Kılıçdaroğlu, 38. Olağan Kurultay'a ilişkin davada verilen mutlak butlan kararının ardından göreve dönüş sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, amacının partiyi yeniden kurultaya taşımak olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, göreve dönüşünün kişisel bir tercih olmadığını belirterek, "Sanıldığı gibi mutlak butlan kararıyla ben gelmedim. Mahkeme 38'inci kurultayda şaibe olduğunu söylüyor ve eski yönetim göreve geldi. Sadece ben gelmedim, eski Parti Meclisi de geldi. Mahkemenin de dediği şaibeli kurultay yerine yeni bir kurultayın yapılması." ifadelerini kullandı.
Mutlak butlan kararından önce Mansur Yavaş, Vahap Seçer ve Engin Özkoç'un kendisiyle görüştüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, "100 yıllık partiyi kayyuma teslim edemeyiz dedim. Parti bizim partimiz, kirlilikten arınması lazım. Partiyi yeniden bir kurultaya götürmek için geldik. Kimse bu göreve kalıcı olmak için gelmedi." dedi.
"PARTİDEN AYRILMASINA GEREK YOK"
Özgür Özel'in partiden ayrılmasına ilişkin bir soruya da yanıt veren Kılıçdaroğlu, "Partiden ayrılmasına gerek yok. Parti içinde mücadele edebilir. Buna hiç itirazım olmaz. Ama parti içinde paralel yapı olmaz." diye konuştu.
CHP içinde ayrışmanın doğru olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bizler kendi aramızda tartışırız. Ama neden bölünüyoruz? Bunun mantıklı bir sebebi olması lazım. Hiçbir CHP'li hesap vermekten kaçınamaz. Bizim verilmeyecek hesabımız yok." ifadelerini kullandı.
Yaklaşık bir buçuk ay önce Özgür Özel ile görüştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, "Vekilleri bölmeye, ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya hiç gerek yok. CHP'nin bir itiraz kültürü vardır. CHP, genel başkanlarına asla hakaret etmez." dedi.
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının partiden ihraç edilip edilmeyeceğine ilişkin soruyu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, "Kişiler yargılanabilir. En başından beri belediye başkanlarımızın tutuksuz yargılanmasını savunuyorum. Yargılanmak başka bir şeydir. Belediye başkanlarımız hesap verebilir." ifadelerini kullandı.
MAL VARLIĞI
Kılıçdaroğlu, mal varlığı ve görev sonrası kendisine sağlanan imkanlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Milletvekili seçildiği gün mal varlığını kamuoyuyla paylaştığını belirten Kılıçdaroğlu, 27,5 yıllık bürokrasi hayatında hakkında hiçbir şaibe oluşmadığını söyledi.
Kılıçdaroğlu, "Milletvekili seçildiğim gün kendi mal varlığımı kendi internet siteme koydum. 'Benim mal varlığım budur' dedim. Dolayısıyla 27 buçuk yıllık bürokratik hayatımda en ufak bir şaibeyle karşı karşıya kalmadım." dedi.
Hakkında çok sayıda soruşturma açıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "En çok soruşturulan kişilerden biriyim. Hiç korkmadım, hiç çekinmedim. Her yerde hesabını verdim. Mahkemeye verdiler, mahkemede de hesabını verdim. Her yerden beraat ettim." diye konuştu.
Davalarda avukat tutmadığını da dile getiren Kılıçdaroğlu, "Gittim kendimi kendim savundum. Avukat da tutmadım. Çünkü avukat tutacak bir şey de yoktu. Belgelerimi koydum ortaya, her şeyi koydum." ifadelerini kullandı.
Milletvekili emeklisi olduğunu ve bürokraside müsteşar yardımcılığı görevinden de emekli aylığı aldığını belirten Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'nin kendisine sağladığı bazı imkanların daha sonra kaldırıldığını öne sürdü.
Kılıçdaroğlu, "Korumaların yemek parasını genel merkez karşılıyordu. Bana baştan arabaları genel merkez veriyordu. Ama bir süre sonra genel merkez korumaların yemeğini kesti. Bana tahsis edilen arabaları da geri çektiler. Bunu da ilk kez sizinle paylaşıyorum." dedi.
