Tokat’ta bu yıl 6’ncısı düzenlenen Günevi Köyü Halk Şenliği'nde Türkiye'nin duayen ozanları sahne aldı. Semahların dönüldüğü etkinlikte birlik beraberlik mesajları verildi. Bu yıl 6'ncısı düzenlenen Günevi Köyü Halk Şenliği'ne, köy halkının yanı sıra çevre beldelerden yüzlerce davetli katıldı. Usta halk ozanları Cengiz Özkan, Muharrem Temiz ve Ali Asker’in türkü ve deyişleriyle renk kattığı şenlikte, semah gösterileri ve çeşitli etkinlikler sergilenerek, birlik ve beraberlik mesajı verildi.
Şenliğin açılış konuşmasını yapan Günevi Köyü Muhtarı Önder Konuk “Güzel memleketimin güzel insanları, tabiki tokatın her köyü güzeldir ama tokatın en güzel köyüne hoşgeldiniz. Buralara kadar geldiniz bizleri onure ettiniz hepinize teşekkür ediyorum. Bu sene ki yaptığımız şenlik 6.şenliğimiz. 6 senedir durmadan bu şenlikleri insanların yanyana gelebilmesi insanların bir arada olabilmesi için tertip ediyoruz. sizlerde geldiniz, katıldınız sizlere teşekkür ediyorum. Dostlar, bizim şenliklerimiz de kesinlikle huzursuzluk,taşkınlık yada herhangi rahatsız edici davranışlar olmaz, hep birlikte gülelim eğlenelim. Bu sene türkiyenin duayen sanatçılarından en büyük sanatçılarından Muharrem Temiz, Cengiz Özkan ve Ali Asker yoldaşımızı köyümüze davet ettik. Bizleri türküleriyle eğlendirecekler, eminim sizlerde çok mutlu olacaksınız, çok mutlu ayrılacaksınız. Bu arada Cumhuriyet halk partisi il başkanımız Çağdaş Kurtgöz ve Sol Parti Sözcümüz İlknur Başer aramızda onlarada hoşgeldiniz diyor, teşekkür ediyorum. Geldiğiniz için hepinize tekrardan teşekkür eder iyi eğlenceler diliyorum hepinizi seviyoruz" ifadelerini kullandı.

"EŞİTLİK VE ADALET MÜCADELESİNDE KADINLARIN YANINDA OLACAĞIZ"
Kadınlar adına konuşan Sercan Topçam Çelik şöyle konuştu: “Yine türkülerle dolu bir akşamda sizleri; bir anne, bir kadın ve bir işçi olarak sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz.Bugün sizlere yine kadınlar adına sesleneceğim. Her yıl bu meydandan haklarımızdan, eşitliğimizden, yaşam hakkımızdan ve kadınların yaşadığı sorunlardan bahsedip buradan ayrılıyoruz. Ancak sizlerden bir ricam var: Lütfen bugün duyacaklarınızı yalnızca bir konuşma metni olarak görmeyin ve unutmayın. Çünkü ben bugün burada yalnızca kendim için konuşmuyorum. Ben bugün Gülistan Doku için de konuşuyorum. Onun adalet mücadelesini sürdüren annesi ve ablası için konuşuyorum. Failleri bulunamayan, sesi duyulmayan, hayalleri yarım kalan onlarca kadın için konuşuyorum. Bizler çoğu zaman ekranlarda gördüğümüz acıların bize ulaşamayacak kadar uzakta olduğunu sanıyoruz. Oysa gerçek hiç de öyle değil. Kadın cinayetlerinden tutun da eğitimde, çalışma hayatında, sosyal yaşamda ve ekonomik alanda kadınların elinden alınan ya da gasp edilen haklara kadar birçok adaletsizliği hâlâ yaşamaya devam ediyoruz. Bugün bir kadın iş yerinde emeğinin karşılığını almak için mücadele ediyor. Bir kadın eğitim hakkına ulaşmak için mücadele ediyor. Bir kadın şiddetten uzak, güvenli bir yaşam sürebilmek için mücadele ediyor. Bir kadın yalnızca yaşama hakkını koruyabilmek için mücadele ediyor. Oysa hiçbir kadın yaşamak için mücadele etmek zorunda kalmamalıdır. Bizler biliyoruz ki adalet yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da yaşar. Kadınların kaybolmadığı, öldürülmediği, korkmadan yaşayabildiği bir Türkiye mümkündür. Bugün buradan hep birlikte söz verelim: Kadına yönelik şiddete sessiz kalmayacağız. Kadınların eğitim hakkını savunacağız. Kadın emeğine sahip çıkacağız. Kız çocuklarımızın hayallerinin önüne engeller koymayacağız. Bu güzel akşamda yaşam hakkı elinden alınan tüm kadınları saygıyla anıyor, adalet arayan bütün ailelerin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yaşasın kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesi. Hepinize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.”

