Beyaz Saray’ın Hint Okyanusu’ndaki kritik öneme sahip Chagos Adaları için yeni bir hamle hazırlığında olduğu iddiası, uluslararası diplomasi kulislerinde dikkat çeken bir hareketliliğe yol açtı. Stratejik bir askeri hattın merkezinde yer alan adalarla ilgili bu olası adım, yalnızca bölgesel değil küresel güç dengelerini de etkileyebilecek bir tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Telegraph’ta yer alan haberde İddialara göre Washington yönetimi, İngiltere’nin bölgeye ilişkin yürüttüğü egemenlik planından bağımsız şekilde farklı senaryoları masaya koydu. Bu senaryoların merkezinde ise Hint Okyanusu’ndaki en kritik askeri noktalardan biri olarak görülen Diego Garcia üssünün geleceği yer alıyor. Gözler şimdi, ABD’nin bu stratejik hattı korumak için nasıl bir yol izleyeceğine çevrilmiş durumda. Peki şu ana kadar neler oldu ve bundan sonra neler olabilir?
İNGİLTERE DEVRE DIŞI MI BIRAKILIYOR?
ABD yönetiminin hazırladığı ve Trump döneminin yaklaşımını da yansıttığı belirtilen belgede, Chagos Adaları’nın geleceğine dair farklı senaryolar yer alıyor. Bu senaryolar arasında en dikkat çeken başlıklardan biri, adaların doğrudan ABD tarafından satın alınması seçeneği.
Bu fikir, Beyaz Saray için ‘öncelikli çözüm’ olarak değerlendirilmezken, üst düzey yetkililer tarafından ciddi biçimde masaya taşındığı belirtiliyor. Sürecin bir parçası olarak ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’e iletilen önerinin, daha sonra başkanlık makamına sunulduğu aktarılıyor.
ABD’li yetkililere göre Washington yönetimi, Diego Garcia’nın geleceğini güvence altına almak amacıyla Londra ile düzenli temas halinde bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ABD’nin gerektiğinde İngiltere’yi aşarak Mauritius ile doğrudan müzakere yoluna gidebileceğine de işaret ediyor.
SULARIN KONTROLÜ ENDİŞESİ VE MAURİTİUS TARTIŞMASI
ABD’li üst düzey yetkililerin en büyük kaygılarından biri, adaların kontrolünün Mauritius’a devredilmesi halinde bölgedeki deniz trafiği ve istihbarat faaliyetlerinin risk altına girebileceği yönünde. Yetkililer, Mauritius’un Çin ile olan diplomatik yakınlığının, Hint Okyanusu’nda dolaylı bir istihbarat boşluğu yaratabileceğini ve bunun deniz yolu üzerinden casusluk faaliyetlerine kapı aralayabileceğini öne sürüyor. Bu nedenle ABD yönetimi içinde bazı isimler, adaların egemenliğinin devri yerine mevcut askeri kontrol düzeninin korunmasını savunuyor.
ABD’nin olası satın alma planına ilişkin değerlendirmede bulunan Başbuğ, şu ifadeleri kullandı:
“Eğer ABD, tüm takımadayı ve dolasıyla da Diego Garcia’yı tamamen kontrolüne geçirirse, Hint Okyanusu’nda çok daha geniş bir askeri ve istihbari üstünlük elde eder. Deniz ticaret yolları üzerinde ciddi bir denetim kurar, bölgedeki tüm hareketliliği izleyebilir hale gelir. Bu sadece askeri değil, küresel ticaret dengelerini de etkileyen bir güç projeksiyonudur. ABD’nin temel motivasyonu da budur. Bu adaları tamamen kontrol ettiğinde hem hava hem deniz gücünü burada konuşlandırarak adeta bir merkez üs oluşturur. Bu da ona Hint Okyanusu’nda kimin geçip kimin geçemeyeceğine karar verecek kadar büyük bir hareket alanı sağlar.”