Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ulusal Kanal'da katıldığı Çıkış Yolu programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. NATO Zirvesi'ni Türkiye'yi Atlantik planlarının parçası haline getirme girişimi olarak değerlendiren Perinçek, DÜNYA-MER'in uluslararası ölçekte etkili bir merkez haline geldiğini söyledi. Doğu Akdeniz'deki askeri yığınağın Türkiye'yi hedef aldığını belirten Perinçek, Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının ise FETÖ-Gladyo yapılanmasının siyasi merkezlerine uzanacağını ifade etti.
‘DÜNYA-MER OTURDU’
Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da uluslararası konuklarla ‘Büyük Savaşı Önleyecek İttifak’ konferansı düzenleyen Dünya Medeniyetleri Araştırma Merkezi (DÜNYA-MER)'in kısa sürede uluslararası alanda etkili bir yapıya dönüştüğünü belirten Perinçek, toplantının geniş katılımla gerçekleştiğini anlattı.
Perinçek, “DÜNYA-MER oturdu. Nisan ayında kuruldu ama birkaç ay içinde dünya çapında etkili bir merkez haline geldi. Rusya’dan, Çin’den, Amerika’dan, Avrupa’dan çok önemli isimler geldi. Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı konferansın resmi başlığı değildi ama bütün konuşmalar o eksende birleşti.” İfadelerini kullandı.
Konferansın yalnızca Avrasya ülkelerinden değil Batı’dan da dikkat çekici katılım aldığını vurgulayan Perinçek, “Yunanistan’dan gelen isim de, Almanya’dan gelen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı da, Amerikalı konuşmacılar da Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakını savundu. Avrupa’da Amerika’dan kopan yeni bir siyasal dalga yükseliyor. Bugünkü Avrupacılar birkaç yıl sonra destek bekledikleri Avrupa’nın bambaşka bir Avrupa olduğunu görecek.” dedi.
NATO ZİRVESİ: 'MEHMETÇİĞİ CONİ YAPAMAZSINIZ'
NATO Zirvesi sonrasında Türkiye'ye yüklenmek istenen rolü eleştiren Perinçek, bunun Mehmetçiği Atlantik planları uğruna cepheye sürme girişimi olduğunu söyledi.
NATO Zirvesi’ni “Türkiye açısından ağır sonuçlar doğuracak bir süreç” olarak değerlendiren Perinçek, "Teori Dergisi 'Mehmetçiği NATO fedaisi yapamazsınız' kapağıyla çıkıyor. Bugün iktidar bize 'merkez ülke olduk' propagandası yapıyor. Hangi merkez ülke? Trump'ın koluna giren ülke oluyorsunuz. Türkiye'ye biçilen rol, Mehmetçiği ateşe sürecek senaryolara sunmaktır. Savunma sanayisi ürünü satmıyorsunuz, Mehmetçiğin kanını satıyorsunuz. NATO Zirvesi'nin Türkiye'ye yüklediği en ağır görev Mehmetçiği fedai haline getirmektir. Mehmetçiği Coni yapamazsınız. Bu plan işlemeyecek. Türkiye'yi İran'ın ve Rusya'nın üzerine sürecek hiçbir kuvvet başarılı olamaz." ifadelerini kullandı.
NATO’nun Türkiye’yi silahsızlandırmaya çalıştığının altını çizen Perinçek, “S-400’leri devre dışı bırak diyorlar. F-35 vererek de silahsızlandırıyorlar. Kullanamayacağın silahı veriyorlar. Türkiye’yi İran’ın, Rusya’nın üzerine sürecek bir plan yapıyorlar ama bunu başaramazlar. Türk devleti buna izin vermez.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi sonrasında beklentilerinin karşılanmayacağını da söyleyen Perinçek, “Amerika’nın verdiği sözlerin hiçbirisi tutulmayacak. DÜNYA-MER Konferansı’nda Amerikalı konuşmacılar da Sayın Erdoğan’a bunu açıkça söylediler. ‘Aldanıyorsunuz, hayal kırıklığı yaşayacaksınız.’ dediler.” ifadelerini kullandı.
YUNAN BAKAN DENDİAS'IN TEHDİT AÇIKLAMALARI
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias'ın 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı’nın yıldönümünde yaptığı “Yunan Silahlı Kuvvetleri için Kıbrıs artık yakında” açıklamalarından çok sahadaki askeri hazırlıkların önem taşıdığını belirten Perinçek, Doğu Akdeniz'de tehlikeli bir dengesizlik oluştuğunu söyledi.
Perinçek, "Beyanatlar o kadar önemli değil. Önemli olan Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın ortak tatbikatları ve askeri yığınağıdır. Namlular Türkiye'ye çevrilmiş durumda. Türk ordusunu Kıbrıs'tan atacaklarını söylüyorlar. Doğu Akdeniz'deki bu dengesizlik büyük bir savaşın odağı olma potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin burada nükleer gücü bulunan ve güçlü donanmaya sahip müttefiklere ihtiyacı var. Bunun yolu Türk-Rusya-Çin-İran ittifakıdır." dedi.
‘MUHSİN YAZICIOĞLU SORUŞTURMASI NATO'YA CEVAPTIR’
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının yeniden hız kazanmasını değerlendiren Perinçek, bunun Türkiye'deki NATO ve Gladyo yapılanmasına karşı yönelen önemli bir adım olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:
“Bir NATO Zirvesi yapıldı, Türkiye’de yeniden NATO’cu bir hava estirildi. Tam bunun ardından Muhsin Yazıcıoğlu suikastının üzerine gidilmesi nesnel olarak NATO Zirvesi’ne verilmiş bir cevaptır. Bir yanda NATO’ya teslim olan bir anlayış var, öte yanda NATO’nun Türkiye içindeki yapılanmasının üzerine yürüyen bir Türkiye var.
"Muhsin Yazıcıoğlu suikastı üç beş kişinin işi değildir. Hava kuvvetlerinin üst kademelerine, emniyetteki yapılanmaya, helikopterleri yönlendirebilecek güce kadar uzanan bir organizasyondan söz ediyoruz. Olayın üzeri örtülebildi. Bu soruşturma FETÖ-Gladyosu'nun siyasi merkezlerine kadar uzanma anlamı taşıyor."
MECLİS BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞ CHP OLAYINDA ÇUVALLADI
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un CHP'deki tartışmalar karşısındaki tutumunu eleştiren Perinçek, Meclis Başkanlığı makamının hukuku çiğnediğini şu sözlerle vurguladı:
"Numan Kurtulmuş Cumhuriyet Halk Partisi olayında hakikaten çuvalladı. Kanunları hiçe sayan çok ağır ve sorumsuz tavırlar aldı. CHP'nin seçilmiş bir genel başkanı var. Buna rağmen İmamoğlu ve Özgür Özel'in yanında tavır aldı. Kanun yapan Meclis'in başındaki isim, kanunları çiğnedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'nın görevi taraf olmak değil, hukuku uygulamaktır. Tamamen Atlantik cephesinde bir tavır aldı."
TERÖRSÜZ TÜRKİYE: ‘SÜRECİN BATAĞA SAPLANDIĞI GÖZÜKÜYOR’
"Terörsüz Türkiye" sürecinde örgüt mensuplarının yargılanmasına yönelik hazırlıkları da değerlendiren Perinçek, bunun sürecin yanlış temelde kurulduğunu ortaya koyduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Yargılama olacaksa bu zaten devletin görevidir. PKK'nın işlediği suçlar bugün de yargılanıyor. O zaman 'Terörsüz Türkiye' diye yeni bir süreç niçin başlatıldı? Bu tam bir fiyaskodur. Sınırın ötesinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu belirlenen 21 bin PKK mensubu var. 'Gel sınırı geç, seni yargılayacağım.' dediğinizde kaç kişi gelir? Bu tablo, sürecin çıkmaza ve batağa saplandığını gösteriyor. AK Parti daha başlarken hem sürecin adını yanlış koydu hem de stratejisini yanlış belirledi."
‘VATAN PARTİSİ'NİN HAZIRLADIĞI AF KANUNUNDA KRİTİK 5. MADDE’
Vatan Partisi'nin konuyla ilgili hazırladığı 15 maddelik af kanunu teklifine de değinen Perinçek, çözümün devlet ve milletle bütünleşme iradesini esas alan düzenlemeden geçtiğini belirtti.
Perinçek, "Af kanunu teklifimizin en kritik düzenlemesi 5. maddedir. PKK mensubu veya yöneticisi, 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde ve Türk milletiyle bütünleşmek amacıyla bu af kanunundan yararlanmak istiyorum.' diye iradesini ortaya koyacak. Bu mahkemede sözlü de olabilir, yazılı dilekçeyle de olabilir. Bu iradeyi gösterenler aftan yararlanacak. Bunun dışındaki formüller bu işi çözüme değil çıkmaza götürür." dedi.
‘DEVLET İÇİNDEKİ AMERİKA-İSRAİL YANDAŞLARI SÜRECİ BALTALADI’
Sürecin tıkanmasının yalnızca PKK içindeki gelişmelerle açıklanamayacağını dile getiren Perinçek, devlet içerisindeki Atlantik yanlısı kadroları işaret etti.
Perinçek, “Abdullah Öcalan Türk devletiyle anlaşma yönünde bir adım atıyor, Türk devletinin içindeki Amerikancı ve İsrailci odaklar buna izin vermiyor. Aynı kuvvet PKK’nın içinde de var. İki taraftan da süreci baltaladılar. Bugün etkili görünüyor olabilirler ama bunun yürümeyeceğini göreceğiz. Bu girişim fiyaskoyla sonuçlanacaktır.” dedi.
‘DEM PARTİ VE PKK İÇERİSİNDE DE TEMİZLİK VAR’
Perinçek, PKK ve DEM Parti içinde de Atlantik yanlılarıyla Türkiye'de çözüm isteyen kesimler arasında mücadele yaşandığını savundu.
Perinçek, "PKK'nın ve DEM Parti'nin içinde Batıcılara karşı güçlü bir temizlik başladı. Abdullah Öcalan'ın adına yürütülen bu süreçte, 'İçimizdeki İsrailcileri ve Amerikancıları temizleyin.' çağrısı yapılıyor. PKK içinde devletle ve milletle bütünleşmeyi savunan, Amerika ve İsrail'in fedaisi olmayı reddeden bir kesim var. Buna karşılık yıllardır İsrail'in ve Amerika'nın planlarına teslim olmuş bir kesim de var. Bugün bu iki çizgi çarpışıyor." ifadelerini kullandı.
‘AK PARTİ’DE DE TEMİZLİK OLACAK’
Türkiye’nin önündeki köklü dönüşüm sürecinde, yalnızca ana muhalefet partisinde değil, iktidar partisi AK Parti içerisinde de Atlantikçi ve Milliyetçi unsurlar arasındaki ayrışmanın kaçınılmaz bir tasfiyeye yol açacağını öngören Perinçek, siyasi partilerdeki iki eksenli yapıyı ve iktidar kanadındaki kaçınılmaz temizliği şöyle aktardı:
“Bakın Türkiye Devleti içerisinde işte Atlantikçiler var, Milliciler var. AK Parti’nin içinde Atlantikçiler var, Milliciler var. CHP’de daha da apaçık ortaya çıktığı var. Bütün partilerde var... Türkiye içindeki NATO’yu tamamen temizleyecek. Bu çarpışmanın hedefi bu... Bu çarpışma var. Dolayısıyla devlette de, AK Parti’de de bu milli olanlarla Amerikancı, Atlantikçi olanlar arasındaki hesaplaşma derinleşecek ve orada da temizlik olacak.”
‘TÜRKİYE’DE YENİ BİR HÜKÜMET SEÇENEĞİNE GİDİYOR’
Perinçek, Türkiye’nin girdiği yeni siyasal dönemi ve hükümet seçeneğini şu sözlerle ifade etti:
“Türkiye çok önemli bir köşeyi döndü... Sülükten kurtuluyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapışmış olan bir sülük kendi kendine kopup gidiyor... Kimlikler netleşti. Cumhuriyet Halk Partisi yıllardır içinde bir liberalizmi besliyordu. O liberalizm koptu gitti... Türkiye kargaşalıklardan çıkacak yeni bir hükümet seçeneğine doğru gidiyor. Batıcı, liberal, devleti zaafa uğratan çözümlerin sonuna gelindi. Türkiye’nin önünde artık Vatan Partisi’nin merkezinde yer aldığı Üretim Devrimi Hükümeti seçeneği kaçınılmaz hale gelmiştir.”
‘YENİ PARTİ’ İSMİ KİMLİK BEYANI’
CHP içerisindeki Atlantikçi kanalın ayrışarak kurmayı hedeflediği yeni partinin adını ve niteliğini Perinçek şu şekilde tanımladı:
“Yeni parti olduğu söyleniyor ama henüz açıklanmadı. Ama yeni adında hiçbir kimlik yok. Kimlik yok. Kimliksiz parti. Şey gibi. İYİ Parti gibi. O da kimliksiz... Bütün partilerin kimliği var. İşçi Partisi, Vatan Partisi, hep kimlik bunlar... Liberaller yapıyor bunu. Bu da bir liberalizm. Yani liberalizm ne demek? Herkes istediği ideolojiye sahip olur falan filan ama onun ideolojisi ne oluyor? Liberalizm oluyor, sağcı oluyor. Dünya, emperyalist, kapitalist merkezlerin tamamen suyuna, dümen suyuna giren bir tutum oluyor.”
DÜNYA KUPASI, FİLİSTİN VE İSRAİL’İN İZOLASYONU
Perinçek, Dünya Kupası’ndaki tabloyu, Filistin halkının direnişini ve İsrail’in durumunu şu sözlerle değerlendirdi:
“Dünya Kupası’ndaki o tablo son derece öğretici. Bütün dünyada halkların, sporcuların, tribünlerin Filistin’in yanında nasıl tek yürek olduğunu gördük. İsrail bayraklarının açılmasına, İsrail propagandası yapılmasına her yerde tepki var. Filistin bayrakları ise adeta kupanın ve insanlığın simgesi haline geldi. İsrail, Amerika’nın desteğiyle yürüttüğü o katliamlara, soykırıma rağmen insanlığın vicdanında ve sahada yenilmiştir, yapayalnız kalmıştır. Spor organizasyonları dahi göstermiştir ki İsrail dünyadan tecrit edilmiş durumdadır. Filistin halkı ise meşru mücadelesiyle tüm dünya halklarının gönlünde zaferini çoktan ilan etmiştir.”