Tutuklu BirGün muhabiri İsmail Arı, yarın Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hâkim karşısına çıkacak. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “gizliliğin ihlali” iddiasıyla tutuklanan Arı’nın yargılandığı davanın ilk duruşmasına çağrılar sürüyor. Aralarında Basın Konseyi, Disk-Basın İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Kesk Haber Sen ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) da olduğu basın meslek örgütleri duruşma önüne çağrı yaptı. Yapılan çağrıda, saat 13.00’te Ankara Adliyesi önünde toplanarak basın açıklaması yapılacağı, ardından davanın takip edileceği aktarıldı. Açıklamada İsmail Arı’nın “Bir süredir 5 Haziran’daki duruşmama, savunmama hazırlanıyorum. Çok büyük bir hukuksuzlukla ve eziyetle karşı karşıyayım. 5 Haziran’da haber alma hakkınıza, gazeteciliğe ve demokrasiye sahip çıkmak için beni yalnız bırakmayın. Sadece kendimi savunmayacağım, aynı zamanda gazeteciliği savunacağım” ifadeleri de hatırlatıldı.
Arı için çok sayıda sanatçı, yazar, gazeteci ile basın meslek örgütlerinden de çağrı geldi. Tutuklu BirGün Muhabiri İsmail Arı için gazetemize mesaj gönderen aydınlar, gazeteciliğin hapsedilemeyeceğini söyledi. Duruşma öncesinde gazetecilik meslek örgütleri, basın özgürlüğü kuruluşları ve medya temsilcileri Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen 217/A maddesinin, son yıllarda gazetecilere yönelik soruşturma ve davalarda baskı aracı olarak kullanıldığı mesajını verdi.
İsmail Arı için gazetemize gönderilen destek mesajları şöyle…
Sanatçı Şebnem Sönmez: İsmail Arı işini hakkıyla yapan, meslek etiği yüksek ölçekte, hepimizin haber alma ve ifade özgürlüğü için çalışan örnek biri. O’nun hukuk dışı tutukluluğu ifade özgürlüğünün, gazeteciliğin, standardı üstün mesleki etiğin hapsidir. 5 Haziran 2026’daki ilk mahkemeye çıkışında İsmail’in ve temsil ettiği tüm değerli hasletlerin yanındayım. Sevgili İsmail, yarın benim doğum günüm. Bana en güzel hediye yarın özgürlüğüne kavuşman olur. Bütün kötülükleri, etrafımıza çember olmuş kanunsuzlukları birlikte aşmak umuduyla tüm kalbimle kucaklarım.
Çevirmen ve Yazar Murat Uyurkulak: İsmail Arı’nın hakikatin peşinde olduğunu; hırsızlığı, haksızlığı, adaletsizliği, baskıyı, zulmü ortaya döktüğünü, bu yüzden içeride olduğunu biliyoruz. İsmail’in suçsuz olduğunu onu hapsedenler de biliyor, hatta en çok onlar biliyor! Yetenekli, cesur, dürüst bir gazetecinin, pırıl pırıl bir genç adamın hayatından çalınmasına; sevdiklerinden ve çok sevdiği işinden daha fazla ayrı kalmasına göz yummayalım. Yarın İsmail Arı ilk kez hâkim karşısına çıkacak. Onu yalnız bırakmayalım! O mahkeme salonunun içini, dışını, civarını doldurup taşıralım!
Şair ve Yazar Ataol Behramoğlu: İsmail Arı’nın suçu varsa bu da gerçek bir gazeteci olmasıdır. İktidar yalakası olmamasıdır. İsmai Arı serbest bırakılmalıdır. Gazetecilik tutuklanamaz, yasaklanamaz. Duruşmasına katılalım, İsmail Arı’ya sahip çıkalım.
Sanatçı Nur Sürer: Ben gazetecinin iyisine, kötüsüne, sağcısına, solcusuna, bakmam. Gazeteciliği değerli bulurum ve çok önemserim. Haber kaynağı bu insanlardır. Cezaevine alınmalarını son derece yanlış ve adaletsiz buluyorum; gazetecisi olmayan bir dünya düşünmüyorum. İyi ki varlar.
Yazar Ayfer Tunç: Görmenin, duymanın, konuşmanın, düşünmenin, hatta hissetmenin neredeyse yasaklandığı bu çağda karanlıklara gömülmemek için cesur yüreklerin yanında olmalıyız. İsmail Arı bu cesur yüreklerden biri. Yanındayız.
Sanatçı Levent Üzümcü: Gazeteci arkadaşımız İsmail Arı henüz otuz yaşında bir gazeteci. Yaptığı haberler nedeniyle şu an içeride. 70 günü aşkın süredir de tutuklu. 5 Haziran günü ilk kez hâkim karşısına çıkacak. Bu duruşmada kendisinin serbest bırakılmasını bekliyoruz.
Yazar Ahmet Ümit: İsmail Arı işini çok iyi yapan, namuslu bir gazetecidir. Yeri dört duvarın arası değil, halkın yanıdır. İsmail Arı bir an önce serbest bırakılmalıdır...
Sanatçı Sabahat Akkiraz: İsmail Arı “yetmiş gündür halkından çalındı.” O dört duvar arasındayken yolsuzluklar durmadı, hukuksuzluklar durmadı. Ama biliyoruz ki İsmail Arı gazetecidir. Hepimizin gerçekleri öğrenme hakkı için bedel ödemektedir. “Ne de olsa kışın sonu bahar olacaktır” ve İsmail Arı yolsuzlukları, hukuksuzlukları ortaya çıkarmaya, hepimiz adına gazetecilik yapmaya devam edecektir. Gazetecilik suç değildir. Gazetecileri serbest bırakın.
Sanatçı Ceylan Ertem: İsmail Arı, mesleğini büyük bir cesaret ve halk yararı sorumluluğuyla yapan, hayranlıkla takip ettiğim bir gazeteci kardeşimizdir. Çıktığı zaman kendisiyle yüz yüze de tanışabilmek ve cesaretinden ötürü elini sıkmak isterim. Gerçeğin peşinden giden, halkın haber alma hakkını savunan onurlu gazetecilerin her zaman yanında oldum; bundan sonra da olmaya devam edeceğim. Gazeteciliğin suç değil, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna inanıyor; İsmail’in ve görevini bu şekilde layığıyla yapan tüm gazetecilerin özgürlüğünü, huzurunu diliyorum.
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici: BirGün’ün Ankara Bürosu’nda sohbet ediyorduk arkadaşlarla. İsmail Arı da aramızdaydı. O günlerde yeni bir gazete kuruluyordu; televizyon kanalı kurma projeleri de vardı. Medya piyasasından bazı isimleri transfer etmeye çalışıyorlardı; uçuk kaçık paralar teklif ediyorlardı. İsmail de transfer için görüştükleri isimlerden biriydi ama kabul etmemişti teklifi. Ben de neden kabul etmediğini sordum. Tam da tahmin ettiğim gibi, elbette paraya ihtiyacı vardı ama önceliği para değildi. Zaten ayıp olmasın diye nezaketen gitmişti görüşmeye. “Güvenilir bir yayın politikası anlatamadılar bana. Hem bir BirGün’de başladım gazeteciliğe. Burada bağımsız, patronsuz gazetecilik yapıyoruz. Biz uyumlu bir ekibiz.” Orada gazetecilik yapabileceğinden emin olamamıştı. İnandığı gazeteciliği de en rahat BirGün’de yaptığını düşünüyordu. Ne kadar fark etti bilemiyorum ama o an imrenerek baktım ona. Tutkulu bir gazeteciydi o. Nitekim deprem felaketi sonrasında insanlar çadır beklerken Kızılay’ın çadır sattığını yazdığında da Yunus Emre Enstitüsü’ndeki milyonlarca liralık soygunu haberleştirdiğinde ya da Erdoğan ailesinin vakıflarla ilişkisini aktardığında da havalara uçuyordu. Zira haberle yaşayan, büyük haber yakaladığında haberiyle birlikte yükselen bir gazeteci… 40 kere de hapse atsalar çıktığında yine gazetecilik yapacak, asla geri adım atmayacak, kalemi bükülemeyecek bir gazeteci… Muktedirlerin hedef seçmesi tesadüfi değil.
Gazeteci Timur Soykan: İsmail seninle meslektaş olmaktan her zaman onur duydum. Senin hayatından 72 gün çaldılar. Çünkü yandaş olmadın, iktidarın kalemşörlüğünü yapmadın. Çünkü saray sofralarında oturup önüne konulan çanak soruları okumadın, halkın sofrasından çalınanları yazdın. Çünkü tarikatların karanlığından beslenenlerden olmadın, o karanlıkta istismar edilen çocukların çığlığı oldun. Çünkü Yunus Emre Vakfı’nda halkın parasını çalan hırsızlara gözlerini kapatmadın, skandal yolsuzluğu ortaya çıkaran oldun. Ezcümle halkı soyanların, sömürenlerin hizmetinde değil karşısında olduğun için hapsedildin. Ama dört duvar arasında bile mesleğine, halka ihanet edenlerden çok daha özgür oldun. Umarım 5 Haziran günü özgürlükte buluşacağız. Sen bu mesleğin onurusun.
Gazeteci Alican Uludağ: İsmail Arı, tamamen gazetecilik yaptığı için, toplumun haber alma hakkını yerine getirdiği için cezaevinde. Bugün tutuklu olması, gazetecilik faaliyetlerinin engellenmesi anlamına geliyor. Bu hem ifade hürriyetinin hem de basın özgürlüğünün ihlalidir. Onun susturulmaya çalışılması aslında toplumun sesinin kısılmaya çalışmasıdır. İsmail, sonunda beraat edeceği bir davada 3 aya yakın bir süredir tutuklu yargılanıyor. Oysa bir gün bile tutuklu kalmaması gerekiyordu. 5 Haziran’da tahliye olması yalnızca adaletin bir gereğidir.
Gazeteci Barış Terkoğlu: İsmail Arı demek yürüyen haber demektir. Onu hapsedenler İsmail ile birlikte istenmeyen gerçekleri de hapsetmek istiyor. Tarikat yurtlarındaki istismarları, Diyanet’teki savurganlıkları, Kızılay’daki yolsuzlukları, devletteki kadrolaşmaları, çetelerin karanlık işlerini de örtmek istiyor. Haliyle İsmail’in meselesi İsmail’den ibaret değildir. Umarım Cuma günü çıkacak, hapiste sürdürdüğü gazeteciliği özgürlükte devam ettirecek.
ÇGD: İsmail Arı, kimi zaman depremde yakınlarını kaybedenlerin sesi oldu kimi zaman bir kadının çığlığını topluma ulaştırdı. Tüm bunları gündeme taşıdığınız zaman ne yazık ki ülkemizde hedef haline geliyorsunuz. Bu sopa son yıllarda TCK 217/A olarak karşımızda duruyor. İsmail tutuklu iken aslında bu haber alma hakkından mahrum bırakılan tüm toplum tutuklanmıştır. Bu nedenle diyoruz gazeteciler hedef alınırken sadece o kişi değil, tüm toplum, haber alma hakkı, kamu çıkarını koruma adımları hedef alınıyor. Bu da temelden demokrasiye vurulan bir darbe haline geliyor. İsmail Arı’ya sahip çıkmak, gazeteciliğe sahip çıkmak, haber alma hakkına sahip çıkmak, gerçeklere ve doğrulara sahip çıkmaktır.
TGS: İsmail’in yaptığının katıksız bir gazetecilik faaliyeti olduğunu biz de biliyoruz, BirGün okuru da biliyor, iddianameyi hazırlayan savcı da biliyor. Ama bu sistem, bizi herkesin bildiği gerçeği tekrar tekrar haykırmak zorunda bırakıyor: İsmail Arı iyi bir gazetecidir, gazetecilik de suç değildir! Günün sonunda ne oldu? İsmail 75 gün parmaklıklar ardında tutuldu, mesleğini yapması engellendi, belki onun değil ama özellikle kariyerinin başındaki meslektaşlarına korku/endişe salındı. Onun üzerinden tüm gazetecilere “ayağını denk al” denmiş oldu. İlk duruşmada serbest kalacağına inancım tam ama yetmez. Derhal beraat etmeli.
TGC: Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir toplumsa, kamuoyunu ilgilendiren tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmanın basının varlık nedeni olduğu bilinmelidir. Halkı olumsuz etkileyen, kamu yararını zedeleyen sorunlarla ilgili olarak iktidarı ve yöneticileri eleştirmek, uyarmak, bu varlık nedeninin olmazsa olmazıdır. Anayasa’nın 28’inci ve 5187 sayılı Basın Yasası’nın 3’üncü maddesi de basının bu görevini düzenler. Haber gerçekse, haber güncelse, yayınlanmasında kamu yararı varsa, içerik doğru ifade ediliyorsa gazeteciler için bu haber yapılır. Gazetecilik suç değildir. Meslektaşımızın ilk duruşmada özgür bırakılmasını talep ediyoruz.
Disk Basın-İş: Türkiye’de iktidarın gerçeklerle kurduğu sorunlu ilişki her geçen gün daha da görünür hale geliyor. Halkın haber alma hakkını savunan, kamu yararını esas alan, yolsuzlukları ve hukuksuzlukları ortaya çıkaran gazeteciler ödüllendirilmek yerine yargı sopasıyla susturulmaya çalışılıyor. Gazeteci İsmail Arı’nın cezaevinde tutulması da bu baskı politikasının son örneklerinden biridir. Bugün mesele yalnızca İsmail Arı değildir. Mesele, gazetecilerin haber yaptıkları için cezaevine gönderilip gönderilmeyeceğidir. Mesele, halkın gerçekleri öğrenme hakkının korunup korunmayacağıdır. Eğer bir gazeteci yaptığı haberler, ortaya çıkardığı iddialar ve kamuoyunu bilgilendirme çabası nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılıyorsa, burada zarar gören yalnızca gazeteci değil, demokrasinin kendisidir. İktidarı rahatsız eden gazeteciler cezaevinde değil, halkın gerçekleri öğrenebilmesi için görevlerinin başında olmalıdır. Bu nedenle İsmail Arı ve bütün gazeteciler cezaevinde olmamalıdır.
Basın Konseyi: Görevini hakkıyla yerine getiren, medyanın değerli üyesi Gazeteci İsmail Arı suç üretilerek tutsak edildi. Anayasa’nın ve yasaların teminatı altında çalışan gazetecilerin tutuklanmalarından artık vazgeçilmelidir. İsmail Arı’ya derhal özgürlük istiyoruz. Haksız tutuklamalarla, kalem susturmayla demokrasiler yaşatılamaz. İsmail Arı, halka hakikati aktarmakla görevli, sadece gazetecidir. Gazetecilik suç değildir.