Ana içeriğe geç

Karadeniz’in yeşil hazinesi: Giresun

Kirazın dünyaya yayıldığı topraklar, Türkiye’nin en değerli fındık bahçeleri, sislerin arasına saklanan yaylalar, mitolojik hikâyeler ve UNESCO korumasındaki kültürel miraslar… Giresun, Karadeniz’in tüm karakterini tek bir şehirde buluşturan nadir duraklardan biri.

Karadeniz’in yeşil hazinesi: Giresun
Dünya Gazetesi
16

MUSTAFA YALÇIN
[email protected]

Karadeniz kıyılarında ba­zen bir şehirden fazlasıy­la karşılaşırsınız. Gire­sun da onlardan biri. İlk bakışta sakin ve mütevazı bir kıyı kenti gibi görünse de, birkaç adım son­ra sizi antik çağlara uzanan hikâ­yeler, yemyeşil yaylalar, efsane­lerle çevrili adalar ve kuşaktan kuşağa aktarılan gelenekler kar­şılıyor. Kirazın anavatanı, fın­dığın başkenti olarak anılan Gi­resun; doğası, kültürü ve mutfa­ğıyla Karadeniz’in ruhunu en iyi yansıtan şehirlerden biri.

Giresun’un hikâyesi aslında çok eski zamanlara dayanıyor. Antik çağlarda “Kerasus” adıy­la anılan bu toprakların isminin kökeni konusunda farklı görüşler bulunuyor. Bir görüşe göre bölge­nin bereketli kiraz bahçeleri ne­deniyle bu isim verilmiş. Nitekim kirazın anavatanının Giresun ol­duğu kabul ediliyor. Bir başka gö­rüş ise şehrin denize doğru uza­nan yarımadasının boynuz şek­lini andırması nedeniyle bu adın kullanıldığını öne sürüyor.

Tarih boyunca Perslerden Ro­malılara, Bizans’tan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyete ev sa­hipliği yapan şehir, bugün de bu zengin geçmişin izlerini taşıma­ya devam ediyor.

Şehre vardığımda ilk durağım, kentin simgesi haline gelen Gi­resun Kalesi oldu. Şehrin hemen üzerinde yükselen kale, yalnız­ca bir seyir noktası değil, aynı za­manda tarih boyunca Karadeniz kıyılarını koruyan önemli bir sa­vunma merkezi. Rivayete göre Pontus Kralı I. Farnakes tarafın­dan güçlendirilen kale, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin kullanımında kalmış.

Kalenin surları arasında do­laşırken bir yanda Karadeniz’in sonsuz maviliği, diğer yanda fın­dık bahçeleriyle kaplı tepeler gözlerimin önüne serildi. Ka­le içinde bulunan Topal Osman Ağa’nın anıt mezarı, tarihi mağa­ralar ve eski sur kalıntıları ziya­retçilere adeta açık hava müzesi hissi veriyor.

Karadeniz’in yeşil hazinesi: Giresun - Resim : 1

Mavi Göl’den travertenlere

Giresun’un en dikkat çekici özelliklerinden biri, tarih ve do­ğanın birbirinden ayrılmaz bir bütün oluşturması. Şehir mer­kezinden uzaklaştıkça Karade­niz’in eşsiz doğası kendisini daha güçlü hissettiriyor. Özellikle De­reli ilçesi çevresindeki doğal gü­zellikler son yıllarda bölgenin en önemli çekim noktaları arasında yer alıyor.

Kuzalan Tabiat Parkı’na ulaş­tığımda kendimi adeta bir masa­lın içinde hissettim. Türkiye’nin saklı güzelliklerinden biri olarak gösterilen bu parkın içinde yer alan Mavi Göl, ilk görüşte insanı etkiliyor. Yer altından gelen so­dalı suların oluşturduğu göl, özel­likle yaz aylarında turkuaz ile zümrüt arasında değişen olağa­nüstü renk tonlarına bürünüyor.

Mavi Göl’den birkaç kilomet­re ileride yer alan Göksu Traver­tenleri ise ziyaretçilerini bam­başka bir manzarayla karşılıyor. Pamukkale’yi andıran ancak Ka­radeniz ormanlarının arasında yükselen travertenler, doğanın sabırla şekillendirdiği beyaz te­raslarıyla dikkat çekiyor. Aynı güzergâhta bulunan Kuzalan Şe­lalesi ise serin havası ve coşku­lu akışıyla bölgenin en etkileyici duraklarından biri.

Sislerin arasında bir yayla

Giresun’un yüksek kesimleri­ne çıktıkça Karadeniz yaylaları­nın büyüleyici dünyasıyla karşı­laşıyorsunuz. Bunların başında gelen Kulakkaya Yaylası, deniz seviyesinden yaklaşık 1.500 met­re yüksekte bulunuyor.

