 35’lik ağır vergi dilimlerine sürüklendi.

Sağlık işçileri yoksullaştı
Evrensel
16

Kamu çerçeve protokolü kapsamındaki toplu iş sözleşmeleriyle belirlenen 600 binden fazla kamu işçisinin ücreti, artan hayat pahalılığı ve adaletsiz vergi sistemi karşısında günden güne erimeye devam ediyor.

Özellikle Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan 200 bin, Aile Bakanlığı bünyesinde çalışan 23 bin ve Çapa ile Cerrahpaşa Üniversite Hastanelerinde çalışan 2 binden fazla işçinin (toplamda yaklaşık 225 bin kamu sağlık çalışanının) sözleşmeleri, yetkili sendika Öz Sağlık-İş tarafından kopyala yapıştır yöntemiyle imzalanıyor. Enflasyon farkı ödemelerinin, gerçekte işçilerin aylar boyunca yaşadığı kayıpların eksik ve gecikmeli bir telafisi olduğu tüm verilerle gözler önüne seriliyor.

Enflasyon farkı kayıpların gecikmiş ve eksik telafisi

Son yıllarda kamu işçilerine uygulanan yüzdesel zam+enflasyon farkı modeli, çalışanların refahını artırmaktan uzak bir tablo çizdi. 2025 yılı ocak ayındaki kamu çerçeve protokolüne göre yüzde 24 zam alan işçiler, ikinci 6 aylık dönem için zam oranı olarak yüzde 11 ve enflasyon farkı almıştı. İlk 6 aylık enflasyonun yüzde 16.67 ölçülmesiyle fark alınamadı. Takip eden 6 aylık dönemler için planlanan ücret zamlarına eklenen enflasyon farkları, TÜİK’in ölçtüğü 6 aylık enflasyon miktarlarının ücret zamlarının altında kalması nedeniyle verilmedi.

TÜİK verilerine göre 2025 yılı enflasyon oranı yüzde 30.89 olurken, işçinin aldığı toplam zam yüzde 40.67 seviyesinde kaldı. Bu dönemde işçinin aldığı zammın yüzde 75’i doğrudan enflasyona kurban gitti. İşçi enflasyona karşı kendini ancak koruyabilmişken, aynı dönemde yüzde 27’lik vergi dilimine girmesiyle aldığı ücret erimeye devam etti. İşçiler 2025 sene başına göre yüzde 10 yoksullaştı.

2026 verileri yoksullaşmayı daha da netleştiriyor

TÜİK’in mayıs 2026 verileri, sağlık işçilerinin yaşadığı reel kayıpları çok daha belirgin hale getirdi. Mayıs ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32.61 olarak gerçekleşirken; gıda fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 34.86’yı, ulaştırmadaki artış yüzde 34.29’u, konut ve yakacak harcamalarındaki artış ise yüzde 45’i aştı. 2026 yılının ocak ayında asgari ücrete yüzde 27 zam yapılırken kamu sağlık işçileri yalnızca yüzde 10 zam aldı.

Sözleşmelerin ikinci yıl, ikinci 6 ayında yapılacak zam oranı ise sadece yüzde 6 ve ilk 6 ayın enflasyon farkı olarak belirlendi. Resmi verilere göre ilk 5 aylık kümülatif enflasyon yüzde 16.6 iken, Merkez Bankasının haziran ayı piyasa katılımcıları anketindeki yüzde 1.36’lık beklentiyle birlikte 6 aylık toplam enflasyon tahmininin yüzde 18.20 olması öngörülüyor. Yüzde 18.20’lik 6 aylık enflasyondan ilk dönem zammı olan yüzde 10 çıkarıldığında yüzde 8.20 puan bir enflasyon farkı doğuyor. Yüzde 6’lık sabit yeni dönem zammına bu fark eklendiğinde, kamu işçisinin temmuz zammı yüzde 14.20 olarak hesaplanıyor. 3 Temmuz tarihinde kesinleşecek bu oranla birlikte işçinin yıl genelinde alacağı toplam zam oranı yüzde 24.20 seviyesinde kalacak. Yıllık enflasyonun yüzde 32.61, beklentilerin ise yüzde 26 olduğu bir ortamda, enflasyonun yüzde 32.61 olduğu senaryoda ancak yüzde 32.61’lik bir artış alım gücünü koruyabilirken, yüzde 40 artış yaklaşık yüzde 7 reel zam sağlıyor, yüzde 25’lik artış ise gelirde doğrudan reel kayıp yaratıyor.

Örtülü vergi artışı da ücret zamlarını yutuyor

Sağlık emekçilerinin belini büken bir diğer büyük sorun ise gelir vergisi sistemi olarak öne çıkıyor. Yılın başında yüzde 15 gelir vergisi ödeyen işçiler, gerçekte zenginleştikleri için değil, sadece enflasyon nedeniyle ücretleri nominal olarak arttığı için hızla daha yüksek vergi dilimlerine sürükleniyor. 2026 yılında gelir vergisi dilimlerinin artışını da belirleyen yeniden değerleme oranı yüzde 25.49 oldu. Vergi dilimleri enflasyonun altında artırıldığı için, işçi ve emekçilerin sadece nominal olarak zamlanan ücretlerinden daha yüksek oranda vergi kesilmeye başlandı. Bugün birçok sağlık işçisi halihazırda yüzde 27’lik vergi dilimine girmiş durumdayken, yıl sonuna doğru önemli bir kısmının yüzde 35’lik dilime ulaşması bekleniyor. Literatürde örtülü vergi artışı olarak adlandırılan bu sistemde, devlet vergi oranını değiştirmeden enflasyon üzerinden daha fazla vergi topluyor. Böylece işçinin cebine giren her 100 liralık ücret artışının önemli bir bölümü doğrudan vergi olarak devlete geri dönüyor.

Sağlık işçileri ne talep ediyor?

Bir yandan enflasyonun ücretleri eritmesi, diğer yandan adaletsiz vergi sisteminin yapılan kısmi zamları geri alması, sağlık işçilerini kalıcı çözüm taleplerine itiyor. Yalnızca enflasyon farkı verilmesinin yoksullaşmayı durdurmadığını belirten işçiler, enflasyonun üzerinde gerçek bir ücret artışı yapılmasını istiyor. Ücret artışlarının vergi kesintileriyle yok olmaması için gelir vergisinin yüzde 15 oranında sabitlenmesi, vergi dilimlerinin enflasyona göre güncellenmesi ve toplu iş sözleşmelerinde refah payının kalıcı hale getirilmesi, çalışanların en temel beklentilerini oluşturuyor. Kamuoyuna yüksek zam söylemleriyle sunulan enflasyon farkının aslında bir ücret erimesi olduğunu vurgulayan sağlık emekçileri, bordrolardaki rakamlar büyürken market sepetinin küçüldüğünü ve emeklerinin her geçen gün daha değersiz hale gelmesinin önüne geçilmesini talep ediyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler