"Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" araştırmasının sonuçları, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan tarafından açıklandı.
İSO hazırladığı "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" araştırmasının sonuçlarını açıklayan Bahçıvan, toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
LİSTENİN BAŞINDA TÜPRAŞ YER ALDI
Araştırmaya göre, TÜPRAŞ üretimden satışlarda 698 milyar 789 milyon lirayla listede ilk sırayı alırken, Ford Otomotiv 538 milyar 268 milyon lirayla yine ikinci sıranın sahibi oldu.
Star Rafineri AŞ 327 milyar 854 milyon lirayla üçüncü olurken, önceki yıl 6'ncı sırada bulunan OYAK-Renault 235,5 milyar lirayla 4'üncülüğe yükseldi. Onu 206,3 milyar liralık üretimden satışla Toyota Otomotiv, 165,7 milyar lirayla Arçelik izledi.
TUSAŞ 7'NCİ SIRAYA YÜKSELDİ
Geçen yılki listede ilk 10'da bulunmayan ve 11. sırada yer alan TUSAŞ'ın 140,9 milyar liralık üretimden satışla 7'nciliğe, 16. basamakta bulunan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı 138,8 milyar lirayla 8'inciliğe, 17. sıradaki ASELSAN'ın 130,2 milyar lirayla 9'unculuğa yükselmesi dikkati çekti.
Mercedes-Benz ise 127 milyar liralık üretimden satışla 12'ncilikten 10'unculuğa yükselerek ilk 10'a girdi.
İSO tarafından hazırlanan "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" araştırmasına göre ilk 10 sanayi kuruluşu şu şekilde:

Bahçıvan, İSO 500 sonuçları içerisinde üzerinde en çok durulması gereken ve en çarpıcı sonucun hangisi olduğuna ilişkin soru üzerine, "En önemli mutabakat noktası finansmandaki yüksek gider payı. Geçen yıl yüzde 96, bu yıl yüzde 86 civarında olan (finansman giderlerinin faaliyet karına oranı) bu konu sadece İSO 500'ün değil, Türkiye'deki tüm sanayi kuruluşlarımızın yakındıkları ve çözümü noktasında da arayış içinde oldukları en önemli konu. Bugün manşet ne çıkıyor dersek, yüzde 86'lara ulaşan finansman giderleri, birinci önceliğimiz bu." cevabını verdi.
Bahçıvan, gıda sanayisindeki firma sayısına ve üretimden satışlardaki artışa ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:
"Gıda sanayisindeki değerlendirmeyi kendi içinde farklı boyutlarda yapabiliriz. Şu bir gerçek ki halkın zorlu dönemlerde tüketimini belki de en rahat devam ettirebileceği yer gıdaya dönük harcamalar oluyor. Türkiye'de de gıda sanayisi firmaları sürekli kendilerini geliştirecek yeni ürün ve ihracatta çalışma içerisinde. Bunu sadece enflasyondan doğan artışın etkisi olarak görmüyorum. Burada halkın tüketimindeki gıda payının özellikle de zorlu dönemlerde gıdanın toptan tüketim içindeki payının artmasına bağlı olduğunun etkisi var ama orada sektördeki farklı ürün gruplarında artan firma sayısı kuvvetli muhtemel etki sağlamıştır."

"ŞİRKETLER GİDEREK YURT DIŞI KAYNAKLI BORÇLARA YÖNELİYOR"
Erdal Bahçıvan, bir gazetecinin "şirketlerin giderek yurt dışı kaynaklı borçlara yöneldiğinin gözlemlendiği" şeklindeki yorumuna karşılık şunları söyledi:
"İSO 500'e gelen verilerle bunu yüzde 100 ölçmemiz mümkün olmamakla beraber, her ay açıklanan verilerle de görüyoruz bunu. Reel sektörün yurt dışı kaynaklı döviz borçlanmasında bir artış var. Olabilecek muhtemel bir ani kur artışının şirket bilançolarında böyle bir risk taşıdığını da herkesin hesabında tutması lazım. İç piyasadaki yüksek maliyetler ve finansa erişimdeki zorluklar şirketlerimizin giderek artan ivmeyle yabancı para kaynaklı, yabancı para birimli borçlanmada artışta olduğunu gösteriyor."
Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin tasarruf açığı olduğuna değinerek, şu ifadeleri kullandı:
"Tasarruf açığı olan bir ülkede tasarrufun krediye dönüşmesidir krediyi doğuran faktör. Yeteri kadar krediye dönecek bir kaynak yok. Bir de bunun üzerine bazı kısıtlar üzerinden firmaların tıkanmasını hesaba kattığımız zaman özellikle ihracata dönük firmalarımızın, her ne kadar Eximbank kaynakları bu konuda bir fırsat olsa da, orada da yeterli imkan bulunmamasından dolayı yabancı paraya dönük borçlanma eğilimlerinde artış olduğunu gözlemliyoruz. Eğer ülkeye bir kaynak akışı olabiliyorsa, Türkiye yurt dışından borçlanabiliyorsa buna da çok aykırı bakmamak lazım. En azından Türkiye borç alabilen bir ülke olma konumuna dönüştü. Son 2-3 yıldır oluşabilen kredi bütçemizdeki olumlu seyir böyle bir fırsatı tekrar Türk sanayisine ve Türk finans sektörüne verdi. Dünyadaki tasarruflar krediye dönecek bir adres arıyorsa ve bu adreste de Türkiye güvenilir bir ülke olma noktasında bir fırsat sunuyorsa firmalarımız da akılcı finansman, borçlanma yöntemleriyle kullanıp bunları değerlendirme kabiliyetlerine de sahiplerse bunu takdirle karşılamak lazım."