Tarihi İpek Yolu güzergâhla­rından biri üzerinde yer alan yay­la, geçmişte kervanların konakla­ma noktalarından biri olmuş. Gü­nümüzde ise serin havası, ahşap yayla evleri, yemyeşil çayırları ve sislerin arasından yükselen dağ manzaralarıyla huzur arayanla­rın uğrak noktası.

Sabah saatlerinde yaylayı ör­ten sis tabakasının yavaş yavaş çekilmesiyle ortaya çıkan man­zara, Karadeniz’in neden doğa tutkunlarının vazgeçilmez ad­reslerinden biri olduğunu açıkça gösteriyor.

Karadeniz’in yeşil hazinesi: Giresun - Resim : 2

Islıkla konuşan köyler

Giresun yalnızca doğal güzel­likleriyle değil, kültürel değerle­riyle de öne çıkan bir şehir. Özel­likle Çanakçı, Görele, Eynesil ve Tirebolu ilçelerinde yaşatılan ıs­lık dili, dünyanın en ilginç ileti­şim yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Dağlık arazilerde yaşayan in­sanların kilometrelerce uzaklık­taki komşularıyla haberleşebil­mek için geliştirdiği bu yöntem, bugün UNESCO tarafından Acil Koruma Gerektiren Somut Ol­mayan Kültürel Miras Listesi’n­de yer alıyor. Bir köy meydanın­da insanların ıslıklarla birbiri­ne seslenişini dinlemek, modern dünyanın unutturduğu bir kültü­rel mirasa tanıklık etmek anlamı­na geliyor.

Karadeniz müziği denildiğin­de ise Giresun’un ayrı bir yeri var. Özellikle Görele ilçesi, kemençe ustalarıyla tanınıyor. Düğünler­de, yayla şenliklerinde ve festi­vallerde yankılanan kemençe se­si, bölgenin yaşam enerjisini ve coşkusunu yansıtıyor.

Karadeniz’in yeşil hazinesi: Giresun - Resim : 3

Fındığın başkentinde sofraya yolculuk

Giresun mutfağı da şehrin ka­rakterini yansıtan önemli unsur­lardan biri. Karalahana çorbası, hamsi böreği, fasulye diblesi, pezik mücveri, mendek çorbası ve mısır ekmeği yöresel mutfağın öne çıkan lezzetleri arasında yer alıyor.

Özellikle karalahananın onlar­ca farklı tarifte kullanılması, Ka­radeniz mutfağının yaratıcılığını ortaya koyuyor. Bunun yanında Giresun’un dünyaca ünlü tombul fındığı yalnızca ekonominin de­ğil, şehrin kimliğinin de ayrılmaz bir parçası. Ufuk boyunca uzanan fındık bahçeleri, özellikle hasat döneminde kartpostalları arat­mayan görüntüler oluşturuyor.

Efsanelerin adası

Karadeniz’in tek yaşanabilir adası olan Giresun Adası, şehrin en ilgi çekici noktalarından biri. Ada yalnızca doğal güzelliğiyle değil, mitolojik hikâyeleriyle de dikkat çekiyor.

Antik Yunan mitolojisinde Amazon kadınlarının yaşadığı yerlerden biri olduğuna inanılan ada, aynı zamanda Altın Post ef­sanesiyle ilişkilendiriliyor. Gü­nümüzde ise arkeolojik kalıntıla­rı ve doğal dokusuyla ziyaretçile­rini geçmişle bugün arasında bir yolculuğa çıkarıyor.

Lezzetlerle şenlenen şehir

Giresun son yıllarda gastro­nomi alanında da dikkat çekiyor. Geçtiğimiz haftalarda düzenle­nen 4. Giresun’un Yeşil Lezzetle­ri Gastronomi Festivali bunun en güzel örneklerinden biriydi.

Atatürk Meydanı’nda ger­çekleştirilen etkinlikte yöre­sel ürünler tanıtıldı, ünlü şefler Karadeniz mutfağının incelik­lerini sergiledi, halk oyunları ve konserlerle şehir adeta bayram havasına büründü. Festival kap­samında Eynesil Ören’de düzen­lenen çay hasat şenliği ise ziya­retçilere çayın tarladan bardağa uzanan yolculuğunu yakından görme fırsatı sundu.

Giresun’dan ayrılırken hafı­zamda kalan yalnızca doğanın sunduğu manzaralar değildi. Bu şehir; tarihi, kültürü, mutfağı ve insanıyla Karadeniz’in karakte­rini en yalın ve en güçlü haliyle yansıtan yerlerden biri. Bir yan­da fındık bahçelerinin arasından yükselen dağlar, diğer yanda Kara­deniz’in sonsuz ufku… Giresun, zi­yaretçilerine yalnızca güzel man­zaralar değil, uzun süre unutulma­yacak hikâyeler de bırakıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler