Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP'nin, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a "kişilik haklarına saldırı" kapsamında manevi tazminat ödemesine ilişkin "hak ihlali" iddiasıyla yaptığı başvuruyu reddetti.
Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik şunları söyledi; "CHP’nin “yalan siyaseti” bir kere daha çöktü. CHP tarafından Sayın Cumhurbaşkanımıza ve o dönem Hazine ve Maliye Bakanımız olan Sayın Berat Albayrak’a dönük üretilen iftira kampanyalarından biri siyasi tarihimize “128 milyar dolar yalanı” olarak geçmişti.
Anayasa Mahkemesi'nin 20 Mayıs 2026 tarihli kararıyla; yerel mahkeme, istinaf ve AYM olmak üzere üç yargı aşamasında da CHP’nin sözde iddiasının delillendirilemediği net şekilde ortaya koyuldu. Böylece CHP’nin Sayın Cumhurbaşkanımıza ve o dönem Hazine ve Maliye Bakanımız olan Sayın Berat Albayrak’a dönük iddialarının “yalan siyaseti” olduğu bir kere daha kesinleşti.
AYM kararıyla birlikte CHP’nin “128 milyar dolar yalanı” milletimize söylenmiş büyük bir “siyasi yalan” olarak tescillendi.
Bu “yalan siyaseti”ni üretenlerin milletimize bu yalanı ısrarla niye söylediğini ve neyi amaçladıklarını çok iyi değerlendirmek gerekir.
“Yalan siyaseti” ile mücadele etmek milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz."
KARARIN GEREKÇESİNDEN
AYM'nin kararında Anayasa'da ifade özgürlüğü hakkının güvence altına alındığı, ifade özgürlüğü hakkı ile kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkı arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği vurgulandı.
CHP'nin, Albayrak döneminde Merkez Bankasındaki azalan rezervlerle bağının ortaya konulmadığı belirtilen kararda, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nda belirtildiği üzere Merkez Bankasının para politikalarına ve yapılacak işlemlere bankanın kendi organları tarafından karar verilmektedir. Dolayısıyla, mevcut başvuruda başvurucunun ileri sürdüğü olgusal iddiaların, davacıyla olan doğrudan ilgisine ilişkin bir temellendirmenin yapılabildiğinden söz edilemeyecektir." ifadeleri yer aldı.
Söz konusu tespitler doğrultusunda yerel mahkemece, başvurucu CHP'nin ifade özgürlüğü hakkı ile davacının şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengeleme yapıldığı ifade edilen kararda, şunlar kaydedildi:
"Başvurucunun (CHP) ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği, başvurucu aleyhine hükmedilen tazminatın orantılı olduğu, bu haliyle derece mahkemelerinin çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir paylarını aşmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir."