Ana içeriğe geç

Bu şehir neler gördü neler: Goethe'nin ormanından toplama kampına: Hitler'e şiir yazan genç

İngiliz dergisi New Statesman, Almanya’nın kültürel mirasıyla öne çıkan küçük Weimar kentinin, nasıl Nazi karanlığının sembollerinden birine dönüştüğünü ele alan dikkat çekici bir yazı yayımladı. Hitler’e hayran gencin şiiri ve toplama kampını gören Weimar vatandaşlarının duyduğu utancı anlattı.

Bu şehir neler gördü neler: Goethe'nin ormanından toplama kampına: Hitler'e şiir yazan genç
Odatv
16

Yazıya konu olan İngiliz-Alman tarihçi, yazar Katja Hoyer’in yeni kitabı "Weimar: Felaketin Eşiğinde Yaşam" kitabı... Yazıda, bir dönem Johann Wolfgang von Goethe, Friedrich Schiller, Johann Sebastian Bach ve Franz Liszt gibi isimlerle anılan Weimar’ın, aynı zamanda Nazi Almanyası’nın en karanlık merkezlerinden biri hâline geliş süreci anlatılıyor.

WEIMAR: KÜLTÜRÜN VE MODERNİZMİN MERKEZİ

Yazıya göre Weimar, yalnızca Alman edebiyatı ve müziğinin değil, modern Avrupa düşüncesinin de önemli merkezlerinden biriydi. Almanya’nın ilk parlamenter demokrasisi olan Weimar Cumhuriyeti burada kuruldu. Modern mimarinin dönüm noktalarından kabul edilen Bauhaus da 1919’da Walter Gropius tarafından Weimar’da açıldı.

Ancak kentte yükselen muhafazakâr ve aşırı sağcı atmosfer, Bauhaus’un 1925’te başka bir şehre taşınmasına yol açtı. Aynı dönemde Thüringen eyaleti, Nazi Partisi üzerindeki yasağı kaldıran ilk Alman eyaleti oldu. Adolf Hitler bir dönem Nazi hareketinin merkezini Weimar’a taşımayı bile düşündü. Sonunda Münih tercih edilse de Weimar, Naziler tarafından “kültür başkenti” olarak görüldü.

GOETHE’NİN ORMANINDAN TOPLAMA KAMPINA

Weimar’ın hemen dışındaki Ettersberg tepeleri, yıllar boyunca Goethe’nin doğa yürüyüşleri yaptığı, dostlarıyla sanat ve tarih üzerine sohbet ettiği bir bölgeydi. Ancak aynı bölge, 1937’de Nazi Almanyası’nın en büyük toplama kamplarından biri olan Buchenwald Toplama Kampına dönüştürüldü.
Yazıda, yerel yöneticilerin kampın “Ettersberg” adını taşımasına itiraz ettiği, çünkü Goethe’nin adıyla anılan bölgenin bir ölüm kampıyla özdeşleşmesini istemedikleri aktarılıyor. Bunun üzerine kampın adı Buchenwald olarak değiştirildi.

Ayrıca Weimar çevresinde, Nazi döneminin ilk işkence merkezlerinden birinin daha 1933 yılında eski bir okul binasında kurulduğu belirtiliyor.

SIRADAN İNSANLARIN HİKÂYESİ

New Statesman’ın değerlendirmesine göre tarihçi ve yazar Katja Hoyer, iki dünya savaşı arasındaki Almanya’yı anlatırken yalnızca büyük siyasi olaylara değil, sıradan insanların hayatlarına da odaklanıyor.
Kitapta bazı Weimar sakinlerinin fanatik Nazi destekçilerine dönüştüğü, bazılarının rejime direndiği, bazılarının ise yalnızca hayatta kalmaya çalıştığı anlatılıyor. Yazı, Nazileri yalnızca “şeytanlaştırmanın” dönemi anlamayı zorlaştırdığı görüşüne de yer veriyor. Çünkü Hoyer’e göre Üçüncü Reich dönemindeki insanlar; korkuları, kibirleri, fırsatçılıkları ve çaresizlikleriyle son derece “insani” karakterlerdi.

HITLER’E ŞİİR YAZAN GENÇ

Kitapta öne çıkan isimlerden biri de Baldur von Schirach. Genç yaşta Hitler’e büyük hayranlık duyan Von Schirach’ın, Weimar’da Hitler ile tanıştıktan sonra onun hakkında şiir yazdığı ve masasına Führer’in fotoğrafını koyduğu anlatılıyor.

Daha sonra Hitler Gençliği’nin başına geçen Von Schirach, Viyana valisi oldu ve Yahudilerin toplama kamplarına gönderilmesinde rol oynadı. Savaş sonrası Nürnberg Mahkemeleri’nde suçlu bulunarak 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

BUCHENWALD’I GÖRMEYE ZORLANAN WEIMAR HALKI

Yazıda dikkat çeken bir diğer karakter ise ciltçi ve matbaacı Carl Weirich. İmparatorluk Almanyası döneminde doğan Weirich, Birinci Dünya Savaşı’na katıldı, ekonomik kriz yıllarında Hitler’i destekledi ve kısa süreliğine SS çevresine yakınlaştı.

Savaşın ardından Amerikan askerleri tarafından Buchenwald kampını gezmeye zorlanan Weimar vatandaşları arasında yer alan Weirich, kamptaki darağaçlarını, krematoryumu ve işkence izlerini gördükten sonra Alman toplumunun çöküşünden utanç duyduğunu söyledi.

Ancak yazının vurguladığı asıl nokta, Weirich gibi sıradan insanların tarihi çoğu zaman “karşı koyulamaz büyük olaylar” olarak görmeleri ve bireysel sorumluluklarını fark etmekte geç kalmaları oldu.

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler