Mardin'in tarihi çarşılarında gezerken en sık karşılaşılan objelerden biri tesbih. Kentte birçok kişi için tesbih yalnızca dini amaçla kullanılan bir araç ya da aksesuar değil; aynı zamanda yıllardır süregelen bir kültürün önemli parçası.

Yaklaşık 25 yıldır tesbih üretimi yapan 44 yaşındaki Adnan Sayılı da Mardin'de bu geleneği sürdüren isimlerden biri. Mardin Antik Tesbih Evi'ni işleten Sayılı, tesbih üretiminden koleksiyonculuğa kadar birçok konuda Odatv'ye konuştu.
ANTİKA EŞYALAR TESBİHE DÖNÜŞÜYOR
Tesbih yapımında kullanılan malzemelerin yalnızca doğal taşlardan oluşmadığını belirten Sayılı, birçok antika eşyanın da usta ellerde yeniden hayat bulduğunu söyledi.
Sayılı, "Eski piyano kapakları, antika masa sümenleri, fildişi baston başlıkları ya da eski saat kasaları bize getiriliyor. Bu malzemeleri Türkiye'nin farklı şehirlerindeki usta tesbihçilere gönderiyoruz. İşlenerek koleksiyonluk tesbihlere dönüştürülüyor" dedi.

Üretim sürecinde Mardin'deki Çamurtaş ve Atasoy ailelerinin yanı sıra Şanlıurfa, Gaziantep, Ankara ve İstanbul'daki ustalarla çalıştıklarını ifade etti.
"DÜNYANIN EN İYİ USTALARI TÜRKİYE'DE"
Tesbih zanaatında Türkiye'nin önemli bir konumda olduğunu söyleyen Sayılı, ham maddelerin büyük bölümünün Avrupa'dan geldiğini ancak işçiliğin Türkiye'de değer kazandığını belirtti.

"Eski döküm malzemeler Almanya, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerden geliyor. Ancak bu malzemeler burada ustaların elinde işlenerek bambaşka bir değere ulaşıyor. Dünyanın birçok ülkesine Mardin'den tesbih gönderiyoruz. Sosyal medya sayesinde yurt dışındaki koleksiyonerlerle de doğrudan iletişim kurabiliyoruz" diye konuştu.
KEHRİBAR VE KUKAYA YOĞUN İLGİ
Tesbihlerde en çok ilgi gören malzemeler arasında damla kehribar ve kuka bulunduğunu söyleyen Sayılı, bu malzemelerin yıllardır tercih edildiğini ifade etti.

Kukanın geçmişte doğal bir dezenfektan olarak görüldüğünü belirten Sayılı, Osmanlı döneminde hekimlerin kuka tesbih taşıdığına ilişkin anlatımlar bulunduğunu söyledi.

Damla kehribarın ise milyonlarca yıllık ağaç reçinesinin fosilleşmesiyle oluştuğunu ifade eden Sayılı, bu malzemenin özellikle koleksiyonerler tarafından ilgi gördüğünü dile getirdi.
OSMANLI SIKMASI KOLEKSİYONERLERİN GÖZDESİ
Sayılı, koleksiyon değeri en yüksek tesbihler arasında Osmanlı sıkması ve Osmanlı ateş kehribarının yer aldığını söyledi.
Artık üretilemeyen bu malzemelerin yalnızca eski objelerden elde edilebildiğini belirten Sayılı, tesbihlerin değeri belirlenirken malzemenin temizliği, yaşı ve ustalık seviyesinin önemli olduğunu ifade etti. Bazı özel parçaların otomobil fiyatına kadar alıcı bulabildiğini söyledi.
ORİJİNAL KEHRİBAR İÇİN TUZLU SU UYARISI
Piyasada sahte kehribar ürünlerinin arttığını söyleyen Sayılı, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Orijinal damla kehribarın tuzlu suda yüzdüğünü, plastik ve benzeri malzemelerin ise battığını belirten Sayılı, "Toz kehribar adı altında plastik ürünler satılabiliyor. Alışveriş yaparken güvenilir yerler tercih edilmeli" dedi.

Tesbihe ilginin son yıllarda kadınlar arasında da arttığını söyleyen Sayılı, damla kehribarın kolye ve bileklik olarak da kullanıldığını belirtti.
Röportajın sonunda tesbihin kendisi için taşıdığı anlamı anlatan Adnan Sayılı, "Tesbih benim için sadece bir aksesuar değil. Sabrı simgeliyor. İnsanların bu kültürü yaşatmasını ve tesbihin değerini bilmesini istiyorum" ifadelerini kullandı.
Cemal Çetin / Mardin
Odatv.com