Mehmet Hanifi GÜLEL
[email protected]
Tüketiciler, pandemiden sonra tükettiği ürünlerin daha fonksiyonel versiyonlarını tercih etmeye başladı. Tüketiciler artık sadece “sağlıklı” ürünlerle yetinmiyor, bunun bir adım ötesine geçerek zaten tükettiği ürünlerin protein, lif ve vitamin açısından zenginleştirilmiş, belirli beslenme ihtiyaçlarına yanıt veren, daha doğal içeriklere sahip ve fonksiyonel fayda sunan varyantlarını tercih ediyor. Beslenme bilincinin artmasıyla birlikte tüketicilerin fonksiyonel gıdalara ilgisi hızla artıyor. NIQ’nun 19 ülkede düzenlediği 2025 Küresel Sağlık ve Refah Anketi'nin Türkiye sonuçları ise oldukça çarpıcı. Ankete göre, sağlıklı beslenmenin beş yıl öncesine kıyasla bugün kendisi için çok daha önemli olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 68'i buluyor. Bu dönüşümün gıda sektöründe “Benim için iyi olan” yaklaşımını ürün geliştirme stratejilerinin merkezine taşıdığını kaydeden Karma Grup Satış ve Pazarlama Direktörü Sinem Bahçekapılı, “Daha sağlıklı ürünlerin raftaki payı her geçen gün artıyor. Hatta bu kategori, süt gibi ürünlere olan talebi artırarak hem raf büyüklüğünün hem de ürün çeşitliliğinin genişlemesine katkı sağlıyor” dedi.
Bahçekapılı, mevcut ürünlerin besin değerinin artırılması, daha düşük kalorili alternatiflerin sunulması, tüketicilerin sağlıklı beslenme konusunda daha fazla bilgilendirilmesi ve markaların bu süreçte yönlendirici rol üstlenmesinin öne çıkan beklentiler arasında olduğunu bildirdi. Artık sağlığın yalnızca bireysel bir sorumluluk olarak görülmediğini, tüketicilerin gıda üreticilerinin, perakendecilerin ve diğer sektör paydaşlarının daha sağlıklı seçimleri kolaylaştırmasını beklediğini ifade eden Bahçekapılı, “Tüketicilerin bu talebi aslında hiç de yersiz değil. TÜİK’in yayımladığı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarında da daha sağlıklı gıdaları beslenme rutinine ekleme ihtiyacı duyduğunu çok net şekilde ortaya koyuyor. Türkiye’de obez ve obez öncesi bireylerin oranı özellikle kadınlarda ciddi şekilde artmış durumda. 2008 yılında yüzde 46 olan oran bugün yüzde 57’ye yükseldi. Bu oran, 2008’den bu yana 10 milyonun üzerinde obez veya obez öncesi nüfus artışı olduğu gösteriyor. Bu da sağlıklı gıda satın alabilecek 10 milyondan fazla yeni tüketicinin pazara girdiği anlamına geliyor” diye konuştu.
“Sağlık” ekstra 7 puan büyüme getiriyor
Küresel pazarlara bakıldığında ise sağlıklı beslenme trendinin etkisiyle sağlıklı atıştırmalıklar ve organik gıda kategorilerinin güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığına dikkat çeken Bahçekapılı, “92,4 milyar dolarlık büyüklüğe sahip sağlıklı atıştırmalık pazarının her yıl yaklaşık yüzde 7 büyümesi bekleniyor. Organik gıda pazarının 2032’ye kadar 500 milyar doların üzerine çıkması öngörülüyor. Türkiye’de ise benzer bir yönelim söz konusu olsa da pazar henüz erken aşamada ve ölçek olarak daha küçük; buna rağmen büyüme potansiyeli dikkat çekiyor. Türkiye’de sağlıklı atıştırmalık pazarının büyüklüğünün yaklaşık olarak 400 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Daha gidilecek çok yol var. Türkiye’de sağlıklı atıştırmalıklarda dolar bazında yüzde 6 ile yüzde 9 aralığında bir büyüme öngörülüyor. Sağlıklı atıştırmalıklar, toplam atıştırmalık pazarının yaklaşık yüzde 12–15’ini oluşturuyor ve bu oran giderek artıyor. Tüketiciler, lezzet ve keyiften ödün vermeden ‘daha sağlıklı’ alternatiflere yönelme eğilimi gösteriyor” açıklamasında bulundu.
Fermante yöntemlerle üretilen ürünlere talep artıyor
Öte yandan sağlıklı olmayı geleneksel üretim yöntemlerinde arayanların önemli bir trend yarattığını bildiren Bahçekapılı, kara mayalar, siyezli gıdalar ve katkısız ama geleneksel fermante yöntemlerle yapılan ürünlere talep artıyor. Bahçekapılı, ayrıca üzüm veya hurmayla tatlandırılan reçel ve tatlıların sağlığı doğallıkta arayan tüketiciler için güçlü alternatifler sunduğunu belirtti.
Tüketiciler işlenmiş gıdaları azaltmaya çalışıyor
Tüketicilerin artık bir ürünün sadece sağlıklı olduğu için sürekli ve yüksek miktarda tüketilmesi fikrine sıcak bakmadığını aktaran Bahçekapılı, paketli gıdalarda aynı ürünün farklı içerik ve aromalara sahip versiyonlarının sayısının hızla artığını söyledi. Bahçekapılı, tüketiciler markaların farklı tatları sağlık faydasıyla beraber sunmasını beklediğini iletti. “Tüketiciler artık ürünlerin sadece sağlıklı olmasını değil, aynı zamanda içeriğinin sade, anlaşılır ve doğal olmasını bekliyor” diyen Bahçekapılı, “Dünyada birçok tüketici işlenmiş gıdaları azaltmaya çalışırken, daha fazla taze ve katkısız ürünleri tercih ediyor. Temiz içerik, şeffaf etiketleme ve doğal bileşenler, satın alma kararlarında daha belirleyici hale geliyor” dedi.
Market raflarından aldıkları pay büyüyor
Tüketicilerin "gıda demek, sağlık demek" yaklaşımının tamamen farkında olduğunu belirten Gıda Perakendecileri Dernek Başkanı Alp Önder Özpamukçu, iyi gıdaya ulaşmanın her geçen gün daha da önemli hale geldiğini söyledi. Müşteri talebi sağlıklı gıdaya yöneldikçe ürünlerin de bu doğrultuda geliştiğine vurgu yapan Özpamukçu, tüketicinin tercihi bu yönde ilerlediği için sağlıklı ürünlerin market raflarında kapladığı alanın her geçen gün genişlediğini iletti. Sağlıklı gıda tüketiminde güvenli zincirin önemine değinen Özpamukçu, Türkiye'deki gıda perakende pazarının yaklaşık yüzde 45'inin organize kurumlardan oluştuğuna dikkat çekti. Piyasada organize olmayan bir yapının da varlığını sürdürdüğüne dikkat çeken Özpamukçu, tüketicilerin kalite standartlarına gösterdiği hassasiyetin altını çizdi. Müşteriye en iyi ve en sağlıklı gıdayı sunma noktasında kalite sistemlerinin önemini vurgulayan Özpamukçu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim asıl odaklandığımız nokta, kurduğumuz kalite sistemleriyle sıkı denetimler yapmak. Müşteriler de organize yapılardaki bu kalite sistemlerinin çalıştığını fark ediyor ve tercihlerini buna göre şekillendiriyor. Neticede buralardan aldığı bir üründe tüketicinin 'başı ağrımıyor'. Müşterinin bu teveccühü, sektördeki herkesi daha sağlıklı ürünler sunmaya teşvik ediyor.”