"SON YAPILAN YARGI OPERASYONLARI ASLINDA SADECE CHP’YE YAPILMADI"
Şenlikte davetliler arasında yer alan SOL Parti Genel Merkez Sözcüsü İlknur Başer, gündeme ilişkin değerlendirmede bulunarak, şunları söyledi: " Merhaba, Dive’nin güzel insanları, yürekli insanları, sevgi dolu, tertemiz bakışlı, dost insanları. Merhaba, hoş geldiniz. Sizler ne kadar güzel insanlarsınız ki tüm memlekette insan insanın kurdudur diye propaganda yapılırken siz inadına insan insanın yurdudur diyorsunuz. Emekle, sevgiyle, insanca değerlerle, dostlukla, kardeşlikle bu şenliği hep birlikte organize ettiniz. Ne güzel ettiniz. Ankara'dan size sevgi dolu dostlarınızın, yoldaşlarınızın selamlarını getirdim. Biliyoruz, Memleketimiz karanlık günlerden geçiyor. Biliyoruz her taraf karmakarışık, halk ayağa kalkmış durumda. Neden ayağa kalktı halk? Neden Dive’deki kiraz işçileri, kiraz üreticileri emeğinin hakkını alamıyor? Neden bu sene Tokat’ta yağmur yüklü bulutların kirazları mahvetmesi üzerine devlet destek sağlamıyor? Ve neden sevgili dostlar kadınlar bu ülkede sokak ortasında katlediliyor? Ve neden sevgili dostlar çocuklarımız süte aç, süte hasret yatıyor? Ve neden sevgili dostlar, işçiler, emekçiler, emekliler, üreticiler emeğin hakkını alamıyor? İşte bu memleketin başında bir kötülük iktidarı var. Bu iktidar bu kötülük iktidarı, son yaptığı özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'ne yaptığı yargı operasyonunu aslında sadece Cumhuriyet Halk Partisi'ne yapmadı. Bu yargı operasyonunu halkın seçme ve seçilme hakkına ve 100 yıl önce kurulmuş Cumhuriyet'in halk egemenliğine karşı yaptı. Ve biz biliyoruz bunların neden yapıldığını, Trump'la ve ABD emperyalizmiyle kol kola girenler bu ülkeyi aslında monarşik sisteme götürmek istiyorlar. Ama bizler bu ülkenin üreten, insanca yaşamak isteyen, sevgi dolu insanları, dostlukla birbirine bakmak, eşitçe, kardeşçe paylaşmak isteyen güzel insanları, halk egemenliğinin elimizden alınmasına izin verecek miyiz sevgili arkadaşlar? Hiçbir şeyi bize rağmen yapamazlar, bu halk nasıl Dive’de ilmek ilmek emek emek başka bir yaşamı kuruyorsa nüvesini bu halk elinden egemenliğinin alınmasına asla izin vermeyecektir sevgili arkadaşlar. Çünkü bu ülkede yüz yıl önce emperyalistler buraları topraklarımızı işgal etmişken, bu ülke halkı nasıl ayağa kalkıp birleşerek bu ülke topraklarından emperyalistleri kovduysa ve nasıl devrimciler emperyalizme karşı altıncı filoyu taşladıysa ve nasıl bu ülke insanları temiz ve yürekli insanları nasıl ki bağımsızlığına çok düşkünse, hepimiz düşkünüz ve bu günlerde bunları bir kez daha hatırlıyoruz sevgili dostlar. Asla ve asla karanlığa teslim olmayacağız. Dive’de sizler geceyi aydınlatan ateş böcekleri gibi parlıyorsunuz sevgili dostlar. Sevginizle parlıyorsunuz, emeğinizle parlıyorsunuz, dostluğunuzla parlıyorsunuz. Ve inadına bizden neşemizi gülmemizi çalmak isteyenlere karşı inadına neşemizle bu gece parlayacağız ve karanlığı aydınlatacağız sevgili arkadaşlar. Öyle yağma yok. Bu ülke bizim, bu topraklar bizim, Dive köyü bizim, bu çocuklar bizim, bu gençler bizim ve emekliler, emekçiler hepimiz birlikte bu karanlık, kötülük iktidarını göndermeye hazır mıyız sevgili arkadaşlar? Bizim ilk görevimiz bu ülkeyi çocuklarımız için yaşanılası bir ülke haline getirmek. Arin’in isteklerini gerçekleştirmek, gençlerimizin söylediklerini gerçekleştirmek. Kadınlarımızın sokaklarda özgürce dolaşmasını sağlamak. Hep birlikte kardeşçe, omuz omuza, el ele birliğimizi sağlayarak değerlerimize sahip çıkarak yürümek, yürümek, yürümek sevgili arkadaşlar. Birlikte güçlüyüz, birlikte başaracağız. Gelecek bizim ellerimizde. O geleceği hiç kimseye teslim etmeyeceğiz. Şenliğimiz şenlik olsun. Neşemiz neşe olsun. Bu gece hep birlikte eğlenerek birliğimizi büyütelim. Teşekkür ediyorum. Sevgiler, saygılar.”
"ÖZGÜR ÖZEL İLE BİRLİKTE YOLCULUĞUMUZA KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ"
CHP Tokat İl Başkanı Çağdaş Kurtgöz de yaptığı konuşmasında, Özgür Özel’e destek mesajını ileterek, "Çok değerli muhtarım, Günevi Köyü'nün, Dive'nin değerli hanımefendileri, beyefendileri, hepinizi şahsım, Tokat il örgütü, genç liderim, yorulmaz liderim, genel başkanım sayın Özgür Özel adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz. Değerli yol arkadaşlarım değerli Dive'li hemşerilerim ben de sizin evladınız sayılırım. Yaklaşık nereden baksanız burada otuz beş yıllık dostlarım var, arkadaşlarım var, hanesine geldiğim, evladı sayıldığım ailelerimiz var. Tekrar hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Merhabalar, merhabalar, merhabalar. Değerli dostlar, bizler her zaman siyaset yaptığımız sürece bu köylere geldiğimizde halkın sorunlarını dinledik, halkımızın sorunlarını her zaman her ortamda dile getirdik. Sizin dertlerinizle üzüldük, sevinçlerinizin yanında olduk. Sorunlarınızı her zaman çözmeye çalıştık. Değerli muhtarım ve çok sevdiğim arkadaşlarım da bunlara şahittir. Böyle yapmaya da devam edeceğiz. Ama insan isterdi ki gönül isterdi ki bugün bu ortamda daha güzel şeyleri konuşalım. Bildiğiniz gibi Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin son kalelerinden birisdir. Ne yazık ki geçtiğimiz günlerde partimizin başına bir butlan davası geldi. Bunu yapanlar AK Parti iktidarı şunu bilsin ki her zaman birlik olmaya, beraber olmaya, bu halkın yanında olmaya devam edeceğiz. Hiçbir baskı bizleri yıldıramayacaktır. Değerli arkadaşlarım gönül bunu istemezdi tabii ama sizler de çiftçilikten gelen insanlarsınız. Elmanın kurdu içerideyse çare biraz zor olur derler. Ama bu sefer çare kolay olacak. Çünkü burada çare sizlersiniz. Burada çare halk, burada çare kadınlarımız, burada çare genç kardeşlerimiz. Bizler kesinlikle yılmayacağız. Hep birlikte yolumuza devam edeceğiz. Bunu başımıza getirenler bu butlanı kabul edenler şu an orada ikinci katta oturanlar, o partide olanlar, bize ya yol verecekler ya yol bulacaklar. Değerli arkadaşlarım inanıyorum ki hep birlikte olacağız. Sözlerimin başında da söylediğim gibi Genel başkanımız, genç liderimiz Sayın Özgür Özel'le yol yürümeye var mısınız? O zaman hep birlikte yolculuğumuza devam edeceğiz. Yolumuzu sürdüreceğiz. Ben bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen başta değerli muhtarım olmak üzere değerli azarlarına, değerli köy heyetine İstanbul'daki buradaki bütün arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Gecenizin iyi geçmesini diliyorum. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun” şeklinde konuştu.

"ÇOCUKLARIN SESİNİ DİNLEYELİM"
Çocuklar adına konuşma yapan Arin Irmak Kaymak, “Ben Arin Irmak kaymak 9 yaşındayım. Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum. Bu güzel şenliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim. Tüm arkadaşlarım kardeşlerim ve çocuklar için bizden bahsetmek istiyorum. Çocuklar olarak bizim de hayallerimiz, düşüncelerimiz ve söylemek istediğimiz sözlerimiz var. Bizler; oyun oynamak, eğitim almak, kendimizi güvende hissetmek ve mutlu bir şekilde büyümek isteyen çocuklarız. Bunlar bizim en temel haklarımızdır. Biz çocuklar geleceğin öğretmenleri, doktorları, çiftçileri, mühendisleri, sanatçıları ve yöneticileriyiz. Bu yüzden bizlere verilen değer, aslında geleceğe verilen değerdir. Çocukların mutlu olduğu bir toplum daha güçlü, daha huzurlu ve daha umutlu olur. Her çocuğun sevgiyle büyümeye, fikirlerini özgürce ifade etmeye ve eşit fırsatlara sahip olmaya hakkı vardır. Çünkü çocuklar sadece bugünün değil, yarının da umutlarıdır. Çocukların sesini dinleyelim, onların hayallerine değer verelim ve onları sevgiyle destekleyelim. Çünkü her çocuk, yeteneklerini geliştirebileceği bir fırsatı hak eder. Dilerim ki bütün çocuklar sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayat sürsün; oyun sesleri hiç eksik olmasın. Şenliğimize katılan herkese teşekkür ediyor, hepinize güzel ve eğlenceli bir gün diliyorum” dedi.
Gençler ve çiftçiler adına Konuşma yapan Ulaş Kaymak: “Merhaba dostlar, sizlere Muzaderesi Yaylamızın serin sularının, mis kokulu kekiklerinin, yemyeşil çamlarının, kınalı kuzularımın selamlarını getirdim. Ben Ulaş Kaymak. Bu köyün bir evladıyım. Çiftçiyim, çobanım. Yazın yaylada koyunlarımın peşinde gezerim, kışın köyümün işinde gücünde olurum. Bugün burada hem köyümüzün gençleri hem de üreticileri adına birkaç söz söylemek istiyorum. Öncelikle böylesine güzel bir günde, böylesine güzel insanlarla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Çünkü biz biliyoruz ki köy dediğimiz yer sadece evlerden, tarlalardan, yaylalardan ibaret değildir. Köy; birlikte yaşamak, dayanışmak, aynı ekmeği paylaşmak demektir. Bugün burada gençler adına konuşurken şunu söylemek isterim: Biz gençler bu toprakları seviyoruz. Yaylamızı, derelerimizi, dağlarımızı, köyümüzü seviyoruz. Ama bazen eğitim için, iş için, hayat kurabilmek için köylerimizden ayrılmak zorunda kalıyoruz.
En büyük dileğimiz, gençlerin doğup büyüdüğü yerlerde umut bulabilmesi, üretimin içinde kalarak geleceğini kurabilmesidir. Çiftçiler adına konuşurken de şunu söylemeden geçemem: Üretmek her geçen gün daha zor hale geliyor. Mazotun, yemin, gübrenin, ilacın maliyetini hepimiz biliyoruz. Bir kuzuyu büyütmek, bir tarlayı ekip biçmek dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Ama bütün zorluklara rağmen sabah erkenden kalkıp üretmeye devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki üretim varsa hayat vardır. Ben yaylada koyunlarımın peşinden giderken bazen düşünüyorum; dedelerimizden kalan bu emanetin kıymetini bilmek zorundayız. Toprağımıza, suyumuza, yaylamıza ve hayvancılığımıza sahip çıkmak zorundayız. Çünkü bunlar sadece geçim kaynağımız değil, aynı zamanda kimliğimizdir. Bugün burada gördüğüm kalabalık bana umut veriyor. Gençlerin halayda, büyüklerin sohbetlerde, çocukların oyunlarda buluştuğu böyle günler bize bir şeyi hatırlatıyor: Biz bir arada oldukça güçlüyüz. Dilerim ki köyümüzün bereketi artsın, çiftçimizin yüzü gülsün, gençlerimizin umudu hiç eksilmesin. Yaylalarımızda kuzuların sesi, köyümüzde çocukların neşesi hiç susmasın. Bu güzel şenliğin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."