Bunun doğru bir uygulama olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, "Bir genel başkanına araba tahsis etmişseniz, eski ya da yeni, bunu geri çekmek doğru değildir. Korumalar benim korumalarım değil, devletin korumaları. Hepsi polis, İçişleri Bakanlığı'nın görevlileri. Bunların yemeğini niye kesiyorsunuz?" ifadelerini kullandı.
Araç ve korumaların yemek giderlerinin daha sonra farklı şekillerde karşılandığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Karşıdaki lokantayla anlaştık. Bir kısmını ben ödedim, bir kısmını gelen yardımlarla karşıladık. Bir iş adamı geldi, 'Bu polislerin yemeğini ben ödeyeyim' dedi. Bir başkası geldi. Arkadaşlarımın araçları vardı, onları verdiler, o araçları kullandım." diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, söz konusu giderlerin yüksek meblağlar olmadığını belirterek, "Bunlar öyle çok büyük paralar değil. Korumaların yemek parası, ofis giderleri... Benim rahatlıkla karşılayacağım türden. Evim var, kirada oturmuyorum. Çocuklarımın da kendi gelirleri var. Sadece benim değil, bütün genel başkanların ofisleri var. Bir ofis öyle çok büyük paralar ödenen bir yer değil." dedi.
HALUK LEVENT YORUMU: ÇOK ŞAŞIRDIM
Kılıçdaroğlu Haluk Levent hakkında açılan soruşturma hakkında sorulan soruya "Çok şaşırdım. Gerçekten şaşırdım." yanıtını verirken meselenin temeline inilmesi gerektiğini söyledi.
"Deprem sırasında çıktı, insanlar Kızılay’a vermedi. Götürdü ona verdi. Arınma dediğim işte bu. Sadece CHP’de değil. Türkiye’nin genelinde, bürokraside arınma olmalı."
Devletteki kurumlara güvenin azaldığını söyleyen Kılıçdaroğlu, bu nedenle insanların paralarını başka yerlere verdiklerini bu adreslerden birinin de Haluk Levent olduğunu söyledi. Yargılama sürecinin devam ettiğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, yine de mevcut verilere bakılarak bir hayal kırıklığının yaşandığını söyledi.
"ELEŞTİRİDEN MÜNEZZEH KİŞİLER DEĞİLİZ"
Balıkesir'de il başkanlığı döneminde kendisini eleştiren bir isimle ilgili yöneltilen soruyu anlatan Kılıçdaroğlu, "İl başkanı sizi eleştiriyor, ne diyeceksiniz?" sorusuna, "Eleştirmezse hata yapar dedim. Biz eleştiriden münezzeh kişiler değiliz. Bizi seven insan hatamızı söyler. Hatamı söyleyen insanı susturursam, o zaman krallığımızı ilan etmiş oluruz. O da parti için felaket olur." yanıtını verdi.
FETÖ ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Kılıçdaroğlu, siyasi partilerin istihbarat kurumlarından bu konuda destek istemesinin doğru olmadığını savundu.
Kılıçdaroğlu, "Milli İstihbarat Teşkilatı'na 'Gelin, parti üyelerine bakın, aralarında FETÖ'cü var mı bize bilgi verin' diyemezsiniz. MİT'in böyle bir görevi yok. FETÖ'cü varsa devlet gelir gereğini yapar." ifadelerini kullandı.
Yurt dışındaki FETÖ firarilerinin kendisi aleyhine yayın yaptığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Yurt dışına kaçan FETÖ'cü YouTuber'ların hepsi benim aleyhime çalışıyor. Bunların FETÖ'cü olduğunu zaten kendileri söylüyor." dedi.
"ÖZGÜR ÖZEL'İ UYARDIM"
CHP Grup Başkanı Özgür Özel'i bazı belediye başkan adayları konusunda uyardığını da açıklayan Kılıçdaroğlu, "Dört belediye başkanını aday gösterme dedim. İleride sorun çıkar dedim. Bu isimlerle ilgili partinin arşivinde raporlar var. Kendisine söyledim ama olmadı." diye konuştu.
Görevini devrederken parti yönetimiyle ilgili endişelerini paylaştığını belirten Kılıçdaroğlu, "Çok iyi niyetlerle görevimi devrettim. Gördüğüm aksaklıkları, endişelerimi ve milletvekillerimizin hazırladığı raporları aktardım. O raporlar hâlâ partinin arşivinde." ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in uyarılarını neden dikkate almadığına ilişkin soruya ise, "Onu bana değil, Özgür Bey'e soracaksınız." yanıtını verdi.
Hakkında sıkça dile getirilen "13 seçim kaybetti" eleştirisine de değinen Kılıçdaroğlu, bu söylemin gerçeği yansıtmadığını savundu.
Kılıçdaroğlu, "Bir yalan atarsınız, bir süre sonra herkes inanır. Zaten 13 seçim olmadı. Bunların ikisi referandumdu. Ayrıca Ankara'yı, Antalya'yı, Mersin'i, Adana'yı kazandık." dedi.
"PARTİYİ KURULTAYA GÖTÜRMEK İÇİN GELDİK"
Kılıçdaroğlu, 38. Olağan Kurultay davasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, amaçlarının parti yönetiminde kalmak değil, yeniden kurultaya gitmek olduğunu söyledi.
Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararı sonrasında göreve tek başına dönmediğini belirterek, "Ben gelmiyorum ki. O dönemin Parti Meclisi de olduğu gibi geliyor. Partiyi yeniden kurultaya götürmek için geldik. Kimsenin bu göreve kalıcı olmak gibi bir amacı yok." dedi.
Kurultay sürecinde ortaya atılan iddiaların tartışılması gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Mahkemeye sunulan deliller, ifadeler, MASAK raporları ve para hareketleri ortada. Kimse bunları tartışmıyor. Asıl konuşulması gereken, bu paraları kim verdi, nasıl dağıtıldı sorusudur." ifadelerini kullandı.
Kurultayın iptaline ilişkin dava ile ceza davasının birbirinden farklı süreçler olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "İki ayrı dava var. Biri kurultayın iptaline ilişkin, diğeri ceza davası. Ceza davasında henüz karar verilmiş değil." diye konuştu.
Eski Parti Meclisi üyelerinden bazı isimlerin istifa etmesini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Mahkeme kararında eski yönetim listesi yer alıyor. İstifa etmek kişilerin kendi iradesidir. Buna neden istifa ettiniz diye sormayız." dedi.
CHP'nin bölüneceği yönündeki iddiaları da reddeden Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin bölünmesi Erdoğan'ın işine yarar. Parti bölünürse bundan iktidar fayda sağlar." ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, kendisinin AK Parti ile birlikte hareket ettiği yönündeki eleştirilere de yanıt verdi. CHP Genel Merkezi'nde Cumhurbaşkanlığı forsunun Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti sırasında göndere çekildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Sayın Abdullah Gül beni ziyaret ettiğinde Cumhurbaşkanlığı forsunu asmamıştık. Erdoğan geldiğinde ise astılar." dedi.
Yerel seçimlerin ardından CHP yönetiminin izlediği siyaseti de eleştiren Kılıçdaroğlu, "Birinci parti oldunuz, derhal seçim istemeniz gerekiyordu. 'Normalleşme', 'müzakere' dediler. Ben o zaman da 'Müzakere edilmez, mücadele edilir' diye açıklama yaptım." ifadelerini kullandı.
CHP yönetiminin "arka kapı diplomasisi" söylemini de eleştiren Kılıçdaroğlu, "Tek adam rejimine karşı mücadele ederken hangi arka kapı diplomasisini yaptınız? Hangi konuda müzakere yürüttünüz? Açıklasınlar." dedi.
TBMM'de Suudi Arabistan ile ilgili bir oylamayı örnek gösteren Kılıçdaroğlu, bazı AK Parti milletvekillerinin Genel Kurul'da bulunmadıkları halde yoklama pusulası verildiğini öne sürdü.
Kılıçdaroğlu, "75 AK Parti milletvekili salonda olmadığı halde varmış gibi pusula verildi. Bu ahlaksızlık değil midir? Meclis Başkanı'nın buna neden sessiz kaldığını soruyorum. Eğer sessiz kalıyorsa bu sahtekârlığın ortağıdır." ifadelerini kullandı.