Kösedağ Çevre Koruma Komitesi, Sivas'ın Zara ilçesine bağlı Şenyayla ve Çevirmehan köyleri arasında yapılmak istenen pomza madeni projesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, projenin bir an durdurulması yönünde çağrı yapılarak hukuki mücadelenin devam ettiği belirtildi.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Sivas Valiliği tarafından Ordu Demirsan Madencilik şirketi için verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararına karşı açtığımız dava, Sivas İdare Mahkemesi tarafından 03.04.2026 tarihinde reddedilmiştir. Bu karar; proje tanıtım dosyasındaki mesafe hatalarını, Yeşilırmak nehrine yakınlığı, endemik türleri ve bölgenin tarım ile hayvancılık değerini gereği gibi değerlendirmeyen eksik ve hatalı bir bilirkişi raporuna dayandırılmıştır. Kararın hukuka aykırı olduğu kanaatiyle temyiz başvurusunda bulunduk; dosya hâlen Danıştay'da inceleme sürecindedir. Mücadelemiz devam etmektedir.”
ÇELİŞKİLİ KARAR
Yöre halkının geçimini tarım ve hayvancılıkla sağladığı ifade edilen açıklamada “Bu topraklar bizim ekmeğimiz, meralarımız hayvanlarımızın yaşam alanı, su kaynaklarımız ise hayatımızdır. Yerleşim alanlarına sadece 90 metre yakınında planlanan bu madencilik faaliyeti hem doğayı hem de bölgede sürdürülen üretimi ciddi biçimde tehdit etmektedir. Proje alanının hemen yakınında Alevi inanç önderlerinin soy mezarları bulunmaktadır. Bu alanlar yalnızca mezarlık değil, yöre halkının inanç ve kültürel hafızasının parçasıdır. Ayrıca söz konusu bölge geçmişte Orman İdaresi tarafından erozyonu önlemek amacıyla ağaçlandırılmış bir alandır. Doğayı korumak için ağaçlandırılan bir alanın bugün madenciliğe açılmak istenmesi ciddi bir çelişkidir. Öte yandan proje dosyasında faaliyet alanı yalnızca 17 hektar olarak gösterilmesine rağmen şirketin ruhsat alanı 1290 hektardan fazladır. Bu durum faaliyetlerin ileride çok daha geniş bir alana yayılabileceği kaygısını doğurmaktadır.”
MÜCADELEYE DEVAM
Yetkililere ve kamuoyuna çağrı da yapılan açıklamada şöyle devam edildi:
“Bu mesele yalnızca birkaç köyün meselesi değildir. Burada söz konusu olan, kamu yararı ile sınırlı bir faaliyet değil; doğayı, tarımı ve yaşam alanlarını riske atan, daha çok belirli şirketlerin ve dar bir çıkar çevresinin menfaatini önceleyen bir girişimdir. Ülkenin gerçek çıkarı; üretim alanlarının, su kaynaklarının ve doğal yaşamın korunmasından geçmektedir. Biz gelişmeye karşı değiliz. Ancak yaşam alanlarımızın, tarım topraklarımızın, su kaynaklarımızın ve inanç mekânlarımızın sermayenin çıkarları uğruna geri dönüşü olmayan şekilde tahrip edilmesine de razı değiliz. Bu bilinsin ki biz toprağımıza, suyumuzu ve geleceğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.”