Ana içeriğe geç

Nedim Şener'den 15 Temmuz'da FETÖ'ye çok sert tepki!

15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçse de, Türkiye'nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak kazınan o gecenin izleri hafızalardaki yerini koruyor. FETÖ'nün emniyet ve yargı yapılanmasına ilişkin çalışmalarıyla tanınan ve o karanlık geceye birebir tanıklık eden Gazeteci Nedim Şener, o gece yaşadıklarını ve FETÖ ile mücadeleye ilişkin çarpıcı değerlendirmelerini Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e anlattı. Şener, ''FETÖ'cü dediğin şahıs casustur'' diyerek mücadelenin yeni bir boyuta taşınması gerektiğini söyledi.

Nedim Şener'den 15 Temmuz'da FETÖ'ye çok sert tepki!
TGRT Haber
16

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirdiği hain darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. Türkiye'nin demokrasi tarihine ''en uzun gece'' olarak geçen 15 Temmuz'da, darbecilerin hedefi milletin iradesi ve devletin anayasal düzeniydi. Tankların sokaklara çıktığı, savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı, Meclis'in bombalandığı ve yüzlerce vatandaşın şehit düştüğü o gece, milyonlarca insan demokrasiyi savunmak için meydanlara indi. Aradan geçen yıllara rağmen o geceye ilişkin hafızalardaki izler silinmedi.

Darbe girişimine yakından tanıklık eden isimlerden Gazeteci Nedim Şener, o karanlık gecede yaşadıklarını, darbeci askerlerle karşı karşıya geldiği anları ve gecenin bilinmeyen detaylarını Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e anlattı.

FETÖ'nün emniyet ve yargı yapılanmasına ilişkin araştırmalarıyla tanınan Şener, darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala 15 Temmuz'a "tiyatro" ya da "kontrollü darbe" diyenlerin FETÖ'nün söylemini kullandığını belirterek, örgütle mücadelenin yeni bir boyuta taşınması gerektiğini söyledi.

81 ilde düzenlenen eş zamanlı FETÖ operasyonlarını da değerlendiren Şener, örgütün zamanla küresel güçler adına faaliyet yürüten bir yapıya dönüştüğünü savunarak, FETÖ'nün artık ''Küresel sisteme aparatlık ve ajanlık yapan bir örgüt'' haline geldiğini ifade etti.

ŞENER: BAZI AHLAKSIZ, NAMUSSUZLAR O GECE KADEH KALDIRIYORDU...

15 Temmuz gecesinde en çok şaşırdığı kesimin, darbeye direnen milyonlar değil, darbeyi sessizce izleyenler olduğunu söyleyen Nedim Şener, o gece yaşanan toplumsal kırılmanın bugün de sürdüğünü belirtti. Darbeye ''tiyatro'' diyenlerin FETÖ söylemini kullandığını ifade eden Şener, şu değerlendirmelerde bulundu:

''15 Temmuz 2016'da halkın direnişi hafızamda derin bir iz bıraktı. Bu direnişe karşı maalesef halkın bir kesiminin gösterdiği tepkiydi beni şaşırtan. Kimsenin ummadığı kesimlerin, hatta FETÖ'cülerin bunlar ''Bunlar bedelli askerlik yapmıştır. Sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinde asla camiye bile gitmezler'' diye küçümsedikleri ya da kendini çok bilmiş sayan, böyle ''Solcuyum, sosyalistim, efendim şöyle kanaat önderiyim, böyle aydınım'' edalarında olup, bu insanları 'bulgurcu' veya 'makarnacı' diye aşağılayan insanların hallerini görünce çok şaşırdım. İnsan umar ki aydınım, şuyum, buyum, direniş kültürüm var diyen insanlar darbecilere dirensin. Ancak tam tersi onlar adeta yorgan altına saklanırken onların 'bulgurcu, makarnacı' dedikleri insanlar sokaklara çıktı. 251 insan bu şekilde şehit oldu. 15 Temmuz'la beraber benim o kesimlerle başlayan kavgamın arkasında da bu yatıyor. Hem korkaklar, hem de gerçekten direniş gösteren, iradesine sahip çıkan, o küçümsedikleri insanların fedakarlığını görmezden gelmeye çalışıyorlar. O gece gerçek bulgurcu ve makarnacıların kim olduğunu gördük. Küçümsedikleri insanlar darbeye direnirken onlar marketlerden makarna, bulgur stoklamak için kuyruklara giriyorlardı. Benzin istasyonlarında arabalarına benzin alma derdindelerdi. Bankamatiklerden para çekmeye çalışıyorlardı. Bazı ahlaksızlar, namussuzlar da kadeh kaldırıyorlardı, hükümet gidiyor, Atatürkçü askerler geliyor diye. Bunları kandırmak çok kolay. Atatürkçü maskesi taktığın zaman, bugün Haluk Levent meselesinde de öyle. Atatürkçü maskesini taktığın zaman bunları soyarsın da, bunların beynini de çalarsın da, oylarını da çalarsın. Yeter ki Atatürkçü şu maskesi tak. Bu kadar basit. O geceden benim hala bugün anlattığım ve yüceltmeye çalıştığım insanlar, bir de gerçek yüzlerini sergilemeye çalıştığım insanlar var. Benim kavgamın sebebi de o. Boşuna ben bunlara 'makarnacı' demiyorum. Ertesi gün bir kısmı da darbe bastırıldığı için yağmaladıkları ürünleri iade etmiş. Artık o makarnaları stoklamaya ihtiyaçları kalmamış. Geri getirmişler. Bugün 10. yılındayız, bu kadar ahlaksız, yüzsüz insanlar oturmuşlar bugün de 10. yılındayız yine o kesim darbeye 'tiyatro' veya 'kontrollü darbe' gibi FETÖ'cü ağzıyla iftira atmaya kalkıyorlar. 10. yılında bir milletin iradesine sahip çıkmasını destekleyeceğiz. Darbeye 'tiyatro' diyen şerefsiz, namussuz, alçaklara karşı kesintisiz mücadelemizi yapacağız. Fetullahçı terör örgütüne karşı etkili mücadele yapacağız.''

''DARBECİ ASKERLER GİRİNCE 'BURAYI BİR TEK MİLLET KURTARIR' DEMİŞTİM''

15 Temmuz gecesi CNN Türk binasında yaşananlara değinen Şener, darbeci askerlerle karşı karşıya geldiği anları ve ''Burayı bir tek millet kurtarır'' diyerek vatandaşların binaya girmesini sağladığı kritik dakikaları anlattı:

''CNN Türk binasında yayın kesilmişti. Ortalık karışınca ben arabayla kanala geçtim. Vatan Caddesi’nde Bayrampaşa yönüne doğru giderken insanların hep sokaklara çıktığını gördüm. Tanklar arabaları kağıt gibi ezmişti. Kanala giren darbeci askerler, herkesi derdest etmişler. Yayınları kesmişler. Benim kanıma dokundu. Bu yıl itibariyle 35 yılım orada, o binada geçti. O zaman 30 yılım orada geçmişti. Kendi evimde yaşadıklarımdan daha çok orada yaşadım ben. Orada evlendim, orada çocuğum oldu, orada arkadaşlarım oldu. Orası benim yuvam oldu. 'Evimize girdiniz, çıkın' diyerek saldırmamın nedeni o. Biraz dengesi kayboluyor insanın. Arbede oldu ve oradaki arkadaşlar beni uzaklaştırmaya çalıştı. Beni sakinleştirmeye çalışan gazetecilere ''Kanalın yayını kesilemez'' dedim. Buna karşı durmak lazım. Onlarda pek bir umut yoktu, silahları olduğu için. Onlar da keselim demişler yayınları. Sonra ben ''Burayı bir tek millet kurtarır'' dedim. Diğer her yerde öyle olduğu gibi… Aşağı indim. Girişteki döner kapıyı kilitlemişler, onun yanındaki küçük kapıyı açtım. Bu sefer millet içeriye girdi. Polis orayı çevrelemişti. Ellerinde tabanca vardı. Onların elinde otomatik silahlar vardı. Ortalık kana bulanacaktı. Vatandaş çıkınca birkaç dakika içinde darbeciler teslim oldular. Benim orada olmamın öyle bir faydası oldu.''

''FETÖ, KÜRESEL SİSTEME APARATLIK VE AJANLIK YAPAN BİR ÖRGÜT HALİNE DÖNÜŞTÜ''

81 ilde düzenlenen FETÖ operasyonlarını değerlendiren Nedim Şener, örgütün yapısının zaman içinde değiştiğini belirterek artık yalnızca dini istismar eden bir terör örgütü değil, küresel güçler adına faaliyet gösteren bir casusluk ağı haline geldiğini savundu:

''FETÖ’nün en büyük özelliği devlet içine yapışmış olması ve burada mücadelenin kesintisiz sürdürülmesi. Sayın Bahçeli dün ''FETÖ tehdidi ortadan kalkmadı'' dedi. Hatırlayacaksınız birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan da söylemişti. Dışişleri Bakanı da geçen hafta FETÖ tehdidin devam ettiğini ve buna karşı teyakkuzda olmamız gerektiğini söylemişti. Adalet Bakanı Akın Gürlek de geçen gün ''Küresel ahtapotun kolları bu FETÖ. Bunlarla mücadeleyi kesintisiz sürdüreceğiz'' demişti. Bir tehdit algısı var devlet içinde olanlarda. Mehmet Uçum, pazar günkü yazısında diyor ki: ''Bu tehdit şekil değiştirerek devam ediyor. Artık dini istismar eden bir terör örgütü değil. Dini özelliğini kaybetti. Çünkü ibadet boyutu gitti. Dini istismar eden bir casusluk örgütüne dönüştü'' Gerçekten bugün FETÖ, küresel sisteme aparatlık ve ajanlık yapan bir örgüt haline dönüştü. Zaten küresel sistemin aparatı dediğimiz ülkeler: Amerika, İsrail, Fransa, Almanya gibi ülkelerdir. Türkiye bu ülkelerden 2900'e yakın FETÖ'cüyü iade etmeleri için talep etti. 10 yıl geçti üzerinden bir kişiyi dahi iade etmediler. Bir kişi hakkında soruşturma bile açmadılar. Ya da 'Bu isim sen misin?' diyerek kapısına gidip zilini bile çalmadılar. Bu hala bir örgütün emperyalistler tarafından kullanışlı olduğunu gösteren bir tutumdur. Dolayısıyla bir gün onu kullanacaklar. Arkalarında İsrail var. FETÖ'nün ilk devlete saldırısını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2009'da 'One Minute' çıkışını hatırlayın. Dolayısıyla bu tehdit algısı devlet içinde bu işle doğrudan muhatap olanlar tarafından görülüyor. Çünkü bu isimler, Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında yer alıyordu. 10 yıllık MGK bildirilerine bakın. İlk maddesi FETÖ, PYD, PKK ve DEAŞ diye gidiyor. Bu örgütlerle mücadelenin devam edeceğini söylüyor.''

Kamuoyu araştırmalarında FETÖ'nün hala toplumun önemli bir kesimi tarafından tehdit olarak görüldüğünü ortaya koyduğunu belirten Şener, FETÖ ile mücadelenin farklı bir boyuta çıkarılması gerektiğini vurguladı:

''Milletin bu yaşananları nasıl gördüğü önemli. Areda Survey'in yaptığı anketin analizlerine göre, halkın %68.7'si FETÖ'yü tehdit olarak görüyor. Optima'da bu oran %69.2 olarak çıkıyor. Gerçekten benim için şaşırtıcı. Bunun içinde bütün siyasi görüşler var. Kim yoktur biliyor musunuz? Sadece FETÖ'cü olanlar yoktur. Bir de çok az bir Türkiye düşmanını katarsınız. Böyle bir rakam elde edebilirsiniz. Ya da tamamen duyarsız, umursamaz insanlar vardır. %30'un içine onu koyarsınız. 2021'de bu rakam %61, 2024'te %64, bugün %69'lara gelmiş. Darbenin 10. yılında FETÖ ile mücadeleyi farklı bir boyuta çıkarmamız gerekiyor.''

15 Temmuz'un 10. yılında 81 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonları da değerlendiren Şener, FETÖ'nün hala ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu belirterek örgüt mensuplarının yalnızca terör örgütü üyesi değil, aynı zamanda casus olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti:

''81 ilde FETÖ operasyonu yapıldı ve 973 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İçinde çok sayıda aktif kamu görevlisi var. Birçoğu da emekli kamu görevlisi. Türkiye FETÖ'yü bir terör örgütü olarak tanımlıyorsa ve bir günde yaptığı operasyonla bine yakın insanı bir günde alıyorsa bir tehdit var mıdır? Vardır kardeşim. Ankette darbe olsa yine sokağa çıkarım diyenlerin oranı artıyor. Bu umutlu. Mesela yine anketlerde devletin mücadelesini %60 şekilde olumlu buluyorlar. FETÖ hala bir tehdit olarak görülüyor. Şimdi bunu gidermek ve insanları FETÖ tehdidinden kurtarmak lazım. Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı operasyonlar büyük bir tespiti ortaya koyuyor. Bu operasyonların bu şekilde devam etmesi lazım. Yani mesela IŞİD'le mücadelede Türkiye'nin başarısı kesintisiz operasyon yapmak oldu. IŞİD elemanını alıyor, takip ediyor, fiili halde tekrar alıyor. Örgütü hareket edemez noktasına getiriyoruz. Örgütle böyle mücadele edeceksin. Mehmet Uçum diyor ki: "Dini istismar eden terör örgütünden, dini istismar eden casusluk örgütüne…’’ Bir casusluk örgütüyle karşı karşıysak casusluktan davaların açılması lazım. FETÖ'cü dediğin şahıs, casustur.''

Kaynağa Git

İlgili Haberler