Görevinden ayrılacağını açıklayan İşçi Partisi lideri Keir Starmer, sadece iki yıl dayanabildiği bu makamda yalnız değil. Halefleri Rishi Sunak, Liz Truss, Boris Johnson ve Theresa May de benzer kronik sorunlarla yüzleşti ve kısa süre içinde koltuklarını kaybetti.
İngiltere'de siyasetçiler, hayatın her geçen gün daha pahalı ve zor hale gelmesi nedeniyle bedel ödüyor. Enflasyon karşısında eriyen maaşlar halka nefes aldırmazken, vergiler son on yılların en yüksek seviyesinde seyrediyor.
Büyüme hedefleri kağıt üzerinde kaldı
Siyasi liderlerin tamamı ülkenin en büyük sorununun düşük büyüme olduğunu teşhis edip buna öncelik verse de somut bir başarı elde edilemedi. Kamu borçları artarken, çöken altyapıdan konut krizine kadar uzanan geniş sorun listesine müdahale edecek bütçe bir türlü yaratılamadı.
Ülkede 2016 yılından bu yana yıllık ekonomik büyüme ortalama %1 seviyesinde sıkışıp kaldı. Halkın yaşam standardını doğrudan gösteren kişi başına düşen milli gelirde ise kayda değer hiçbir ilerleme sağlanamadı.
Yeni lideri bekleyen tanıdık manzara
Seçmenler, 14 yıllık Muhafazakar Parti iktidarının ardından 2024 yılında "değişim" vaat eden İşçi Partisi'ni büyük bir zaferle göreve getirmişti. Ancak pandemi, Ukrayna'daki savaş, Brexit ve kemer sıkma politikalarının yarattığı tahribatın ardından beklenen iyileşme bir türlü gerçekleşmedi.
Vaatlerin hayata geçirilememesi, yerel seçimlerde İşçi Partisi'ne ağır bir yenilgi getirdi ve Başbakan Starmer'ın siyasi sonunu hazırladı.
Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel enerji krizinin de etkisiyle İngiltere ekonomisinin bu yıl sadece yüzde 0,8 büyüyeceğini öngörüyor. Uzmanlar, başbakan değişse bile kökleşmiş ekonomik sorunların sihirli bir değnekle çözülmeyeceği konusunda hemfikir.
Siyasi arenadaki çalkantıların sona ermesi için ülkenin acilen istikrara kavuşması, iş dünyasına güven verilmesi ve yaşam standartlarını koruyacak gerçekçi bir büyüme planının devreye sokulması gerekiyor.