Dilovası ailelerinin başlattığı Adalet Nöbeti'nin 6. haftasında ülkenin dört bir yanında dayanışma nöbetleri tutuldu. Kocaeli Emek ve Demokrasi Güçleri'nin çağrısıyla İzmit İnsan Hakları Parkı'nda tutulan nöbette söz alan CHP Kocaeli Milletvekili Muhip Kanko “Bu iş yerinde alınması gereken yaklaşık 40 iş güvenliği önlemi var ve bunların hiçbiri alınmamış. Hemen yanında bir petrol istasyonu, İŞKUR Müdürlüğü ve yerleşim alanı bulunuyor. Bu mekânda düşük ücretlerle gençler, kadınlar, kız çocukları ve çocuk işçiler güvencesiz koşullarda çalıştırılıyor. Ardından meydana gelen bir patlama sonucu insanlar yaşamını yitiriyor. Maalesef mahkemede adeta “yorgan gitti, kavga bitti” anlayışı hâkim. Sanki yaşanan her şey yalnızca Kurtuluş Orantal’ın sorumluluğundaymış gibi davranılıyor. Oysa o mekânı işletenler, kiraya verenler, oradan kazanç sağlayanlar, ticaret yapanlar tamamen görmezden gelinerek “Buranın tek sorumlusu Kurtuluş Orantal’dır” denilerek kamuoyu yanıltılmaya çalışılıyor.
Ancak burada gözden kaçırılan bir nokta var. Az önce de söyledim; iş güvenliği açısından alınması gereken yaklaşık 40 önlemden bir tanesi bile alınmamış. Dilovası Belediyesini, geçmiş dönem belediye başkanlarını, bürokratları ve kaymakamları incelemeden, sorumluluklarını araştırmadan bu sonuca varmamız mümkün değil” dedi.
Nöbette konuşan Emek Partisi Kocaeli İl Başkanı İlhami Şahbaz ise “Dilovası katliamı, yalnızca bir iş cinayeti değil; bu sistemi deşifre eden, sistemin bütün kirli çarklarını ortaya çıkaran bir katliamdır. Bu katliamda sorumluluğu bulunan herkesin yargı önüne çıkarılması ve hak ettiği cezayı alması bir memleket sorunudur, bir emek sorunudur, bir demokrasi sorunudur. Bu mücadelenin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Eğer Dilovası katliamını gerçekten aydınlatacaksanız, bu iktidarın sermayeyle kurduğu rant ilişkisini göreceksiniz. Çocuk yaşta çalıştırılan işçileri, denetimsizliği göreceksiniz. Dilovası’ndaki önceki ve mevcut belediye başkanlarının bu düzenin kurulmasındaki rollerini göreceksiniz.
Bu yetkilileri, bu imza sahiplerini yargılamadan; kamuoyunun önüne çıkarmadan ve sorumluluklarını açıkça ortaya koymadan bu ülkede iş cinayetlerini önlemek mümkün değildir.
Çünkü iş cinayetleri kader değildir. Sıradan olaylar değildir. İş cinayetleri, bu yönetimin yargıyla ve sermayeyle kurduğu kirli ilişkinin bir sonucudur. Bu düğüm çözülmeden bu ülkede iş cinayetleri durmaz.
İş cinayetlerini durduracak olan da işçilerin, emekçilerin ve demokrasi güçlerinin ortak mücadelesidir.” dedi.