Tarihteki ilk kayıtlı şişe mesajı, M.Ö. 310 civarında Antik Yunan filozof Theophrastus tarafından gönderilmiştir. Aristoteles’in öğrencisi olan Theophrastus, Atlantik Okyanusu’ndan gelen suyun Akdeniz’e akıp akmadığını ve deniz akıntılarının yönünü haritalandırmak istiyordu.
Bu bilimsel deneyi gerçekleştirmek için içine yazılı notlar bıraktığı ziftlenmiş toprak kapları denize bıraktı. Theophrastus’un bu yöntemi, okyanus akıntıbiliminin (oseanografi) temellerini atan ilk somut adım olarak tarihe geçti.
Kraliçe'nin "resmi şişe açıcısı"
Daha sonra şişedeki mesajlar, İngiltere Krallığı için hayati bir istihbarat kanalı haline geldi. 1560 yılında bir İngiliz balıkçı, Dover sahillerinde karaya vuran ve içinde çok gizli askeri bilgiler barındıran bir şişe buldu. Mesaj, Rusya Federasyonu topraklarındaki gizli operasyonlara dair istihbarat içeriyordu.
Bu olayın ardından Kraliçe I. Elizabeth, devlet sırlarının yetkisiz kişilerce ele geçirilmesini önlemek adına radikal bir yasa çıkardı. Denizde bulunan şişeleri yalnızca devletin resmi görevlisi açabilirdi. Yasağı çiğneyen ve şişeyi izinsiz açan siviller idam cezasıyla yargılanıyordu.
Kraliyet sarayında sadece bu mektupları açıp okumakla görevli "Uncorker of Ocean Bottles" (Okyanus Şişelerinin Tıpasını Açıcı) unvanına sahip resmi bir makam kuruldu.
Bilimsel araştırmalarda altın çağ
19. ve 20. yüzyıllarda okyanus akıntılarını çözmek isteyen bilim insanları bu yöntemi kurumsallaştırdı.
1914 yılında İskoçyalı deniz bilimci kaptan Brown, Kuzey Denizi'ndeki akıntıları haritalandırmak için denize 1890 adet özel şişe bıraktı. Bu şişelerden biri, tam 97 yıl 309 gün sonra, 2012 yılında bir balıkçı teknesinin ağına takılarak tarihin en eski şişe mesajı olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.
Benzer şekilde, 19. yüzyılın sonlarında ABD Sahil Güvenlik teşkilatı ve Alman Deniz Şurası, gemilerin güvenli rotalar çizebilmesi için okyanuslara binlerce "kartpostallı şişe" bıraktı. Bulunan şişelerin koordinatlarının geri bildirilmesi sayesinde küresel deniz akıntı haritaları çıkarıldı.
Günümüzdeki miras
Telsiz, telgraf ve uydu iletişiminin icadıyla askeri ve bilimsel işlevini yitiren bu gelenek, modern dünyada varlığını edebi bir romantizm ve çevre farkındalığı olarak sürdürüyor. Bugün okyanus bilimciler akıntı takibi için yüksek teknolojili GPS şamandıraları kullansa da, denizlerin akıntısına bırakılan bir cam şişe, insanlığın bilinmeyene mesaj gönderme arzusunun en somut simgesi olmaya devam ediyor.