Medyascope'tan Ruşen Çakır ve Kaya Heyse, Kandil'de PKK'nin Türkmen kurucularından Duran Kalkan ile Saray iktidarının "terörsüz Türkiye", Abdullah Öcalan'ın ise "barış ve demokratik toplum süreci" olarak adlandırdığı sürece dair söyleşi gerçekleştirdi.
Örgütün son süreçte kendi medyası dışındaki bir mecraya ilk kez konuştuğunu belirten Çakır, Kalkan'a sürecinin başarılı olacağını düşünüp düşünmediği, Türkiye’ye dönüp siyaset yapmak isteyip istemediği de dahil birçok başlıkta sorular yöneltti.
"Buraya değil de keşke önce İmralı'ya gitseydiniz, daha doğru adrese gitmiş olurdunuz" diyen Kalkan, "Daha doğrusu İmralı'yı lağvedebilsek daha iyiydi" diye ekledi. Çakır ise İmralı'da Öcalan ile röportaj yapmak için de başvuruda bulunduğunu belirtti.
Gelinen noktada artık "Nereye kadar" sorusunun gündemde olduğunu belirten Kalkan, "Hem çözümün hem de siyasetin zamanı geldi" ifadelerini kullandı.
"Koşullar sürecin batmamasını gerektiriyor"
2013-2015 yılları arasındaki başarısızlıkla sonuçlanan 'çözüm süreci' ile bugünü kıyaslayan Duran Kalkan, şu anki durumu askeri, siyasi ve bölgesel koşulların şekillendirdiğini ifade etti.
"Koşullar sürecin batmamasını gerektiriyor" diyen Kalkan, "Durum 2013 gibi değil. 2015’ten ve özellikle 2023’ten sonra yaşanan hem Gazze süreci hem de Türkiye-Kürdistan süreci var. Bunlar bir değişiklik yarattı. Bir de 2015’ten bu yana yaşanan bir savaş gerçeği var. O da yeni şeyler ortaya çıkardı. Yani önceki gibi değil. Kendi savaşımızla bir noktaya geldik. Artık 'Nereye kadar' sorusu gündeme geldi. Her şey savaşla çözülmez. Savaş açığa çıkarır, çoğu zaman siyaset çözer. Dolayısıyla hem çözümün hem de siyasetin zamanı geldi" diye konuştu.
Kalkan, Ortadoğu'daki dengelerin hızla değiştiğini, en güçlü sanılan liderlerin ve devletlerin gittiğini belirterek, bölge insanı olarak dışarıdan müdahalelere kapıyı açmak yerine, kendi aralarında bir irade ortaya koymak istediklerini vurguladı.
"Öcalan'ın 27 Şubat çağrısı şaşkınlığa neden oldu"
Ruşen Çakır, Duran Kalkan'a, Öcalan'ın ulus devlet, özerklik ve kültürel taleplerden vazgeçildiğini belirttiği 27 Şubat çağrısının örgüt tabanında şaşkınlık yaratıp yaratmadığını sordu.
Kalkan, "Çok şaşkınlık oldu" diyerek hem örgüt içinde hem de toplumsal kesimlerde ciddi bir şaşkınlık yaşandığını kabul etti. Ancak Öcalan'ın bu fikri daha önce savunmalarında ortaya koyduğunu ifade eden Kalkan, bu nedenle zihniyet olarak söz konusu çağrıya açık ve hazır olduklarını belirtti.
Kalkan, örgüt yönetimi olarak durumu hemen değerlendirip en erken cevabı verdiklerini ve 1 Mart’ta ateşkes ilan ettiklerini hatırlattı.
Ruşen Çakır'ın "Kürt milliyetçileri Öcalan’ın ihanet ettiğini söylüyor" hatırlatması üzerine Kalkan, "Abdullah Öcalan'ın çıkışı olmasaydı, PKK olmasaydı Kürtlük ne durumda olurdu? KDP (Barzani hareketi) de KDP olduysa kuzeydeki gelişmelere dayanarak oldu" diyerek bu iddiaları reddetti.
Erdoğan'ın 'oyunu' mu?
Sürecin "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir oyunu" olduğu yorumları hakkında da konuşan Kalkan, siyasette her zaman hamlelerin olabileceğini söyledi.
Kalkan, "Oyun değil diyemeyiz. Biz de yüzde yüz oyun yok demiyoruz. Fakat oyun da olsa, politika yapmanın önü açılıyor mu? Yeni şeyler yapmak için imkan doğuyor mu? Biz ona bakıyoruz. Kapı hafif aralanır gibi, onu bile değerli buluyoruz. Biz her şeyi devletten bekleyen, anlaşmalarla çözmeyi öngören yaklaşıma göre hareket etmedik. Her şeyi mücadeleyle kazandık" dedi.
"Bahçeli’nin çıkışını anormal görmedik"
Çakır, Adanalı olan Duran Kalkan'a Osmaniyeli MHP Lideri Devlet Bahçeli ile "hemşehri" sayıldıklarını hatırlatarak Bahçeli'nin çıkışlarının örgüt içindeki yankıları sordu.
Kalkan, Bahçeli'nin el sıkışması ve ardından gelen çağrıları karşısında ilk başta herkesin şaşırdığını ve aralarında ciddi tartışmalar yaşandığını belirtti. Daha sonra ise "Barışı savaşanlar getirirler, savaşı durdurmayı savaş yapanlar gündeme alırlar" kanaatine vardıklarını ve bu çıkışı anormal görmediklerini söyledi.
"Artık eskisi gibi savaş olmayacak"
Örgütün stratejik bir değişim gerçekleştirdiğini söyleyen Kalkan, Türkiye'ye karşı silahlı eylem döneminin kapandığını ifade etti.
Kalkan, "Biz kendimizde bir değişim, dönüşüm, yenilenme yaratmak istiyoruz. Stratejik olarak değişim gerçekleştirdik. Eskisi gibi savaş olmayacak artık. Yeni bir kongre olup yeni bir karar alınmadıkça, mevcut kararlılıkla biz Türkiye’ye karşı silahlı eylem yapan güç olmayacağız. Durdurduk bunu yani, bu stratejiyi sona erdirdik. Üzerimize saldırı olursa elbette savunma pozisyonundayız ama demokratik siyasetin önünün açılmasını istiyoruz" dedi.
Türkiye'de siyaset sorusuna yanıt: "Neden olmasın"
Çakır'ın örgüt yöneticilerine dair yönelttiği, "Siz, Murat Karayılan, Cemil Bayık… Türkiye’ye dönüp yasal siyaset yapmayı mı bekliyorsunuz" sorusuna Kalkan, "Neden olmasın" karşılığını verdi.
"Dünyada ve Türkiye'de yaşananlara bakalım. 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl önceki süreçleri değerlendirelim. Eskisi gibi mi Türkiye? Çok değişiklikler oldu" diyen Kalkan, asıl önceliklerinin ise Abdullah Öcalan'ın siyaset yapabilmesi ve özgürlüğü olduğunu belirtti.
Kalkan, "Bizim öncelikli hedefimiz, Abdullah Öcalan'ın özgürce siyaset yapabilmesidir. 28 yıldır İmralı’da ve hukuki olarak yapılması gerekenler zaten doldu. 25 yıldan sonrası tamamen siyasi takdire kalıyor. Siyasi irade karar verirse, Abdullah Öcalan hemen siyaset yapabilir hale gelebilir. Bizim de yasal siyasetle sürece katılmamız hem Kürtlerin hem de Türkiye toplumunun lehine olacaktır" diye konuştu.
Kalkan ayrıca "İmralı lağvedilmiyorsa bile basın için kapıları açılsın" çağrısında bulundu.
"Görüşümüz alınmazsa yasa, yapanların olur"
Duran Kalkan, Meclise sunulması beklenen 'çerçeve yasa' konusunda ise şunları kaydetti:
"Görüşmeler oluyor İmralı'da, gelen bilgilere bakıyoruz. Buna göre yapılan bazı planlamalar oldu. Mayıs için oldu, yerine gelmedi. Rahatsız olduk. Bayramdan hemen sonra görüşülsün, ortak mutabakat İmralı'ya gitsin denildi. Örgütten görüş alacaktı Öcalan. Bu da olmadı. Eğer süreç planlandığı gibi işerse, bizim de görüşümüz sorulursa bir itirazımız yok. Böyle olmazsa (yasa) yapanların olur artık. Yasa çıkar, bakarız, ona göre karar veririz."
"Rojava'daki ittifak uzun bile sürdü"
Çakır'ın "Suriye'de bir deney yaşadınız. ABD'nin ve kısmen İsrail'in desteği vardı ama yarı yolda bırakıldınız" sorusuna ise Kalkan, "Evet. Herkes herkesi bırakabiliyor. Bu siyasi ilişkilere ve ittifaklara bağlı. Bana göre Rojava'da bu ittifaklar uzun bile sürdü. Taktik ittifaklardı. Bunu böyle anlamayanlar yanlış yaptılar ve zarar gördüler. Kendi güçlerine güvenmediler ve güçlerini hazırlamadılar, sonuç böyle oldu. Bana göre bu önlenebilirdi" yanıtını verdi.
Rojava'daki sürece dair İmralı ve Kandil arasında görüş farklılığı olduğunu kabul eden Kalkan, bunun iletişimsizlikten kaynaklandığını öne sürdü.
"Demirtaş dışarıda önemli bir rol oynayabilir"
Kalkan, "Selahattin Demirtaş için ne diyorsunuz" sorusuna ise "Ne dememi bekliyorsunuz" karşılığını verdi. "Çıkacak mı? Çıksın mı" sorularına ise "Zaten hukuki olarak çıkması gerekiyordu. Siyaseten kalıyor. Sadece Selahattin Demirtaş değil tüm siyasetçiler çıksın istiyoruz. Çıksalardı dışarıda önemli bir rol oynayabilirlerdi. Şimdi de rolsüz değil hiç kimse. Oldukça zeki, deneyimli. Figen Yüksekdağ da çıksa rol oynabilir" dedi.