Çevrenin korunması ve ambalaj atıklarının ekonomik sisteme yeniden kazandırılması amacıyla uygulamaya koyulan Depozito Yönetim Sistemi (DOA), kimi içecek ve su üreticilerinin izlediği fiyat politikaları nedeniyle gölgede kaldı.
Hayata geçirilen sistemin temel işleyişi, tüketicilerin satın aldığı ürün için kasada ödediği 1 liralık depozito bedelini, boş ambalajı iade ettiğinde aynen geri alabilmesine dayanıyor.
Ancak bu adım, markaların etiket müdahaleleriyle örtülü bir zam mekanizmasına dönüştürüldü. Tüketiciler, yasal sınır olan 1 liralık depozito bedelinin çok üzerinde, 3 ila 5 lira arasında değişen fiyat artışlarıyla karşılaştı.
Bu örtülü zam sosyal medyada ifşa oldu. Binlerce kullanıcı sosyal medya platformlarında paylaşım yaparak duruma tepki gösterdi.
DEPOZİTO BAHANE
Geçtiğimiz haftalarda, Ortadoğu'daki savaş ile artan lojistik, depolama maliyetleri ile plastik şişenin hammaddesi olan petrolün fiyatının fırlaması ile art arda şişe ve damacana sulara zam gelmişti.
Ancak tüketiciler, petrol fiyatlarındaki düşüşün etiketlere yansımasını beklerken örtülü zam geldi.
Devreye giren DOA uygulaması, firmalar için yeni bir fiyat artış kapısı araladı. Normal şartlar altında tüketicinin üzerinde kalıcı bir maliyet yükü oluşturmaması gereken bu yasal sistem, “yeni operasyonel yükler ve altyapı maliyetleri” gerekçe gösterilerek fiyatlara eklendi.
Satışa sunulan ürünün fiyatına yalnızca yasal zorunluluk olan 1 liralık depozito bedelinin ilave edilmesi gerekirken, markalar etiket fiyatlarını 3 ila 5 lira arasında artırma yoluna gitti.
Su sektöründe gözlenen bu fiyat hareketliliğinin yakın bir zaman diliminde maden suyu ve soda grubuna da sıçraması bekleniyor. Sektör içerisindeki kaynaklardan paylaşılan bilgilere göre, üretici firmalar DOA logolu cam şişe maliyet yapılarını gerekçe göstererek yeni bir fiyat artışı hazırlığı yürütüyor.
HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI
Türkiye gazetesinden Kaan Zenginli'ye konuşan Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu, su markalarının DOA sistemini bir zam gerekçesi olarak kullanmasına sert tepki gösterdi. Bu durumun net bir “fırsatçılık” olduğunu ifade eden Ağaoğlu, Kaan Zenginli imzalı özel haber için şu değerlendirmelerde bulundu:
"Daha önceden yürürlükte olan ambalaj atıkları yönetmeliği uyarınca işletmeler zaten bir geri kazanım bedelini ödüyordu. Firmalar yılbaşından bu yana pilot uygulamalarla DOA sürecinin içindeydi, yani şu an üzerlerine binen ekstra bir maliyet söz konusu değil. Kaldı ki bu proje ülkemizin çevre ve ekonomi geleceği için hayati önem taşıyor. Bu sistemle ambalajlar geri toplanıp ekonomiye kazandırılacak, ithalat ihtiyacı azalacak, cari açık düşecek ve istihdam artacak. Ülke kazanacak, çevre kazanacak. İşletmeler, maliyet unsurları biraz zorlasa dahi elini taşın altına koymalıdır. Çevre ve ülke için bu kadar kritik bir projede, o fırsatçı markalar da bir zahmet kazanmayıversin!"
ÖNCE PETROL ŞİMDİ DOA
Ambalajlı su üreticilerinin devreye aldığı bu fiyat stratejisi tüketiciler açısından yabancı bir durum değil.
Henüz geçtiğimiz ay Ortadoğu coğrafyasındaki askeri gerilimler ve Hürmüz Boğazı krizi tırmanışa geçtiğinde, üretici şirketler yükselen petrol fiyatlarını öne sürmüştü. Depolama, şişeleme ve lojistik hatlarındaki maliyet artışları gerekçe gösterilerek su fiyatlarına yüksek oranlarda zam yapıldı.
Ancak takip eden haftalarda küresel piyasalarda petrol fiyatları hızla aşağı çekilmesine rağmen, hiçbir üretici etiket fiyatlarında indirime gitmedi. Girdi maliyetleri yükseldiğinde fiyatları anında yukarı çeken firmalar, maliyetler gerilediğinde ise sessiz kalmayı tercih etti.